BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarlaya robot girdi

Tarlaya robot girdi

Türkiye’de topraklar miras yoluyla giderek küçüldüğünden makineli tarıma geçmek mümkün olmuyor. Küçük toprakta makineli tarım pahalı olduğu için Türk çiftçisi hâlâ geleneksel yöntemlerle tarlada boğuşuyor.



> Mehmet Gel > Avrupalı ise tarlasına robotu soktu. Düşük maliyetle kaliteli ve yüksek verim elde ediyor. Traktörünü bile uydudan gelen bilgilere göre, el değmeden süren Avrupalı çiftçi ekimden hasata kadar teknolojiden faydalanıyor. İSTANBUL- Tarımda teknolojiyi uyduya çıkartan Avrupalı; tarladaki traktörünü, biçerdöverini artık uzaktan kumanda ile yönetirken, Türkiye tarımı hâlâ karasabanla yapıyor. Avrupalı çiftçi tarlasının verim haritasını lazerle tarayıp çıkardıktan sonra traktörünü de robotla uydudan aldığı bilgilere göre sürüyor. Geleneksel metodlarla konvansiyonel tarımdan kurtulamayan Türk çiftçisi ise henüz traktörüne bir pulluk dahi ekleyemedi. Tarımda makineleşmeye baktığımızda Avrupa’da traktör başına düşen ekipman ağırlığı 12 tonu bulurken, Türkiye’de traktör başına bir pulluk dahi düşmüyor. Böyle olunca da yüksek verim, düşük maliyet esasına göre çalışan Avrupalıyla üretim rekoltesinden, fiyata, verimlilikten maliyetlere kadar hiçbir alanda rekabet şansımız kalmıyor. İşte Türk tarımıyla Avrupa arasındaki makas farkı bu derece açık durumda. 3 milyon işletme mi tarla mı? Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayan Türkiye’de tarım nüfusunu 10 milyon dolayında azaltmanın yolu toprakları birleştirip, ekilebilir araziyi büyütmekten geçiyor. Bu da büyük tarımsal işletmelerin sayısının artmasını gerektiriyor. Türkiye’de 3 milyon tarım işletmesi gözükmesine gözüküyor ama ekilebilir arazi sayısı oldukça az durumda. Türkiye’de 26.6 milyon hektar alanda ancak bitkisel tarım yapılabiliyor. Toprak bölünmüşlüğü o kadar fazla ki, Avrupalının tarımsal işletme diye bildiği gerçeğin arkasında, aslında 3 milyon küçük tarla sahipleri bulunuyor. Çünkü tarımsal işletmelerimizin yüzde 65’inin büyüklüğü 50 dekarın altında tarım yapıyor. Herkes tarımı kendi küçük tarlasında yapmaya kalkınca hem maliyet yüksekliği yüzünden makineli tarıma geçemiyoruz, hem de tarlayı yüksek verimde çalıştıramadığımız için istenilen düzeyde ürün seviyesine çıkamıyoruz. Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde amaç düşük maliyetle yüksek kalitede üretim yapabilmek. Böyle olunca ekim’den hasata yeni yeni metodlar deneniyor. Türkiye geleneksel metod olan pullukla toprak işlemesini yapmaya gayret gösterirken, Avrupalı enerji tüketimini, zamanı ve yakıt tüketimini azaltacak tekniklere yöneliyor. Örneğin Türkiye’de bir hektarda tahıl üretebilmek için geleneksel yöntemlerle 434 kilowatsaat enerji harcanırken, herhangi bir toprak işleme yapmaksızın makineli tarımla doğrudan ekim yapan Avrupalı ise aynı hektarda 195 kilowatsaat enerji tüketiyor. Traktörle uydudan tarım Bununla da yetinmeyen Avrupalı harmandan direkt ekime ulaşabilmek için tarımda uzaktan algılama ve kontrol yöntemlerinin geliştirilmesini denemeye başladı. Buna göre; öncelikle lazer makinalarıyla tarama yaparak tarım yapılacak sahanın belirlenmesi sağlanıyor. Tarla tesviyeleme işlemiyle ekilebilir araziyi belirleyen Avrupalı çiftçi, GPS adı verilen ‘Küresel konum belirleme sistemi’yle tarlasının hasat veriminin haritasını çıkartıyor. Bu arada tarladan bitki besin maddeleri örneği alınarak toprağın yapısı inceleniyor. Toprağın verim derecesi ve yapısıyla ilgili bilgiler Coğrafi Bilgilendirme Sistemi (GIS) aracılığıyla anında uyduya aktarılıyor. Ve tarlaya traktör girdiğinde kullanıcı uydudan gelen bilgiler doğrultusunda hiçbir müdahale yapmadan ekim işlemini yapıyor. Tohum yatağı hazırlama ve ilaçlama işlemi uydu bilgileriyle yapılırken, verimsiz gözüken yerlerin daha spesifik gübrelenmesi de sağlanıyor. > HER ŞEY UYDUDAN Makineli tarımda ilk işlem olarak toprak potansiyeli belirleniyor. Buna göre yapılacak ürün seçiminin akabinde belirlenen uygulama haritaları bilgisayar yoluyla uyduya aktarılıyor. Tarlaya biçerdöver girdiğinde ise uzaktan algılama yöntemi (GPS) ile uyduya gönderilen veri kartlarındaki bilgiler okunuyor. Traktör veya biçerdöverdeki robot, navigasyon sistemiyle gelen bilgilere göre komutla tarlada ilerliyor. Uydunun verdiği komuta göre ilaçlama, gübreleme yapılıyor, hangi bölümden daha yüksek verim elde edileceği belirleniyor. Bu işlem ekim veya hasat tamamlanana kadar devam ediyor. > Uydudan faydalanmak için şu adımlar izleniyor: * Çalışma alanına ait uydu görüntüsü alınıyor. * Uydu görüntülerinin ön işlenmesi yapılıyor. * Bu arada arazi çalışması, GPS ile koordinatlı veri toplanıp veriler önceki verilerle çakıştırılıyor. * Görüntüler sınıflandırılıyor. * İl, ilçe sınırları bu verilerle çakıştırılarak ekim alanları belirleniyor, en yüksek verimin nereden alınacağı tespit ediliyor. > Traktörün hızında AB’yi yakaladık! Makineli tarıma doğru hızla yol alan Türkiye’de eskiden traktörün hız sınırı 25 km idi. 25 km hızla zaman ve yakıt kaybı yaşanırken, bu hız şimdi büyük çiftliklerde 40 km’ye kadar çıktı. Avrupa’da ise traktörün tarladaki hızı 50 km. Traktörün hızını artırmak isterseniz buna uygun süspansiyon takvisini de yapmanız gerekiyor. Bu da 60 bin Euro’luk traktörün fiyatını 100 bin Euro’ya çıkartmak demek. > İşte makineli tarım farkı! Makineli tarımda çiftçi kullanacağı ekipmana göre traktörünün gücünü belirliyor. Yüksek beygir gücüne dayalı traktörlerle yapılan tarımı, geleneksel yöntemlerle karşılaştırdığımızda ortaya ilginç farklar çıkıyor. Örneğin geleneksel buğday tarımında 1 hektar alanda tohum yatağı hazırlama ve ekim işlemi için 4 saat zaman harcanırken tam 59 litre yakıt sarfiyatı gerekiyor. Aynı işlemi makineli tarım gerektiren birleştirilmiş işlemler tekniği ile sadece 51 dakikada ve 33 litre mazot yakarak yapabilmek mümkün. Ayrıca geleneksel metodla yapılan tarımda traktörle tarlayı 6 kez işlememiz gerekirken, aynı işlem makineli tarımda tek bir kez işlenerek yapılabiliyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 116856
    % 0.23
  • 3.7716
    % -0.91
  • 4.6151
    % -0.97
  • 5.2351
    % -0.93
  • 161.284
    % -1.05
 
 
 
 
 
KAPAT