BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > U-SANDIK

U-SANDIK

Federasyon seçimine doğru kaos aynı, aktörler aynı, söylemler aynı...



> HASAN SARIÇİÇEK Aman özerkliğe halel gelmesin! 2 Mart 1989’dan 26 Aralık 2005’e... Neredeyse 17 yıl... Futbolda isimler, resimler, söylemler ve kavga aynı... Yine sandık ve yine seçim... Peki çözüm nerede? Çözüme katkı olması inancıyla özerk futbolun hikayesine bir göz atalım istedik... Yıl 1989... Turgut Özal iktidarı, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nü lağvedip, yerine Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’nü tesis eder. Bu, sporun 5 yıllık kalkınma plânlarına girdiği ve spor teşkilatının yeniden yapılandığı yeni bir dönemdir... Dönemin Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel futbolda özerklik için düğmeye basar... Uzun bir çalışma sonrası Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun yasalaşır... Federasyon özerk hale gelir ve Ankara’da ilk seçim yapılır... İlk olaylı kongre ve atama Özerklik sonrası yapılan ilk seçimin adayları Coşkun Özarı, Kemal Ulusu ve Necdet Çobanlı’dır. Kongre olaylı başlar... Olaylı kongrenin sonucunda başbakan (Özal) üç aday içinden birini Futbol Federasyonu Başkanı olarak atayacaktır. Fakat sonuçlar, başbakanı tatmin etmediği için seçim iptal edilir... Futbolda uzmanlığına inanılan, eski milli futbolcu ve teknik adamlar ile medya mensuplarından kurulu bir heyet Özal’a gider. Başbakan hepsinin görüşünü alır... Nisan 1989’da Özal, Can Bartu’nun referansı ile Şenes Erzik’i TBMM’ye çağırıp, başkan olarak atar.... Erzik iki dönem atama ile görev yapar. Sonra yeniden seçim yapılır. Erzik rakipsiz girdiği seçimi kazanır. Havuz seçimin malzemesi Yıl 1997. Dört yıl için yeniden Federasyon Başkanlığına seçilen Şenes Erzik, F.Bahçe ve Beşiktaş kulüplerinin ilk naklen yayın ihalesinin karşısında yer alması sebebiyle istifa eder. Cine 5’in 40 milyon dolara kazandığı ihalenin ardından Ali Şen ve Süleyman Seba, kulüplerinin haklarını korumak adına açtıkları davalarla maçlarının yayınını Kanal D ve ATV ortaklığı tarafından kurulan BİMAŞ’a vermek isterler. Erzik’in istifası üzerine Haziran 1997’de Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ile G.Antepspor Başkanı Celal Doğan başkanlığa aday olur. İki aday seçim hazırlıklarını sürdürürken Show TV ile BİMAŞ arasında yayın savaşı başlar. İki medya grubu da adayları saflarına çekmek için mücadele ederler. İki başkan adayı da “Biz kimsenin adamı değiliz” diyerek Genel Kurul’a katılmama kararı alır. Çok adaylı erteleme seçimi Şenes Erzik, 3 Temmuz’da Türk futbolunun kaosa girmemesi için ligler başlamadan seçimin yapılmasını kararlaştırır. 25-26 Temmuz seçim tarihi olarak belirlenir. Alp Yalman, Prof. Dr. Kaya Çilingiroğlu, Ufuk Özerten ve Çetin Susan başkanlığa aday olur. Alp Yalman’ın kazanmasına kesin gözüyle bakılan seçim için belirlenen tarih 26 Temmuz’dur. Ancak delegelerin çoğu kongre salonuna gelmez ve seçim de olmaz. Adı futbolda farklı olaylarla anılan Mustafa Kefeli de bu seçimde Kaya Çilinğiroğlu’nu destekler. Fakat, yeterli üye sayısı sağlanamadığı için seçim yine yapılamaz. Haluk Ulusoy kongreye gelmedi Kongre için 152 kişi gereklidir. Ama salonda 150 kişi vardır. Gelmeyen iki kişiden biri Futbol Federasyonu’nda yönetici olan Haluk Ulusoy’dur. Şenes Erzik bu durumu “Şu an Türk futboluna büyük bir darbe vurulmuştur. Kongreye katılmayanlar Türk futboluna en büyük kötülüğü yapmışlardır” diye eleştirir. Başkan adayı Alp Yalman da “Futbol adına cinayet işlendi. Katılmayanları kınıyorum” der. Diğer aday Kaya Çilingiroğlu’nun yaklaşımı ise “Bu işlerin altında başka pazarlıklar yatıyor” şeklindedir. Kiğılı jet hızıyla geldi ve gitti Dönemin spordan sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, Özkan Olcay’ı Federasyon Başkanlığı’na atar. Ancak yumuşak huylu Olcay da kendini yayın kavgalarının ortasında bulur ve fazla direnemez, bir buçuk ay içinde Federasyonu olağanüstü kongreye taşır. Başkanlığa Abdullah Kiğılı seçilir. Fakat Kiğılı da selefleri gibi havuz kavgasından bunalır ve bir süre sonra, “Havuzu biz kurduk, içinde boğulduk” sözleriyle istifasını verir. Türk futbolu yeniden kaosun içine girmiştir. O dönemde Bakan Seçkiner, Küba’ya seyahate çıkar. Yerine vekalet eden Orman Bakanı Ersin Taranoğlu, Haluk Ulusoy’u Federasyon başkanlığına atar ve futbolun içine düştüğü kaos, yaz boz usulüyle çözüme kavuşur. Ulusoy-Yılmaz karşı karşıya Aradan geçen 7 yıldan sonra başkan Haluk Ulusoy bir dönem daha aynı görevde kalabilmek için Danıştay’ın “İki dönem başkanlık yapan bir kişi üçüncü kez seçilemez” hükmüne rağmen yeniden aday olur. Karşısına ise 7 yıl öncesindeki gibi Mehmet Ali Yılmaz çıkar. Yılmaz, “kulüplerin Ulusoy yönetiminden şikayetçi olduğu ve yolsuzluk iddiaları karşısında sorumluluk alma gereği hissettiği için” aday olduğunu açıklar. Seçim 26 Haziran 2004’te yapılacaktır. Yılmaz, arkasında yeterli desteği bulamaması ve oy kullanacak delegelerin seçimden önce açıklanmamaları sebebiyle yarıştan bir kez daha çekilir. Bıçakcı da dayanamadı Ulusoy seçime tek aday olarak girmeye hazırlanırken mahkeme, G.Birliği delegesi Abdülkadir Aksoy’un açtığı dava sonucu kongreyi durdurur. Gerekçe, yasanın 5. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir. Ulusoy’un tepkisi, Erzik’inkinden daha serttir, “Bu kararı aldıranları, futbolun önüne geçenleri bulsunlar, ağızlarını burunlarını kırsınlar.” Bu seçim maratonu sonunda Ali Şen’in F.Bahçe düşmanı ilan ettiği Levent Bıçakcı Futbol Federasyonu Başkanlığına seçilir. Ama o da ancak 17 ay dayanabilir. Şimdi birbirinin kopyası olan bu kongre maratonunda yarışanlar yine Haluk Ulusoy, Levent Bıçakcı, M.Ali Yılmaz, Ayhan Bermek, Ata Aksu ve Cemal Aydın’dır. Bugün yaşananların, öncekilerden farkı mı? Onu da siz bulun.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT