BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İTO ve Diyarbakır

İTO ve Diyarbakır

Diyarbakır!.. 7 bin 500 senelik bir maziye sahip bu güzel şehrin, geçmişteki ihtişamıyla değil de son 30 senede yaşadığı nahoş olaylarla anılması ne kötü değil mi? Bu şehrin isminin tek başına yazılıp bırakılması, çoğu insanın tüylerini diken diken etmeye yetip de artıyor bile.



Diyarbakır!.. 7 bin 500 senelik bir maziye sahip bu güzel şehrin, geçmişteki ihtişamıyla değil de son 30 senede yaşadığı nahoş olaylarla anılması ne kötü değil mi? Bu şehrin isminin tek başına yazılıp bırakılması, çoğu insanın tüylerini diken diken etmeye yetip de artıyor bile. Veya Diyarbakır deyince, kucağa sığmaz o koca karpuzu gelir akla. Hadi, buna bir de meşhur kaburgasını ve kadayıfını ilave edin, mevzuun ortasını bulmak için. Fakat, bunların hiçbirisinin Diyarbakır’ı tarif etmeye gücü yetmez!.. Diyarbakır’ın gerdanında 5 bin 500 metre uzunluğunda surlar uzanıyor bir kere. Ki, Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun suru. Ayrıca, Mezopotamya’nın Anadolu’ya açılan kapısı yine bu şehir. Başta ticaret olmak üzere her türlü kültür ve tarih zenginliğine sahip. Her dinden ve ırktan insan yine bu şehirde yaşamış. Yöre insanının genlerinde hâlâ o müteşebbis ruh dolaşıyor; o da ayrı bir gerçek. Hele bir de Şanlıurfa’dan sonra GAP’ın ikinci büyük kenti olma özelliği var ki, yeme de yanında yat. Dicle, bu kentin topraklarından geçiyor. Türkiye’nin ürettiği hidroelektriğin yüzde 54’ü bölgeye ait. Hakeza, yeraltı zenginlikleri. Petrol, bu bölgede. Bakır öyle... Senenin 360 günü güneş. İklim çok müsait. Toprak mümbit. Bu bölge topraklarından alınan mahsul ile değil Türkiye, Avrupa ve Rusya doyar. Şayet o geniş ovalarına pamuk ekilmiş olsa, Türk tekstilcisinin ihtiyacı olan tüm pamuğu kaldırmak mümkün bu topraklardan. Sadece turizm yapılsa dahi yörenin GSMH’sı 5’e 10’a katlanır. Fakat, Diyarbakır ede ede İstanbul’a kapkaççı çocuk ihraç ediyor!.. Tezatı görüyor musunuz? Buna, ‘Dağ fare doğurdu’ denmez de ne denir Allah aşkına?!. Helva olur mu? Yöre ekonomisi hakkında bilgi veren Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kutbettin Arzu’yu dinlerken insanın kanı donuyor, anlattığı şeyleri insanın aklı ve havsalasının alması mümkün değil.. “Elektrik bu bölgede üretiliyor ama şehre verilen elektriğin gücü fotokopi makinelerini bile çalıştırmaya yetmiyor” dedi Kutbettin Arzu. Bir de elektrikte kaçak meselesi var tabii. Ahali para ödememeyi şiar edinmiş, TEDAŞ da kaçağı önlememeyi!.. Bölgede sulanan tarım arazisi yüzde 6. Hâl böyle olunca 1 milyon 300 bin nüfuslu Diyarbakır, GSMH büyüklüğünde ancak 63’üncü sırada yer alabiliyor. Kent merkezinde işsizlik yüzde 30. Şehir dışında ise yüzde 43 bu oran!.. Kim ne hata yaptı da Diyarbakır bu hale geldi? İstanbul Ticaret Odası (İTO) önce Diyarbakır’ı İstanbul sanayisi ile kaynaştırmak ve ardından da yöredeki küçük ve orta ölçekli işletmeleri Avrupalı KOBİ’lerle tanıştırmak için kente bir çıkarma yaptı. 50’den fazla İTO Meclis üyesinin katıldığı bu ziyarette konuşan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, hedeflerinin Avrupa’dan Diyarbakır’a teknoloji ve sermaye akışı sağlamak olduğunu söyledi. İTO’nun başlattığı “İhracatta İlk Adım Projesi” ile İstanbul’da faaliyet gösteren 20 kadar KOBİ’nin daha şimdiden Avrupalı ortak bulduğuna dikkat çeken Yalçıntaş, “Diyarbakırlıların kararlılığını asla yitirmemesi lazım” dedi ve sözlerini şöyle tamamladı: “Hep göç veren Diyarbakır’ın artık İstanbul’dan insan kaynağı transferi yaptığı günleri görmek istiyorum.” Yalçıntaş’ın bu temennisi gerçek olur mu acaba? Olur, hem de bal gibi olur. Yeter ki, doğru projeler konsun ortaya. Çünkü, zaten un var... su var... şeker var... yağ var... Neden helva olmasın ki?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT