BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gönül kapısı -Diyalog Köşesi-

Gönül kapısı -Diyalog Köşesi-

Sevgiyle içi coşuyordu. Yerinde duramıyordu. Bir yerlere gitmek, sevdikleriyle bir şeyler paylaşmak, onları görmek, yanlarında olmak istiyordu. Elif, evin içinde öyle döndü durdu. Gönlü ha uçtu, ha uçacak öylesine heyecanlıydı.



Sevgiyle içi coşuyordu. Yerinde duramıyordu. Bir yerlere gitmek, sevdikleriyle bir şeyler paylaşmak, onları görmek, yanlarında olmak istiyordu. Elif, evin içinde öyle döndü durdu. Gönlü ha uçtu, ha uçacak öylesine heyecanlıydı. İnsanın sevdiğiyle birlikte olması onunla hayatı, hissettiklerini paylaşması ne kadar güzel bir duyguydu. Bir an hayallere daldı. O çok sevdiği, hatta sevdiğini bile söyleyemediği... İşte bak yazamıyordu bile. En iyisi hayal kurmaktı. İşte şimdi oraya gidecekti, biraz sonra kapıdan çıkacak, ayakları sanki yere basmadan uçarcasına sevdiğine gidecekti. Hayali bile kalbinin çarpmasına yetmişti. Kapıya varacak, titreyen parmaklarla zile basacak ve gönlünü bütün saflığıyla oraya götürebilmeyi dileyip, tarifi imkansız bir heyecanla içeri girecekti. Onu gördüğü anda hazırladığı bütün sözler bir bir beyninden uçacak, bakışlarında huzuru yakalayıp, bütün her şeyi unutup gönlü bayram edecekti... Bu hayali kim bilir kaçıncı kez kuruyordu. İçi daralmaya başladı. Böyle olmuyordu. Ev sanki üstüne üstüne geliyordu, yoksa hayallerinin altında mı eziliyordu?Ama kaç kere sevdiğini böyle hayal etmiş ve gönlü sükûna ermiş, hatta coştukça coşmuştu. Şimdi olmuyordu işte... İçine acı bir hüzün doluyor, hasret gönlünü dağlıyordu. Dalga dalga bütün her yerine yayılıyor ve Elif’i çok mutsuz ediyor, hatta bayağı ümitsizliğe düşürüyordu. Elif mutfağa gitmek, bir şeylerle meşgul olmak, bu duygulardan kurtulmak için yerinden kalktı. Bir iki adım attı, o sırada masanın üzerinde duran kitap gözüne ilişti, eline aldı, İslam Alimleri Ansiklopedisi’ydi bu... Kapağında İmâm-ı Rabbâni Hazretleri’nin kabri şerifinin resmi vardı. Sanki aradığı sevgiliyi bulmuşçasına içi kıpır kıpır coşmaya başladı. Mübâreğin ismini bile okumak gönlündeki hüznü dağıtıp yok etmişti. Kitabın kapağını açıverse, bütün gönül kapıları açılacak ve O’nun ruhaniyeti odayı dolduruverecekti.. Elif, ani bir kararla, hani o demin hayalinde gidemediği sevdiğine gidecekmişçesine en güzel elbiselerini giydi, kendine çeki düzen verdi, odaya mis gibi kokular sıktı, ortalığı hızla toparladı, en güzel koltuğa oturdu. İmâm-ı Rabbâni Hazretleri’nin hayatını açtı, okumaya başladı. Şimdi sanki onunla beraberdi. Bir hadis-i şerif gönlüne ışık saçtı, “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Elif’in içi huzur doluydu, kendine kızdı, evinde ne güzel kitaplar vardı. Okumak, o mübarek zatlarla sohbet etmek demekti. Artık her gün onlarla sohbet edecekti. Bir kahve içimi kadar da olsa... Nihayet gönlü bayram etmeye başlamıştı bile... > Tahire Mermer Yüreğim vatan çarpar Gurbet dolu sancı İçim yorgun be hancı Yüzler bana yabancı Gözlerim baygın bakar Yürek ağlar vatan sızlar Vatan ağlar yürek sızlar Yüreğim vatan çarpar Sadık dost toprakmış Gurbet içimdeki kurtmuş Çıra çıra yanan dertmiş Dertli söze candan bakar Yürek ağlar vatan sızlar Vatan ağlar yürek sızlar Yüreğim vatan çarpar Garibin yurdu yuvası Kandillere mum duası Hasretle erir şurası O gönül gözüyle bakar Yürek ağlar vatan sızlar Vatan ağlar yürek sızlar Yüreğim vatan çarpar Geldik dünya pazarına Gariplik düştü narına Sermayem yok ki yarına ‘Hiç’ olur, zatından bakar Yürek ağlar vatan sızlar Vatan ağlar yürek sızlar Yüreğim vatan çarpar Düşte gör gurbet iline Kör olma ki garip biline Dola vicdanı diline Garip güne, ahla bakar > Bedrettin Keleştimur O’nu aramak Arzın titreyişi sanki bir şaka, İçimde günahlar kıpkızıl yanar. Ölenlere zemzem dağıtır saka, Akrep kıskacında yaralar kanar. Saltanatı sürer hep pürüzlerin, Kadife bulutlar denize akar. Ufukta karanlık derin mi derin, Gözlerim boşlukta yollara bakar. Seni arıyorum ey sevdiceğim, Sana kavuşunca gözyaşı diner. Mutluluğum, hem de derdimsin benim, Seni cennetinde görmektir hüner. > Hüseyin Özkaynakçı Anadolum bir efsane Anadolum bir efsane, tüm dağları, kırları. Kuşlar, kelebekler uçar; şenlenir bayırları. Sinesinde barındırır, gönlünce yatırları. Minareler tapusudur, türbeler de sırları. Şehitlerin kanlarına, şanlı tanık bayrağım. Geceyi hainler bassa, nur fışkırtır toprağım. Her karışında bir iklim, şahlanmakta dört mevsim. Dostluk, kardeşlik membaı; beraberlik bir resim. Bizi haykırır ezanlar, seherler benim sesim. İstiklal ruhumda emel, çağlar üstü hevesim. Vatanımın her karışı, ecdadımdan yadigâr. Hiç ihanet kabul etmez, hâine hak zülfikar. > Necmi Ünsal / Danimarka Sigara Genç yaşta içersin sigara Orta yaşta düşersin dara Ciğerler parça parça, gırtlakta yara Bu halinle kim yanına vara Yalnızlıktan düşersin dara Düşünürsün kara kara Bu hallere düşmek istemiyorsan Tedbirlerini baştan ara > Ferhat Arslan
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT