BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gülcan heyecanla fırladı ayağa!..

Gülcan heyecanla fırladı ayağa!..

Gülcan evlendiğinden beri dışarıya adımını atmamıştı. Bir kere sabah erken saatte bahçeye çıkmış, Aysel Hanımın odasına gelip yaptığı hakaretlerden sonra ondan da vazgeçmişti. Erol’u iki gündür hiç görmemişti.



Gülcan evlendiğinden beri dışarıya adımını atmamıştı. Bir kere sabah erken saatte bahçeye çıkmış, Aysel Hanımın odasına gelip yaptığı hakaretlerden sonra ondan da vazgeçmişti. Erol’u iki gündür hiç görmemişti. Gördüğü tek yüz, üç öğün yemeğini getiren ve kuşluk vakti gelip odasını süpüren Pervin’di. Hizmetçi kızla bir dostluk kurmuştu. Çok özel konulara inmemekle birlikte olduğu saatlerde sohbet ediyorlardı. Tabii bu sohbetlerden Aysel Hanımın asla haberi yoktu. Çünkü buna hemen engel olur, hatta Pervin’in işine son vermeye kadar götürebilirdi tepkisini. Pervin o gün de odayı süpürmek için kapıyı çaldı iki defa. Gülcan heyecanla kalkıp kapıyı açtı: - Küçük Hanım, süpürecektim... - Gel Pervin abla... Hizmetçi kız hemen daldı odaya, balkon kapısını açtı odanın havalanması için. Yatağın örtülerini kaldırdı. Gülcan çekingen bir tavırla yaklaştı: - Yardım edeyim mi Pervin abla? - Yok küçük Hanım, siz ellemeyin, ben yaparım. Siz oturun... Gülcan koltuklardan birine oturdu. Birkaç saniyelik sessizlikten sonra Pervin konuştu: - Bu sabah babanız geldi. Gülcan heyecanla fırladı ayağa: - Babam mı? Sahi mi? Ne zaman? - Sabah, Erol Beyle görüştü. Hemen kapıdan. Gülcan zeki bir kızdı. Babasının ne için geldiğini hemen anlamıştı. Omuzları çökmüş bir vaziyette geri oturdu. Yıkılmıştı. Kekeledi: - Beni, beni sormadı mı? Pervin acıyarak baktı genç kıza: - Erol Beyi görmek istedi sadece. Başını salladı Gülcan “Anlıyorum” diye mırıldandı. Zaten hiçbir zaman babasını bir destek olarak görmemişti. Yine de kendini her zamankinden fazla yalnız hissetti. Pervin devam etti: - Erol Bey de Fransa’ya gitti. Acele bir işi çıkmış. Evde sadece hanımefendi var. Gülcan üzüntülü bir şekilde gülümsedi. Cevap vermedi. Geleceği hakkında hiçbir şey düşünemiyordu. Oradan oraya savrulup duruyor, kendisini savuran rüzgâra hükmedemiyordu. Bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor ama bir şey yapabilmek için de hiçbir gücü olmadığını biliyordu. Bütün istediği biraz sevgiydi aslında. Biraz güler yüze hayatını verirdi. Kendisine yakınlık gösteren insanın kölesi bile olabilirdi. Hayattan tüm beklediği anlayış ve sevgiydi. Erol’a olan aşkı azalmıştı. Yine de onunla yaşadığı kısa dönemdeki duygu yoğunluğunun kırıntıları yüreğinin bir köşesinde duruyordu. Ara sıra karşılaşıp konuştukları zaman onun vicdanının rahatsızlığını hissetmesi kendisini duygulandırıyor, yaşadıklarını o saniyede göz ardı edebiliyordu. Öylesine açtı sevgiye... Bir başkasının senaryosunda oynayan oyuncu gibiydi âdeta. Oysa bu kendi hayatıydı ve hayatının kontrolünü tamamen başkalarının ellerine teslim etmişti. Bu durum içini acıtıyor, kendisini aciz, kişiliksiz hissetmesine neden oluyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98028
    % 0.96
  • 5.7029
    % -0.53
  • 6.3956
    % -0.91
  • 7.0772
    % -1.06
  • 258.521
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT