BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 'Irak’a girmeliydik'

'Irak’a girmeliydik'

TGRT HABER TV’de yayınlanan Baş Başa programına katılan Çitlioğlu, Türkiye’nin Kuzey Irak’a Amerika’nın Irak’a müdahalesinden önce girmesi gerektiğini ifade ederek “Geçmişte alınan hatalı siyasi kararlar sonucu, bugün Kuzey Irak’taki Kürt oluşumunu elimiz kolumuz bağlı şekilde izler konuma düşürüldük” dedi



İSTANBUL - TGRT HABER TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu Baş Başa programının bu haftaki konuğu, Stratejist ve Terör Uzmanı Ercan Çitlioğlu oldu. Programda geçmişteki alınan yanlış siyasi kararların bugün ortaya çıkardığı tehditlere değinen Çitlioğlu, Irak ve İran’ın nükleer çalışmaları hakkında, çarpıcı tespitlerde bulundu. Geçmiş hükümetler sorumlu Türkiye’nin Kuzey Irak’a Amerika’nın Irak’a müdahalesinden önce girmesi gerektiğinin altını çizen Çitlioğlu, “Geçmişte alınan yanlış siyasi kararlar sonucu, bugün Kuzey Irak’taki Kürt oluşumunu elimiz kolumuz bağlı bir şekilde izler konuma düşürüldük. Geçmişimize baktığımızda, ‘Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılması oylamalarına muhalefetteyken ‘hayır’ diyenler, iktidar olduklarında tam aksi yönde hareket etmişlerdir. Irak’taki mevcut gelişmelerden, geçmiş hükümetlerin tamamı sorumludur. Kürtleri koruma şemsiyesine alan ‘Çekiç Güç’ ise bugünkü Kürt oluşumuna, o dönem zemin hazırlamıştır. Bunun gibi birçok kritik konuda alınan yanlış kararlar, birlik ve beraberliğimizi tehdit eden konularda bile tepkimizi ortaya koyamaz hale gelmemize sebep olmuştur” dedi. Irak’ta direniş artacak İşgal altındaki bir ülkede yapılan seçimlerin demokratik olamayacağını söyleyen Stratejist ve Terör Uzman Ercan Çitlioğlu, bu seçimle ülkedeki güç dengesinin değişeceğini ileri sürdü. İlk seçimlerden en kârlı çıkan grubun Kürtler olduğunu vurgulayan Çitlioğlu, “Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül aracılığıyla yaptığı ikna görüşmeleri, Sünni grupların seçime katılmasında etkili olmuştur. Nüfusun yüzde 60’ını oluşturan Şiilerin seçime ağırlığını koyması ve Sünnilerin de seçime girmesiyle Kürtlerin parlamentodaki temsil hakkı düşecektir. Bu durumda memnun olmayacak olan Kürtler ile işgalin bitmesini isteyen Sünni ve Şii Araplar arasında gelecekte çatışma yaşanacaktır. Ayrıca şu an için silahlı direnişe geçmeyen Şiiler’in, parlamentoda elde edecekleri güçle işgale karşı tutumları sertleşecektir. Bugün Kerkük’ün demografik yapısı Kürtler tarafından değiştirildi. Telafer’de ise Türkmenler göçe zorlandı. Sonuç olarak Türkmenlerin seçime ne ölçüde katıldıklarını bilemiyoruz” dedi. ABD’nin yeni hedefi İran Stratejist ve Terör Uzmanı Ercan Çitlioğlu, İran konusunda da önemli tespitlerde bulundu. İran’ın nükleer silah üretecek kapasiteye ulaşamadığına değinen Çitlioğlu, “Nükleer silah için gerekli olan ağır su üretimi seviyesine henüz gelemediler. Tarafsız gözlemciler, İran’ın nükleer silah üretecek kapasiteye 5 yıl sonra ulaşacağını söylüyor. Batı, İran’ın nükleer silaha sahip olmaması için elinden geleni yapacak. Amerika, Irak işgalindeki problemleri hallederse o zaman İran’a müdahale edebilir. Aksi halde Irak’ın yanında başka bir cephe açmalarının imkanı yok. İran’ın elinde nükleer bir silah olmasını hiçbir zaman kabullenemeyecek olan Amerika, en azından İran’daki yan tesisleri nokta atışlarıyla vurabilir” şeklinde konuştu. > AB ateşledi Yazar Orhan Pamuk’un yargılandığı davaya değinen Çitlioğlu, Pamuk’un edebiyatçı kimliği altında siyasi söylemlerde bulunmasının hoş bir durum olmadığını belirtti. Avrupa Birliği’nden davalarla ilgili olarak gelen gözlemcilerin ziyaret ettiği kişi ve kuruluşların ayrılıkçı kesimden olduğuna dikkatleri çeken Çitlioğlu, “Bu durum, özgürlüğünün kısıtlanmasıysa neden başka davalara bu kadar ilgi gösterilmedi. Türkiye’de hukukun zorlandığı sadece bu dava mı vardı. Avrupa Birliği’nden gelen gözlemcilerin toplumda huzursuzluğu ateşleyen kesimi ziyaret etmesi, onları desteklemesi, Orhan Pamuk’un yargılandığı davanın duruşması öncesi ve sonrasında olayların çıkmasına sebep olmuştur. AB’nin belli bir kesime verdiği desteğe karşı, bu olaylar kamuoyunun tepkisi olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca Avrupa’nın ülkemize yönelik, dayatmacı ve yönlendirici bir tutum sergilemesi, AB ile Türkiye arasında zihinsel ayrışıma sebep olmuştur” dedi. Siyasilerin, dava öncesi AB’den gelen dayatmacı tutuma sessiz kalmasının hatalı olduğunu vurgulayan Çitlioğlu, “Demokrasilerde sadece ifade özgürlüğünün olmadığı, demokrasilerde yargının da bağımsız olduğu, yargı süreci devam ederken yargıyı yönlendirecek ifadelerden kaçınılması gerektiği, siyasetçilerimiz tarafından dile getirilmeliydi. Meclis böyle bir tepki görseydi, o zaman söylemler bu kadar ileri gitmez, AB’nin önde gelen yetkilileri ‘Bu davada Orhan Pamuk değil, Türkiye yargılanıyor” açıklamasını yapmazlardı’ diye konuştu. Devlet yıpratılıyor Şemdinli ve Yüksekova’da çıkan olaylar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunan Çitlioğlu, “Saldırılardan en büyük zararı devlet, dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri görmüştür” dedi. Bu olayların ardından bölücü ve ayrımcı hareketlere yönelik politikamızın revize olduğunu belirten Çitlioğu, şöyle devam etti: Dikkat edelim “Devletin, yurt dışından gelecek dayatmaları bile bile böyle bir olayda yer alması, akla ve mantığa uygun değildir. Patlama öncesi ve sonrası yaşananlara baktığımızda saldırının profesyonelce hazırlandığını görürüz. Burada birtakım soru işaretleri oluşmaktadır. Eğer terör örgütü PKK, böyle organize bir olayı yapacak düzeye gelmişse veya saldırı, yabancı bir gizli servisin desteğiyle gerçekleştirilmişse her iki halde de çok vahim bir durumla karşı karşıyayız demektir. Bölgede yaşananların ardından kitabevi bombalanan kişinin, birileri tarafından kahraman ilan edildiği de unutulmamalıdır. Terör örgütleri profesyonelce yapılan bu tür bir olayı gizli servislerin desteğini almadan gerçekleştiremez. Bu konulara çok dikkat etmemiz gerekir.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102670
    % 1.56
  • 5.6832
    % -0.04
  • 6.3433
    % -0.54
  • 7.0838
    % 0.02
  • 261.058
    % 0.32
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT