BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstikrarın temelleri

İstikrarın temelleri

AK Parti’nin 3 Kasım 2002’de aldığı oyları 3’e ayırmak mümkün: 1) Partinin felsefesine inanmış, genç Tayyip Erdoğan’ın bu felsefeyi Prof. Erbakan’dan daha çağdaş biçimde yürüteceğine karar verenler...



AK Parti’nin 3 Kasım 2002’de aldığı oyları 3’e ayırmak mümkün: 1) Partinin felsefesine inanmış, genç Tayyip Erdoğan’ın bu felsefeyi Prof. Erbakan’dan daha çağdaş biçimde yürüteceğine karar verenler... 2) Sayın Erdoğan’ın ve partisinin Türkiye’yi daha hızlı, daha hevesle Avrupa Birliği’ne taşıyacağını ve çağdaş uygarlık düzeyine bir türlü ulaşamamamızın mâkûs çizgisini kıracağını teşhis edenler... 3) İki büyük ekonomik krizle ülkeyi yoksulluğa, işsizliğe götüren, astronomik hortumları önleyemeyen, azılı katilleri ve ırz düşmanlarını milletin harîm-i ismetine salıveren ‘Üçlü Koalisyon’u sandıklara gömerek cezalandırmayı ve sisteme en aykırı görünen partiye oy vererek haklı hiddetlerini yatıştırmayı isteyenler... Bu 3 grubun en kalabalık olanına gelince, üçüncüsüdür. Bizim görüşümüz budur. Bu suretle, bizzat AK Parti’nin de, CHP’nin de ikili koalisyon bekledikleri bir seçim sonunda, acayip seçim sisteminin ve Genç Parti’nin MHP ve Doğru Yol oylarını almasının da kapital yardımı ile, Yüce Meclisimiz o şekilde oluştu ki; tarihimizde emsali yoktur ve dünya demokrasi tarihinde de benzerini bulmak epey araştırmayı gerektirir. Tecrübeli politikacıların silinip gitmesinin müsbet gelişme olarak algılanamayacağını da vurguluyorum. AK Parti iktidarı 3 yılını doldurdu. Doğrusu içeriden ve dışarıdan iyi destek gördü. Değil başbakan, milletvekili sıfatını bile taşımayan bir parti genel başkanı ‘Oval Ofis’te dünyanın birinci adamı ile sarmaş dolaş oldu. Avrupa’nın en sert demokrasilerinde güler yüzle karşılaştı. Böyle bir iktidarın rahat icraat yapabilmesi için, iç dinamikler yumuşak davrandı. Elhak iktidar da, az bir muhalefetin rahat atmosferinde, Avrupa Birliği’ne memnuniyet verici şekilde sarıldı. Muâsır medenîyet seviyesine yaklaşmamıza hizmet etti. Yaptığı hızlı olduğu kadar radikal reformları yalnız AB’nin ve Batı’nın kararlı hasımları inkâr edebiliyor. Bu reformların devamı şarttır. Aksi felâket doğurur. İçeride, laiklik ve bölünmezlik politikalarına itina ettiği, ağır eleştirilere bile soğukkanlılıkla yaklaştığı, dışarıda ABD ve AB ile ilişkilerimizi sağlam ve geniş ufuklu tuttuğu nisbette, iktidar, başarılı olur. Önümüzdeki seçimlere güvenle girer. Bu çerçevede istikrar, süreklilik kazanır.
Kapat
KAPAT