BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayaküstü...

Ayaküstü...

Defalarca izleyerek, “Ceza sahasında rakibe kontrolsüz girmek” olarak kabul edip, Alex’in pozisyonuna penaltı diyebiliriz...



Defalarca izleyerek, “Ceza sahasında rakibe kontrolsüz girmek” olarak kabul edip, Alex’in pozisyonuna penaltı diyebiliriz... Fakat Türkiye’de hakem olup, daha önceki 10 maçın 9’unda “korunduğu yönünde” tartışmalar yaşamış bir takımın maçına çıkıp, 90 artı 2’de “Light bir penaltı” düdüğü çalmak her babanın harcı değil... Benim hakemlere yönelik ümidim bu maçtan sonra iyice arttı... En azından cesaretleri için... ağır yaralı... G.Saray’ın amigosu Sezgin’i tanırsınız... Futbolcuların gol attıktan sonra koşup sarıldıkları ilk kişi... İlginç bir tanışma öykümüz, güzel hatıralarımız var da, ben onlardan bahsetmeyeceğim... Bu daha komik çünkü... Bir gün arkadaşları ile Kocaeli deplasmanına giderken yolda kaza geçirmişler... Ekipler olay yerine gelmiş ve arabadakilerin durumuna bakarken Sezgin’i görüp telsize sarılmış; “-Hemen bir ambulans gönderin, yaralılardan birinin iki ayağı da kopmuş...” Ambulans gelmiş, apar topar bindirip hastaneye götürmüşler... Sezgin sonrasını şöyle anlatıyor; “-Doktorlar polislere kopan bacaklarımı sorunca bir sessizlik oldu... Nihayet fırsatını bulup, ‘Yav beyler’ dedim, ‘Ne arıyorsunuz, benim bacaklarım doğuştan yok’... Doktorlar gülmeye başladı, polisler ‘Niye daha önce söylemedin’ diye fırçaladılar ve beni aldıkları yere bıraktılar...” hayata dair... Tertemiz şeylerden sözedeyim İlk sevdalarımdan, ilk dostlarımdan. Ne toprağın kokulu çiçekleri Ne yıldızlar... Ne vahşi gönüllü, vahşi ruhlu insanlar ; Hiç, hiçbir şey kalmıyor ebedi olarak, Herşey kuruyor sabah çiğleri gibi. ... Ama bir şeyler kalıyor ki çok kıymetli. İşte bu kalıntıların parıltısı Bir emanet sanki sonsuzluğa... Çimenler üstünde oturmak Dostlarla bir şeyler okumak Dolaşmak yıldızların altında Gelecekten konuşmak... ... Koca bir ömür boyu Mezarlarında kaldı sevdalarım Artık genç de değilim ki Zaman gelip geçiyor yanımdan. Hâlâ gençlik var ya dünyada Ve her yerde açılıyor ya genç gönüller Gelin ey genç dostlarım Vahşi diyarlara göç edelim Ve masmavi göğün altında Temiz, tertemiz şeylerden sözedelim Huzur ve rahatlık bunda. (...Ho Chih-Fang) bizimkiler... Dündar Abi, üçüncü kez çıkardığı bina giriş kartını, Son olarak da ‘bankamatik’e kaptırdı... *** Halil Abi: G.Saray’la aramızdaki puan farkı 9’a çıktı... Yılmaz Abi: Üç puan değil mi?... Halil Abi: G.Saray’la iki maçımız var... *** Ömer Abi: Atay Aktuğ’un basın toplantısı varmış bugün?... Tahir: Artık benim başkanım Aziz Yıldırım... temelin yeri... Gece yarısı karakolun telefonu çalmış, karşı taraftaki ses: “-Memur bey karyolanın altında saatli bomba var...” Memur Temel; “-Nerden anladınız bomba olduğunu?...” -Tik tak, tik tak ses geliyor.... “-Hımm... Tik tak ettiği sürece korkmanıza gerek yok efendim...” *** Temel parfüm dükkânına girmiş ve tezgâhtaki delikanlıdan Fadime’nin yaşgünü için bir parfüm istemiş... “Tamam” demiş tezgâhtar gülümseyerek, -Küçük bir sürpriz ha?... “Evet gerçekten küçük bir sürpriz olacak” demiş Temel, “-Kendisi gemi seyahati bekliyordu...” S.Ö.Z. der ki; “-Cep telefonunun şarjı iki haftada bir bitiyorsa dikkat et... Ya cimrisin, ya da dostun yok...” (Artık iyice olduğunu belli eden müthiş S.Ö.Z.leri...) bugünün buluşu * Saatler geri veya ileri alındıktan sonraki gün; gazeteler “Saatlerinizi geri - ileri - aldınız mı” şeklinde uyarı yazısı koydu... (01.11.1961) itiraf reyonu... (isim: fatih demirkol... şehir: fatsa... yaş: onaltı...) Abi benim adım Fatih Demirkol... Son günlerin meşhur adamı Gökhan Demirkol amcamın oğlu... Bunu okulda birine söyledim, hocalar dahil bütün okul öğrendi... Fena halde rezil oldum ama biraz da iyi oldu, popülaritemiz arttı... Ama ciddiyim, o amcamın oğlu... *** (isim: diyaddin arvas... şehir: istanbul... yaş: yirmi civarı...) Rehberlik hocamız, Kurtlar Vadisi hastası olduğu için Serdar isimli arkadaşımız onun telefonuna bluetooth’la bu dizinin müziğini gönderiyor... Ben de iş olsun diye “Bana da at” dedim ve telefonumu yanına bıraktım... Serdar’ın bir saatine maloldu ama yine de geçemedi... Benim renksiz ekran takozla, bırakın bluetooth’la müzik almayı, mesajlara bile bakılmıyor... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) tuzaktan kumanda... (SHOW - Ana Haber...) DENİZ BAYKAL: Beni tanıyor musun bakayım?... İLKOKUL ÇOCUĞU: Tanıyorum... Sen Polat Alemdar’sın... *** (KANAL D - 3. Devre...) İLKER YASİN: Bülent Abi maçı sen de seyrettin değil mi?... BÜLENT YAVUZ: Tabii yaa... Hem de ne biçim seyrettim... tebeşir tozu “-Adaletsizliği bir yangından daha çabuk önleyiniz...” (...Heraklitos) sanatik kritik “-Bunca yıldan sonra horladığımı öğrendim... Hülya evliyken hiç şikayetçi olmamıştı... Duyması mümkün değil, benden önce yatıyordu...” (...Kaya Çilingiroğlu) politik kritik “-Eski yaraları kaşımaktan başka bir şey yapmıyorlar... Kalkınma, adalet, demokrasi üzerinde yükselmeyen Cumhuriyet’in bekasını kimse sağlayamaz...” (...Tayyip Erdoğan) sportik kritik “Artistik buz pateninde güzel hareketlere puan veriliyor, ama futbolda gol atınca puan alıyorsun... Bu kadar stres için benim yaşım uygun değil...” (...Christoph Daum) Şifa Yemek İftar Menüsü > Mercimek Çorba... > Etli Nohut... > T.Şehriyeli Pilav... > Cacık...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT