BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bu dereceye nasıl eriştin?”

“Bu dereceye nasıl eriştin?”

Bir gün Resûlullah Efendimizin Sahâbe-i güzîni toplanmışlar idi. Kendi hâllerinden söz söylüyorlar idi. Birisi aralarından kalkıp, dedi ki: Yâ Ebâ Bekr! Allahü teâlânın izzet ve azameti için söyle, bu mertebeye ne ile eriştin? Buyurdu ki: Yemin verdiğiniz için söylemek lâzımdır. Dünyaya karşı, dîni ihtiyâr ettim, seçtim. Âhiretten, Allahü teâlânın rızâsını seçtim. Hiçbir gün önüme bir hâl gelmedi ki, o hususta, Allahü teâlânın hakkını, kendi hakkım üzerine üstün tutmayayım. Yani Allahü teâlânın hakkını üstün tuttum.



Bir gün Resûlullah Efendimizin Sahâbe-i güzîni toplanmışlar idi. Kendi hâllerinden söz söylüyorlar idi. Birisi aralarından kalkıp, dedi ki: Yâ Ebâ Bekr! Allahü teâlânın izzet ve azameti için söyle, bu mertebeye ne ile eriştin? Buyurdu ki: Yemin verdiğiniz için söylemek lâzımdır. Dünyaya karşı, dîni ihtiyâr ettim, seçtim. Âhiretten, Allahü teâlânın rızâsını seçtim. Hiçbir gün önüme bir hâl gelmedi ki, o hususta, Allahü teâlânın hakkını, kendi hakkım üzerine üstün tutmayayım. Yani Allahü teâlânın hakkını üstün tuttum. Hazreti Ömer’e sual ettiler. Sen bu mertebeye ne ile eriştin? Buyurdu ki: Onunla eriştim ki, muhakkak iki cihânda, Allahü teâlânın istediğini azîz ve zelîl ettiğini aklımdan çıkarmadım. Hazreti Osman’a sual ettiler. Sen ne ile bu dereceye eriştin? Buyurdu ki: Kitâbullahı sağ tarafıma koydum. Resûlullah’ın sünnetini sol tarafıma koydum. Muhakkak bildim ki, Allahü teâlâ benim sırrıma muttalîdir. Hazreti Ali’den sual ettiler: Sen ne ile bu dereceye eriştin? Cevap buyurdu ki: Cihâd ile eriştim. Otuz sene mücâhede kılıncı ile ve haşyet zırhıyla ve vera kalkanı ile, tâat ve ibâdet oku ile, gönül kapısında oturdum. Bir nesneyi ki, gönlüme koymadım ve hâtırıma getirmedim. Allahü teâlânın rızâsı dışında bir nesneyi gönlüme sokmadım. Bir gün Resûlullah Efendimiz oturmuş idi. Cebrâîl aleyhisselâm geldi. Cehennem kıssasını söyledi. Ümmet-i Muhammed’in günâhkârlarının Cehennem’e gideceklerini söyledi. Resûlullah üzülüp, mahzûn oldular. Çihâr yâr-i güzîn birbirine bakıştılar. Dediler, ne dersiniz? Ebû Bekir buyurdu: Ben onların günâhlarının yarısını götürürüm. Ömer buyurdu: Ben de yarısını götürürüm. Osmân buyurdu: Ben Allahü teâlâya dua ederim. Tâ beni onlara fedâ etsin. Beni o kadar büyük yapsın ki, Cehennem’de onların bütün yerlerini doldurayım. Onlara girecek yer kalmasın. Ali buyurdu: Allahü teâlâ bana o kadar kuvvet versin ki, Sırâtın köşesini düz tutayım. Tâ ki, onlar selâmetle geçsinler. Allahü teâlâ, Meryem sûresi 85’inci âyet-i kerîmesinde meâlen, “O gün müttekîleri rahmân huzurunda elçiler olarak haşr ederiz” buyurmuştur. Âyet-i kerîmedeki “Vefd” kelimesi Sahâbelerdir. Kıyâmet günü olunca, Resûlullah Efendimizin hizmetinde ve ümmet-i Muhammed’in şefâ’atinde kıyâm gösterirler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT