BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BM Güvenlik Konseyi ve Suriye...

BM Güvenlik Konseyi ve Suriye...

Daha önce Irak için işletilen mekanizmanın bir benzeri şimdilerde Suriye için yürürlüğe konulmuş bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi, bombalı suikastla öldürülen Lübnan eski başbakanı Refik Hariri cinayetinin soruşturulması konusunda Suriye’nin BM ile tam iş birliği yapması çağrısını yapan bir kararı oy birliği ile kabul etti.



Daha önce Irak için işletilen mekanizmanın bir benzeri şimdilerde Suriye için yürürlüğe konulmuş bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi, bombalı suikastla öldürülen Lübnan eski başbakanı Refik Hariri cinayetinin soruşturulması konusunda Suriye’nin BM ile tam iş birliği yapması çağrısını yapan bir kararı oy birliği ile kabul etti. Suriye Dışişleri Bakanı Faruk Elşara’nın “Böyle bir karar tamamen mantıksızdır...” türündeki çırpınmaları bir netice vermedi. Çünkü, bu kararın alınmasını ABD, İngiltere ve Fransa ortaklaşa teklif etmişlerdi. Aslında (çağrıya uymadığı takdirde), Suriye’ye ambargo dahil çeşitli yaptırımlar uygulanması hükümlerini de bu karara iliştirmek isteyen mezkur devletler; Rusya ve Çin’in muhalefeti karşısında bunu şimdilik ertelemek zorunda kaldılar. Ama önemli değil; nasıl olsa bu karara; “Tam iş birliği yapılmadığı takdirde daha ileri adımlar atılacağı...” hükmü eklenmiş bulunuyor. İş birliği yapmak!.. Bu tabiri bir yerlerden hatırlayacaksınız mutlaka. Hani Irak’tan da 1990’lı yıllarda hep aynı şeyler isteniyordu ya... Kitle imha silahlarının araştırılması konusunda Irak’ın BM Silah Denetçileri’yle tam bir iş birliği içinde yardımcı olması! İşte o hikaye. O hikayenin sonunun nereye vardığını anlatmaya gerek var mı? Oysa Irak hakikaten silah denetçileri ile tam bir işbirliği de yapmıştı... Bu çerçevede Saddam Hüseyin’in 77 tane sarayındaki yatak odalarının aranması dahil! BM heyeti defaatle Irak’ın iş birliği yaptığını da belirtmişti. On küsur sene devam eden arama ve araştırmalara rağmen, bir türlü o mahut silahların izi bulunamamıştı. BM Silah Denetçilerinin başı olan Hollandalı diplomat, dürüstçe ve açıkça Irak’ta kitle imha silahları olmadığını resmen açıklamıştı. Ama ABD’nin istediği bu değildi. Ona göre Irak ayrıca nükleer silah yapmak için Nijer’den Uranyum alma gayreti içinde idi. Bu yalan ve düzmecelerden ötürü Bush ekibinden önemli adamların kellesi bir bir gidiyor bugünlerde! Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Mısırlı Başkanı Muhammed El-Baradey, Amerikanın bütün baskılarına direnerek bunun doğru olmadığını ısrarla savundu. Belki de bu şahsiyetli duruşundan ötürü UAEA ve Başkanı Baradey, bu yıl Nobel Barış Ödülünü kazandı... Ancak sonuç değişmedi; İngiltere’nin düzmece istihbarat raporlarını (Hani “Saddam 45 dakika içinde Londra’yı vurabilecek kapasitede...” diyen raporlar), ABD yine BM Güvenlik Konseyi’ne Dışişleri Bakanı Powell’in şovuyla sundu. Buna rağmen istediği kararı çıkartamayınca BM’yi bay-pas edip Irak’ı işgal etti. Suriye için belki bir işgal kararı veya harekatı gündeme gelmeyecek. Ama başka yollardan bu ülke istenen çizgiye getirilecek. Onun için ne kadar iş birliği yaparsa yapsın; ABD-İngiltere ve Fransa’nın istediği çizgiye gelinceye kadar baskılar devam edecek. Irak’ta denklem dışı kalan Fransa, Suriye’de aynı duruma düşmemek için çok istekli bir iş birliği içinde... Ne de olsa Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki paylaşımın benzeri cereyan ediyor. O zaman Irak İngiltere’ye, Suriye Fransa’ya düşmüştü. Şimdi aslan payının sahibi belli. Ama ‘Süper Güç’le birlikte yeni bir Sykes-Pico anlaşması neden olmasın. BOP’un sahibi ABD olsa da, bu projenin hayata geçmesi başka ortaklara çok ihtiyaç var!.. Evet... Suriye için çok sıkıntılı bir dönem önceki günden itibaren başlamış bulunuyor. Bakalım neler olacak? Sadece rejim değişikliği ile yetinilecek mi, yoksa İsrail ile barışa razı edilinceye kadar zorlanacak mı? Bazıları Suriye’deki rejimin yapısı ve mahiyetini öne sürerek bu ülkeye yönelen emperyal etkilemeleri adeta alkışlıyor. Ancak meselenin rejim veya demokrasi olmadığı Irak örneğinden de anlaşılmıyor mu? Büyük, yahut Genişletilmiş Orta Doğu Projesi için engel görülen rejimlerden ziyade, ülkelerin konumu ve fonksiyonudur. Bunu unutmamak gerekiyor. Afganistan ve Irak’ın işgali için ikiz kulelerin vurulması, Suriye’nin cendereye sokulması için de Refik Hariri’nin öldürülmesi bahane... Ama asıl maksat tabii ki başka. Dünyanın diğer kısmı bunun çok iyi farkında. Onun için de ABD ve İngiltere’nin işi eskisi kadar kolay değil. Fakat gene olan bölgemizdeki ülkelere olacak!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT