BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Damadının ne iş yaptığını bilmiyordu!

Damadının ne iş yaptığını bilmiyordu!

Halit ceplerini yoklayınca beş kuruş bozuk parasının dahi olmadığını görünce dişlerinin arasından anlaşılmaz bir şeyler mırıldanarak sert adımlarla yürümeye başladı.



Halit ceplerini yoklayınca beş kuruş bozuk parasının dahi olmadığını görünce dişlerinin arasından anlaşılmaz bir şeyler mırıldanarak sert adımlarla yürümeye başladı. Gülcan evlendiğinden beri vur patlasın, çal oynasın bir hayat sürüyordu. Erol’un Gülcan’ın karşılığında verdiği parayı düşüncesizce savurmuş, her gün meyhanede ve kumar masasında çılgınca vakit geçirmiş, sabahlara kadar sigara dumanı ve içki kokuları arasında kumar oynamıştı. Sonunda cebindeki para suyunu çekmişti. Kendisi gibi serkeş bir hayat süren arkadaşları daha bir gece önce zengin damat sayesinde artık yokluk çekmeyeceklerini söylememişler miydi? Hızlı adımlarla yürümeye devam etti. Biraz daha para isteyecekti Erol’dan. Ne de olsa gül gibi kız vermişti ona. Gülcan evden gittiğinden beri arayıp sormamıştı kendisini. Zaten aklına bile gelmemişti kızının varlığı. Damadının iş yerini bilmiyordu. Daha doğrusu Erol’un ne iş yaptığını bile bilmiyordu. Kahveden içeriye girip arkadaşlarının yanına oturdu. Eline para geçtiğinden beri kahveye gidebiliyordu. Yoksa kahve sahibi hiçbirini kapıdan içeri sokmuyordu. Halit bir çay söyledi. Sonra arkadaşlarına doğru eğildi: - Bugün gidip biraz arpalık isteyeceğim damattan. - İyi edersin yahu! Kızı bedavaya götürecek hali yok ya bu adamın! Halit gelen çayını karıştırırken başını salladı: - Tabii... Ama bir mesele var! Adam nerede oturur bilmiyorum ki... Arkadaşları hayretle baktılar onun yüzüne. Halit sinirlendi: - Ne bakıyorsunuz be! Bilmiyorum işte, sorup soruşturacak değilim ya... Adamlardan biri atıldı: - Soyadını biliyor musun bu adamın? Halit durakladı: - Dur bakayım, Akdemir miydi, Akbilek miydi neydi... Öyle bir şey olacak... Tamam, Akbilek... Adam keyifle arkasına yaslandı: - Tamam işte, aç rehberi, bulursun telefon numarasını, adresini... - Bulurum ya... Fenerbahçe’de oturduğunu biliyorum. Gideyim bakayım postaneye. Yine geldiği gibi hızla çıktı kahveden. Biraz sonra postahanedeki rehberden adresi bulmuştu. Kahveye dönüp kahveci Akif’e yaklaştı: - Akif ağabey, bana biraz para versen, gidip damattan harçlığımı alınca vereceğim geri. Yol parası yapacağım... Haydi, Allah’ını seversen... Akif ters ters baktı Halit’e. Sonra hiçbir şey demeden cebinden bir miktar para çıkartıp uzattı. Kaz gelecek yerden tavuğu esirgeyecek hali yoktu. Halit beş dakika sonra otobüse binmiş, Fenerbahçe’nin yolunu tutmuştu bile. Ağırlığını koyacak, kopartabildiği kadar yüklü bir miktarı kopartmaya çalışacaktı. Kendisine engel olmaya kalkacak halleri yoktu. En doğal hakkıydı kızını görmek. Pis bir şekilde sırıttı: “Haydi bakalım Erol efendi, pamuk eller cebe!” diye mırıldandı kendi kendine... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106805
    % 0.02
  • 5.6889
    % -0.09
  • 6.3007
    % -0.05
  • 7.3638
    % 0.03
  • 269.116
    % -0.25
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT