BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne sosyal hizmetler, ne sosyal güvenlik!

Ne sosyal hizmetler, ne sosyal güvenlik!

Türkiye’nin müzminleşen yarası: Sosyal Güvenlik Sistemi. Vatandaşın gelecek güvencesi olması gereken sistem, başlıbaşına güvensizlik unsuru halinde. Her sene bütçenin içinden milyarlarca dolar, sosyal güvenlik sisteminin açıklarını, daha doğrusu kara deliklerini kapatmak için aktarılıyor. Y



Türkiye’nin müzminleşen yarası: Sosyal Güvenlik Sistemi. Vatandaşın gelecek güvencesi olması gereken sistem, başlıbaşına güvensizlik unsuru halinde. Her sene bütçenin içinden milyarlarca dolar, sosyal güvenlik sisteminin açıklarını, daha doğrusu kara deliklerini kapatmak için aktarılıyor. Yıllardır böyle ve ne yazık ki yıllarca da devam edecek. “Benim işçim, benim memurum” mugalatasının piri olan politikacıların “ulufe dağıtır gibi” dağıttığı erken emeklilikler ile, “oy uğruna istismarına göz yumulan” yeşil kart yağması ile felç haline gelmiş bir sosyal güvenlik sisteminden bahsediyoruz. Bakın size bir rakam vereyim. Türkiye’de çalışan nüfus içinde sosyal güvenlik primi ödeyenlerin oranı ne kadar biliyor musunuz: % 27,4. Peki girmeye öykündüğümüz Avrupa Birliği’nde bu oran ne kadar? % 80; Japonya’da ise % 100. Üstelik bizim bir de erken emeklilik denen ucubemiz var. Bakın etrafınıza, kırklı yaşlarında emekli olmuş ne kadar çok insan göreceksiniz. Sosyal devlet mi? 1960’ın darbe anayasasının temel iddialarından birisi de “sosyal devlet” oluşturmak imiş. Daha sonraki bürokratik yapılanmalar da bu iddiayı pekiştirmiş. Ama 45 yılın sonunda elimizdeki sosyal devlet görüntüsü bu işte. Emeklisine maaş, sigortalısına ilaç vermekten aciz hale gelmiş, fiilen bitmiş bir sosyal güvenlik sistemi; muhtacına, düşkününe, yetimine insanca yaşam şartları vermekten aciz durumda bir sosyal hizmetler sistemi. Bürokratik oligarşinin on yıllar sonunda meydana getirdiği “sosyal devlet” bu işte. Birileri her taşın altında rejim düşmanı, her kapının ardında müstevli ararken, devletimizin sosyal yönü yavaş yavaş çürümüş, değil mi? Kendi vatandaşına bir türlü güvenemeyen bir bürokratik mekanizmanın, o vatandaşı başına tac etmesini beklemek biraz safidllik olurdu herhalde ama, insan yine de hayıflanmadan edemiyor. Tarihi, dağdaki aç kurtları bile besleyen “şefkatli devlet” geleneğinden gelen bir ülkenin, bugün kendi sahipsiz yetimini bile kollayamaması çok acı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT