BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tabuları Yıkan Lider ÖZAL

Tabuları Yıkan Lider ÖZAL

Değişim programı



Bakanlar milletvekili olmamalıydı. Anayasa kısa ve öz olmalı, adalet reformu mutlaka yapılmalıydı. Devletin yaptığı her işte güven esas, şüphe istisna olmalıydı. Turgut Özal, geleceğin daha iyi yetişmiş insana dayanacağını biliyordu. Bunun için insana yatırıma büyük önem verilmeli, bilgi çağını yakalamakta geç kalmamalıydık. Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal, bir döneme damgasını vurdu. Sevimli bir insandı, tontondu. Türk insanı onu hatalarıyla sevaplarıyla seviyordu. O mevcut sisteme göre çalışan bir yönetici değil, sürekli sistemi yenilemeyi, değiştirmeyi, iyileştirmeyi düşünen bir liderdi. Cumhurbaşkanı makamına çıkma konusunda çok düşündü. Sonunda kararını verip Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da Türkiye’yi dünyanın sözü dinlenir sayılı ve güçlü ülkelerinden biri haline getirmek için büyük çaba gösterdi. Artık devletin ve milletin ihtiyacı olan şeyleri daha bir sakin kafayla düşünebiliyordu. Siyaseti bir kenara bırakmış, ancak siyaset henüz onu bırakmamıştı. Demirel sürekli bay pas yapacağını, Özal’ın yetkilerini kısıtlayacağını söyleyip duruyordu. O bunların da üzerine çıkmayı başardı. Türkiye için yapılması gereken daha çok şey olduğuna inanıyordu. En önemlisi de devletin yeniden yapılandırılmasıydı. Başkanlık sistemine geçilmeli, yasama ve icra ayrı ellerde toplanmalı, bakanlar milletvekili olmamalıydı. Anayasa kısa ve öz olmalıydı. Adalet reformu mutlaka yapılmalıydı. Uzun yıllar Özal’ın Özel Kalem Müdürlüğü’nü yapan, daha sonra milletvekili olan Engin Güner’in ifadesi ile: “Devletin yaptığı her işte güven esas, şüphe istisna olmalıydı. Bunun için müfettişlik sistemi değişmeliydi. Türkiye bilim ve teknolojiye, araştırma ve geliştirmeye daha büyük kaynak ayırmalıydı. Gelecek daha iyi yetişmiş insana dayanacağından, insana yatırıma büyük önem verilmeli, bilgi çağı zamanında yakalanmalıydı. Eğitimde zihniyet değişikliğine gidilmeli, okullar bürokratik tahakkümden kurtarılarak, mahalleye, şehre ve topluma kazandırılmalıydı. Amerika’da olduğu gibi okulları mütevelli heyetleri idare etmeli, böylece her küçük yerleşim birimi kendi okuluna sahip çıkmalıydı. Aynı sistem sağlık alanında da uygulanmalı, eğitim ve sağlık yerel yönetimlere bırakılmalı, rekabete açılmalıydı.” ANAYASA NASIL OLMALI? Rahmetli Turgut Özal’ın düşüncesine göre devlet ekonomiden tamamen elini eteğini çekmeli, asli görevleri olan “iç ve dış güvenlik; hızlı, etkin ve adil bir yargı ve dışişlerini yürütmeliydi.” Böylece devlet asıl görev alanlarına dönerek fonksiyonlarını çok daha etkili bir şekilde yerine getirecekti. Özet olarak devlet baba olmaktan çıkarılmalı, milletin hizmetine girmeliydi. Gerekli değişikliği “II. Değişim Programı” adı altında hazırladı. Özal diyordu ki, ëBiz Türkiye için yeni bir anayasa yazalım. Bu anayasayı siviller yapsın. Çağa uygun olsun. Önerdiği ëMini anayasa’ bir deklarasyondan ibaret olmalıydı. İnsanların eşit kabul edildiği, insan haklarının vurgulandığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin laik bir devlet olduğunu içeren bir metin. Ancak entellektüeller bile, ‘Özal’a karşı çıkmak uğruna- bu fikre sıcak bakmamışlardı. Özal’dan sonra da bu tür fikirler uykuya yatırıldı. Ne hatırlatan ne de hatırlayan oldu. Türkiye tekrar kısır çekişmelerin içine sürüklendi. Halbuki Özal, kanunların şartlara, teknolojiye, dünyadaki gelişmelere göre değiştirilip düzenlenebileceğini, ancak anayasanın bir kez yazılıp bir daha üzerinde oynanmaması gerektiğini vurguluyordu. Anayasa temel kularalları ortaya koymalı, Türkiyeíyi kanunlar yönetmeliydi. BAŞKANLIK SİSTEMİ İkinci değişim programına göre Türkiye başkanlık sistemine geçmeliydi. Ancak bu başkanlık diktatörlük değildi. Onun savunduğu sisteme göre yargı, yasama ve yürütme tamamen birbirinden bağımsız olmalıydı. Başkan, yasama ve yargıya asla karışmamalıydı. Demokrasinin temel prensibi de buydu. Üç ayrı kurum, kuvvetler ayrımı prensibi içerisinde birbirini dengelemeliydi. Halkın çoğunluğunun oyu ile seçilecek başkan da Türkiye için hızlı bir icraatı hayata geçirebilmeliydi. Özal’ın sistemleştirdiği ikinci değişim programının önemli bir ayağı da eğitim ve sağlık konusuydu. Bu konuda Batı seviyesine ulaşmamız gerektiğini vurguluyordu. 20. yüzyıla damgasını vuran sanayi devrimine karşı Özal, 21. yüzyılda hizmet sektörünün öne çıkacağını farketmişti. Batıda artık haftalık çalışma saatleri 45 saatten 35 - 36 saate indiriliyordu. Belli bir refah seviyesine gelindiği için daha çok dinlenme, insanların kendine vakit ayırması sağlanıyordu. Artık ön planda olan çevre, insan hakları, sağlık ve uzun ömür gibi konulardı. Bunun için Türkiye eğitim ve sağlığa para yatırmalı, çağı yakalamalıydı. Gençlerimiz ve çocuklarımız bilgisayar ve internetle doğrudan bilgi bankalarına ulaşıp bilgi alabilmeliydi. Özal’ın ekonomik, siyasi ve dış politika alanında çizdiği yol, Türkiyeíyi çözüme ulaştıracak, önünü açacak nitelikteydi. O, 21. yüzyılda Türkiye’yi silahlı kuvvetleriyle caydırıcı, özelleştirme ile hantallıktan kurtulmuş, sanayi ve ekonomisiyle güçlü, ihracat ve hizmet sektöründe atılgan, eğitim ve sağlıkta problemlerini çözmüş, öz kültürüne, milli ve manevi değerlerine bağlı çağdaş bir ülke olarak düşlüyordu. Ona göre Türkiye 21. yüzyılın ilk 10 ülkesi arasında yer almalıydı ve alacaktı. Bu amaçla son dönemde kardeşi Yusuf Bozkurt Özalíın başında olduğu yeni bir parti kurdurdu. Cumhurbaşkanlığıíndan ayrılıp Yeni Partiínin başına geçmeyi düşündüğü tarih, 19 Mayıs 1993’tü. Nasipte ebedi istirahatgahına geçmek varmış. Oğlu Ahmet Özal’ın ifadesi ile Turgut Özalíın Türkiyeíye ve Türk halkına bıraktığı en büyük miras ‘siyasetçi ile devlet adamı arasındaki farkı öğretmesi’ oldu. Turgut Özal, 17 Nisan 1993 Cumartesi günü Çankaya Köşkü’nde kalp krizi sonucu vefat etti. Kocatepe ve Fatih Camilerinde yüzbinlerin kıldığı cenaze namazından sonra naaşı, vasiyetine uygun olarak Kur’an-ı kerim ve tekbir sesleri arasında ebedi istirahatgahına defnedildi. Turgut Özal, milleti için yaptıklarının huzuru içinde Topkapı’da, kendi girişimleri sonucu iade-i itibarları sağlanan demokrasi şehitleri “Menderes-Zorlu ve Polatkan”ın az ilerisindeki anıt mezarında huzur içindi uyuyor. Nur içinde yat Cumhurbaşkanım. Mekanın cennet olsun. Neler yaptı? Turgut Özal, devletimizi yüceltmek, milletimizi saadete ulaştırmak için durup dinlenmeden çalışan ve bu uğurda can veren bir devlet adamıydı. Dindardı, hümanistti. Çalışmalarında hep insanın ve milletin mutluluğunu esas aldı. Türk insanının ezikliğini üstünden atması için büyük çaba gösterdi. Türk’ün de isteyince çok şey yapabileceğini ispatladı. İnsanımızın kendine güvenini sağladı. Asla statükocu olmadı. Sosyal ve siyasi hayatımıza yerleşmiş tabuları birer birer yıktı. Pırıl pırıl bir beyne sahipti. 10 yılda 50 yıla sığdırılamayacak icraatı gerçekleştirdi. Dışa açık ekonomik modele geçti. İhracatta cesur bir teşvik politikası uyguladı. Konvertibiliteye geçerek halka döviz bulundurma, döviz hesabı açabilme imkanı sağladı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı kurdu. Türk bankalarını batılı bankalarla rekabet edebilir konuma getirdi. İhracatta sanayi ürünlerinin payı yüzde 80’lere ulaştı. Turgut Özal, gümrük duvarlarını yıktı, ithalatı tahsis sisteminden kurtardı. Yerli sanayicinin, serbest ithalatla giren malların kalitesine ulaşabilmesini çok istedi ve bunu nispeten sağladı. O hep gümrük duvarlarının indirilmesinden yanaydı. İşadamlarının bir kısmının ‘Türk sanayii mahvolur’ tarzındaki korkularına rağmen Avrupa Topluluğu’na tam üyelik için başvurdu. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Projesi’nin mimarı oldu. Döviz darboğazını ortadan kaldırdı. Türkiye’nin doğal gazla tanışmasını sağladı. 1984 yılında başlattığı konut seferberliği sayesinde dar gelirliler ev sahibi olma imkanı buldu. Cumhuriyet Tarihi’nin en büyük projesi olan GAP’ı, ‘bölgesel kalkınma projesi’ne dönüştürerek başlattı. Atatürk Barajı ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü rekor bir sürede tamamlandı. Belediyeler Kanunu’nu yenileyerek yerel yönetimlerin yetkilerini artırdı. Turizm hamlesi ile Türkiye’yi Avrupa’nın önemli turizm merkezlerinden biri haline getirdi. Türkiye ekonomisinin uluslararası entegrasyonuna yönelik adımlar atmasını sağladı. Başbakanlığı zamanında uygulamaya başlanan KDV ve özelleştirme programı, Türkiye’nin mali tarihindeki en önemli reformlardır. Ekonomide devlet müdahalesinin asgariye indirilmesi gerektiğini sürekli savundu. Vergi sayısını azalttı ve vergi iadesi sistemini getirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyonu için fonlar sağladı. Türkiye’nin F 16 uçaklarından yüksek teknoloji ürünü füzelere kadar birçok silahı kendisinin üretmesini sağladı. Çağdaş demokrasiler için gerekli olan üç temel esasın altını çizdi. Bunlar: ‘Serbest piyasa ekonomisi, din ve vicdan hürriyeti, teşebbüs ve rekabet rahatlığıydı’. Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 163. maddelerini kaldırdı. Özal hızlı bir icraattan yanaydı. Hatta bazen önce işi bitiriyor, sonra ilgili kanunu çıkarıyordu. Eh bazı yanlışlar da yapıldı. Rakipleri bunu kullandılar ve çok yıprandı. Özal, yaptıklarını anlatmayı da severdi. Sık sık dünya televizyonlarına çıkar, ünlü gazetelere demeçler verirdi. Onun döneminde Türkiye dış basının ilgi odağıydı. Türkiye’yi tanıtmak amacıyla Özal’ın hazırladığı La Turquie en Europe (Avrupa’daki Türkiye) isimli kitap çeşitli dillerde yayınlandı. -BİTTİ-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT