BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YÖK’ü nasıl bilirsiniz?

YÖK’ü nasıl bilirsiniz?

Türkiye’de birdenbire gündeme bomba gibi düşüp de, ortalıkta kasırga estiren; sonra, aniden balon gibi sönüp giden (yani gündemden düşen) olaylara akıl sır ermiyor.



Türkiye’de birdenbire gündeme bomba gibi düşüp de, ortalıkta kasırga estiren; sonra, aniden balon gibi sönüp giden (yani gündemden düşen) olaylara akıl sır ermiyor. Diyeceksiniz ki, ortalık karışacağı kadar karıştıktan sonra sağduyu birdenbire ortaya çıkıp her şeye hakim oluyor ve akan sular duruluyor. Duruluyor da, aklı karışan sıradan vatandaş, olup bitenden bir şey anlıyor mu? Söz gelimi, daha dün Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörünün tutuklanması sonucunda karşı karşıya gelen YÖK ve hükümet zıtlaşmasından sonra; hükümet kadrolaşmayla suçlanırken, YÖK sütten çıkmış ak kaşık havasına mı girmiştir? Kamuoyunda itibar mı kazanmıştır? Şimdi sıradan vatandaş, YÖK’ü kendi iç bünyesinde sorunlarını halletmiş, bilimin gelişmesi için her türlü fedakârlığı yapan, akademik ortamda hak ve hukuku gözeten, görev suiistimallerinin yapılmadığı, intihal olaylarının asla söz konusu olmadığı, kendini eleştirebilen, kendini yenileyebilen, cumhuriyetin yegane savunucusu, ilerici bir kurum olarak mı algılamalıdır? YÖK, gerçekten böyle bir kurum mudur? O YÖK ki, daha düne kadar 12 Eylülün antidemokratik kurumlarından biri olarak şimşekleri sürekli üstüne çekmiş; kendi iç bünyesinde huzursuzluklarla çalkalanırken; şeffaf olmamakla, özgür düşünceye engel olmakla, bilimsel özgürlüğe sahip çıkmamakla suçlanmıştır. Bu yüzden de sürekli olarak öğrencilerin protestolarına maruz kalmıştır. Aktüel Dergisinin kasımın ilk haftasında çıkan sayısında, geçen dönemin MHP milletvekili ve (YÖK ve üniversitelerdeki yolsuzlukları araştırmak üzere kurulan) TBMM YÖK Araştırma Komisyonu üyesi olan Bozkurt Yaşar Öztürk’le yapılan ilginç bir röportaj yayınlandı. Bu röportajda Öztürk’ün açıklamalarından öğrendiğimize göre YÖK ve bazı üniversiteler hakkında 33 suç duyurusunda bulunulmuş. Bu suçların mahiyeti ve gelişmelerle ilgili olarak Bozkurt Yaşar Öztürk şöyle diyor: “Dosyalarda geçen suç türlerinin bilimsel özgürlükle, laiklikle falan ilgisi yoktu. Görevi suiistimal, irtikap, haksızlık, böyle şeyler... Fakat ne oldu, biliyor musunuz? 12 Eylül’ün en antidemokratik kanunlarından biri olan YÖK kanunu nedeniyle bu 33 suç duyurusundan hiçbiri dava açmayla sonuçlanmadı. Hepsi YÖK’ ün izin engeline çarptı. Yani, YÖK dava açmak isteyen hiçbir savcıya izin vermedi. YÖK’ün ilgili kurulu hepsi için gerek yok dedi, biz bakarız, inceleriz dedi. Ne yazık ki hiçbirini ele almadı.” YÖK’ün bu nemelazımcılığına çok üzülen, hatta bu yüzden sağlığını kaybeden, “Şu andaki YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’e sesleniyorum; bu suç duyuruları hâlâ geçerlidir” diyen Öztürk, o günlerdeki hissiyatını şöyle açıklıyor: “Nasıl olur dedim, nasıl olur da elde belge, elde bilgi; göz görüyor, kulak duyuyor, el tutuyor da bunlar oluyor? Nasıl bir suç zanlısı savunulabilir, arkasında durup korunabilir? Medyanın tavrına gelince... Raporumuz bittikten sonra bir basın toplantısı düzenledik. Ardından her birimiz değişik platformlarda meselenin önemini ve elde ettiğimiz bulguları anlatmaya çalıştık. Televizyonlara baş vurduk, açık oturumlar yapın, anlatalım dedik sesimizi duyuramadık.” Şimdiye kadar topluma kapalı duran, ülkenin zaman zaman karşı karşıya kaldığı hayati sorunlar karşısında suskun kalan YÖK’ü tanımak konusunda herhalde bu anlatılanlar okuyucuya bazı ipuçları verir sanıyorum. Yazımı noktalarken “Hukukçu olan Sayın Teziç, Öztürk’ün talep ettiği gibi söz konusu suç duyurularını bugün dikkate alır mı? Medyadan da bunların takibini yapanlar çıkabilir mi?” diye kendi kendime sormadan geçemiyorum. ..... TEBRİK: Sevgili okuyucularımın Ramazan Bayramlarını kutluyor, sağlık ve esenlik içinde geçecek nice bayramlar diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT