BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransız tarihçilerin feryadı

Fransız tarihçilerin feryadı

Fransa ile siyasî ilişkilerimiz zikzaklı gidiyor. Sözde soykırım dayatması ile AB yolunda sürekli karşımıza çıkıp duruyorlar.



Fransa ile siyasî ilişkilerimiz zikzaklı gidiyor. Sözde soykırım dayatması ile AB yolunda sürekli karşımıza çıkıp duruyorlar. 2001 yılında, sözde soykırımı kanuna bağlamışlardı. Yetmedi 2006’yı Ermeni yılı ilan ettiler. Sadece Fransızlar değil, 15 ülke aynı anlama gelen kanunları, gece baskınlarını andıran bir acelecilikle, oldu bittiye getirerek parlamentolarından geçirmiş bulunuyor. Hiçbirisi olay nedir, tarihî belgeler ne diyor? diye bir araştırma yapmadan. Geçmişiyle yüzleşmektense bir kanun çıkarıp hakikatlerin üstüne şal örtmek Fransa’nın alışık olduğu bir şey. Cezayir’de katlettiği insanları konuşmak, sömürge halklarına reva gördükleriyle yüzleşmek yerine bir kanun çıkarıp, “Mağrip’ten, Martinik’e, yaptıklarım insancıl idi, oraları kalkındırmak için idi” der işin içinden çıkarsınız. Çıkarsınız ama parlamentolarda yapılmış, ideolojilere göre yazılmış her tarih yalancının mumu gibidir, yatsıya kadar yanar. İşte bu duyguyu paylaşan Fransız tarihçiler toplanıp bir bildiri yayınladılar. Haftalardır alkol konuşmaktan başı dönmüş medyamızın gündeminde pek yer bulmayan tarihçiler bildirisinde bakın ne diyor(*): “Geçmişin olaylarını değerlendirirken tarihçilerin ve düşünürlerin muhatap olduğu hukukî yöntemler ve üzerimizde siyasî baskının artması dolayısıyla aşağıdaki ilkeleri hatırlatmayı faydalı buluyoruz: Tarih din değildir. Tarihçi için sorgulanamaz görüş yoktur, tartışmaya konulmuş kısıtlamaları kabul etmez ve tabu tanımaz. Tarih ahlak değildir. Tarihçinin görevi yüceltmek veya mahkum etmek değil, açıklamaktır. Tarih güncelin, günübirliğin mahkumu değildir. Tarihçi, geçmişe ideolojiler gözlüğü ile bakmaz ve geçmişi bugünün hassasiyetleriyle yorumlamaz. Tarih olayların basit bir kaydı değildir. Tarihçi bilimsel usullerle kişilerin hatıralarını toplar, onları birbiriyle kıyaslar, belgelerle, vakalarla, kahramanlarıyla karşılaştırır, olaylar zincirini oluşturur. Tarih, kayıtları dikkate alır, ama ona indirgenemez. Tarih hukukun bir cüzü değildir. Hür bir devlette tarihî gerçekleri tarif etmek ne meclislerin, ne de mahkemelerin işidir. Çok iyi niyetle yapılsa bile devlet politikası, tarih bilimi demek değildir. Bu ilkelerle bağdaşmayan 1990 tarihli “Irk ayırımı ve Yahudi karşıtlığı”, 29 Ocak 2001 tarihli “Ermeni Soykırımı”, 2001 tarihli “Kölelik kanunu”, 2005 yılında çıkarılan “sömürgeciliğin iyi yanlarının öğrencilere öğretilmesi” gibi, tarihçilerin bilgi edinmesine, yorumlamasına ve açıklamasına yasaklar koyan, teşebbüs edenlere cezalar öngören ve demokratik rejimle bağdaşmayan kanunların iptal edilmesini talep ediyoruz.” Bildirinin altında 19 tarihçinin adı var. Hepsi de eser, kariyer sahibi ve tanınmış. Fransa’nın bizimle olduğu kadar dünya ile de ters giden tutumları varsa da, unutmayalım Fransa demokrasinin beşiği. Fransız tarihçiler bu bildiriyle durgun gölün ta ortasına bir taş attılar. Suyu hareketlendirdiler. Göle bir süre kir karışsa da, ifade hürriyetinden beslenen gerçek demokrasi, kirleri çökeltmeyi başaracaktır. ..... (*)Libertè pour l’histoire, Libèration, 13 dècembre 2005
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT