BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Temiz su bitiyor

Temiz su bitiyor

Su Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Zekai Şen, “İçme sularında ciddi bir azalma var. Özellikle de Akdeniz ve Türkiye’de. 20-30 sene sonraki senaryolara baktığımızda suyun en fazla azalacağı ülkelerden biri olacağız. İstanbul hariç arıtma tesisi bulmak zor” dedi.



> İrfan Özfatura Yatağan, Doğubeyazıd ve Malatya. Son 6 ayda sudan hastalanan 13 bin vaka... Türkiye’de 3215 belediye 40 milyon kişiye (günde) 14 milyon ton su sağlıyor. Bu su 150 bin kilometreyi aşan hatlarla evlere ulaştırılıyor. Ancak borular yorgun ve çürük. Kaldı ki yer sarsıntılarından, üzerindeki trafikten, kanalizasyondan, alt yapı çalışmalarından etkileniyorlar. Zamanla kırıklar çatlaklar oluşuyor. İç basınç dış basıncın fevkindeyse sular dışarı sızıyor. (Bu oran ortalama % 45) Ancak elektrik kesilmeleri ve tamir sebebiyle basınç düşünce şebeke yağmur, birikinti ve foseptik sularını emiyor. Asbestli borular ise tam bir çevre felaketi, adeta kansere davetiye çıkarıyor. Neler kirletiyor? Burada aklımıza ilk gelen lağımlar. Ancak ufacık bir kalem pil yüz kişinin dışkısından daha zararlı. Koca koca fabrikaların atıklarını siz düşünün artık. Baca gazları, egzost dumanı, toksik mineraller, metaller, azotlu amonyaklı nitritli nitratlı gübreler suyu zehir ediyor. Tarım ilaçları zaten zehir zerresi bile iz bırakıyor. Petrol atıkları, deterjanlar, boya, plastik, kauçuk artıkları, sanayi yağları, yanmış kömür, yapışkanlar... Hatta kötü kokmamak için sıktığınız deodorontlar ve güzel kokmak için kullandığınız parfümler gırtlağınızı sıkmak için fırsat bekliyor. Türkiye’de pek az belediye atık suya tasfiye yapıyor, çoğu denize nehire salıyor, çözümü “benden uzak olsun” kolaycılığında arıyor. Klor çare mi? Anadolu’nun bir çok yerinde su kaynaktan alındığı gibi şebekeye basılıyor. Ancak büyük şehirlerde arıtma işlemine tabi tutuluyor. Peki bir arıtma tesisinde neler yapılıyor? Sular dinlendiriliyor, kaba kirleri alınıyor, havalandırılıyor, klorlanıyor ve sisteme veriliyor. İstanbul’da ayrıca ozonlama (pahalı bir işlem) yapılıyor. Evet bu usullerle kaba kirler tutuluyor ancak zehirli minerallere, uçucu gazlara ve radyoaktif atıklara bir faydası olmuyor. Klor mikroorganizmalara tesirli ise de vücuda alındığında hücre tahribi yaptığı biliniyor. Hele amonyakla birleşirse kanserojen bileşikler (kloramin) ve hidroklorik asit oluşturabiliyor. Damacana sularda ise karmaşa sürüyor her iki damacanadan biri korsan ve kapların temizlenip temizlenmedikleri bilinmiyor. Uzmanlar damacanaların 70 derece suyla ve deterjanla temizlenmesini istiyor belli bir sayıda temizlenen kapların atılmasını tavsiye ediyorlar. Ediyorlar da kim dinliyor? Bazı uyanıkların bostan kuyularından, mezarlıklardan su aldıkları vakıa, kaldı ki polikarbonat matah bir malzeme değil, bekleyince koku yapıyor. Şebeke elek gibi Mevzuyla ilgili görüşlerini aldığımız Su Vakfı Genel Başkanı Prof Dr. Zekai Şen “Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde bile şebekedeki suyun %10’u dışarı sızar” diyor, “fakat bizim şehirlerimizde kayıp % 50’lere varıyor. Bu bakım, kontrol ve yenilemeyle, özetle parayla ilgili bir hadise. Bir sistemi yapmak problem değil ama yürütmek bilgi ve tecrübe istiyor. Baraj, tasfiye sistemi şebeke... Verir parayı anahtar teslim alırsınız ama işletmek çok önemli. Sık sık numuneler alınmalı, sürekli müteyakkız durulmalı. Şebeke sağlıklı olmayınca su kendine mutlaka yol bulur, dışarıdakiler içeri, içeridekiler dışarı sızar. Ama beni en çok kimyasal maddeler korkutuyor. Hatırlarım da 60’lı yıllarda Kadıköy’de sahillerinde lağım ağzı denilen yerler kefal kaynardı. Ne zamanki deterjan kullanılmaya başladı balık malık kalmadı. Kimyasallar çok şuursuz kullanılıyor. Tüketim toplumu olduk gitti, eskiden mayi sabun yeter de artardı. Kimse de hasta olmazdı. İnanmayacaksınız ama ben “polikarbon damacana” yerine hâl⠓toprak küp”den yanayım. İklim değişikliği üzerine çalışmalarıyla uluslar arası arenada yakinen tanınan Prof Zekai Şen “İçme sularında ciddi bir azalma var” diyor, “özellikle de Akdeniz ve Türkiye’de. 20-30 sene sonraki senaryolara baktığımızda suyun en fazla azalacağı ülkelerden biri olacağız. Kaldı ki nüfus artıyor, sanayi artıyor, kirlilik katlana katlana artıyor. Atıklar ilmi bir şekilde bertaraf edilmiyor. Ozonlama sadece İstanbul’da var, Anadolu’nun çok yerinde arıtma tesisi ve şebeke dahi bulunmuyor. Tarım ilaçları şuursuzca kullanılıyor, kimyasal maddeler toprağa sızıyor. Bunlardan kurtulmak hiç de kolay değil. Suyumuz bol sanıyoruz ama yeraltı tükeniyor. Halbuki en kıymetli en içimli ve en bol su orada. Birçok ülke yer altı sularını saklar kollar, biz çılgınca harcıyor ve kirletiyoruz. Ovalarda taban suyu seviyesi hergeçen gün düşüyor. Böyle giderse... İşin acı yanı DSİ ve Enerji bakanlığı organize değil. Diyelim 20 barajın var, bu 20 bankadaki para hesabına benziyor. İyi de önce hangisini kullanalım? İş rastgele yürüyor, eşgüdüm sağlanamıyor. Kar erimesi, yer altı suları gözden kaçıyor. Taşkından korunsun diye baraj yapılıyor, taşkın daha artıyor. Niye? Çünkü işletme mekanizması yok. Elektrik lazım, baraj yapalım, böcek çıktı, ilaç basalım... Ülke kuruyor ve çok üzülüyorum. Şimdi şunu sormak lazım baraj yapmadan evvel mevcud barajların işletmesi yapıldı mı? İşleterek bu faydayı elde etmek mümkün, altyapı var, organizasyon yok. Karadeniz de barajı boşaltacaksın ki yağmurlu mevsimde işe yarasın. Bir Elmalı barajı 10 milyon metreküp su tutar ama yılda 40 milyon metreküp su alınır. Bir barajdan iki üç barajlık fayda elde etmek mümkün ama yapılmıyor. Bu hassasiyet İSKİ’de var ama GAP’da bulunmuyor. Dünyanın üçte biri çölleşme tehdidinde, insanımızı da zor günler bekliyor. Sel artıyor, toprak tuzlanıyor, barajlar kum çamur doluyor. Vatandaş şuursuz, çevreyi umursamıyor, israf boyumuzu aşıyor. İnanın bu gidişat beni ürkütüyor. Belediye n’apsın? Barajların temizliği ve arıtma sistemlerinin geldiği nokta kimin umurunda? İşte egzoz boruları ve radyatör hortumlarından uyduruluverilen tesisat. Bunu kuran uyanık başına neler açtığının farkında değil, su alana is, zift bedava...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101566
    % 1.76
  • 5.6804
    % -0.1
  • 6.3745
    % -0.15
  • 7.0989
    % 0.44
  • 260.647
    % -0.02
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT