BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asrımızın Yesevîsi

Asrımızın Yesevîsi

Mânâ, ruh ve misyon birliği bakımından Ahmet Yesevî’ye benzetilip “Asrın Yesevîsi” diye tanınan Seyyid Ahmet Arvasi, vefatının 17. yılında yâd ediliyor. Özellikle gençler tarafından büyük ilgi ile takip edilen Arvasi’nin eserleri, vefatının ardından rehber niteliği taşıyor.



> Tolga Uslubaş Zorluklar karşısında, sabırla ve şükürle mücadele etmesini bilen o iman timsali soylu kalem, bundan 17 sene önce 31 Aralık 1988 günü, daktilosunun başında yazı yazarken susmuştu. Mânâ, ruh ve misyon birliği bakımından Ahmet Yesevî’ye benzetilip “Asrın Yesevisi” diye tanınan Seyyid Ahmet Arvasi, aradan 17 yıl geçmesine rağmen hâlâ yeri doldurulabilmiş değil. Hayatı boyunca yazdığı kitaplar özellikle gençler tarafından büyük ilgi ile takip edilen Arvasi’nin eserleri, vefatının ardından hâlâ birer rehber niteliği taşıyor. 56 yıllık ömrünü ecdadına, dinine bağlı, vatanını, bayrağını, milletini seven, bilgili ve temiz bir gençlik yetişmesi için çırpınarak geçiren Seyyid Ahmet Arvasi, Türkiye Gazetesi’ndeki “Hasbihal” köşesinde uzun yıllar eğitici, yönlendirici, irkiltici ve uyarıcı yazılar kaleme aldı. Son dönemin büyük mütefekkir ve ilim adamı merhum Arvasi, bir gönül adamı olduğu kadar, akıl adamı ve iyi bir eğitimci idi. O hayatı boyunca kendisine yaratılanların en üstünü ve güzeller güzeli Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimizi örnek almış, imanı kâmil bir “Mümin” ve büyük bir “Hakk aşığı” idi. Son nefesine kadar Türklüğe ve İslâm’a hizmet etmek için çırpınan, son derece ihlâslı ve yazdıklarını da yaşayan samimi ve dürüst bir kimse idi. Gerçek milliyetçilik “Türk İslâm Ülküsü” isimli eserinde Türk milliyetçiliğini şamanist bir çizgiye sokmaya çalışanlara şöyle cevap veriyordu: “İslâmiyet, hiçbir din ile kıyaslanmayacak kadar ileri, ilmin verilerine açık, dinamik, birleştirici ve kaynaştırıcı bir sistem getirmektedir. O, kapitalizm, sosyalizm, komünizm, faşizm ve nazizm gibi yabancı ideolojilerin saçtığı zehiri bertaraf edecek bir panzehir ve hayat kaynağıdır” diyordu. “İnsan ve İnsan Ötesi” kitabının önsözünde; “Türk milliyetçilerinin dâvâsı, Allah ve Resulünün dâvâsıdır!” yazmıştı. Onun milliyetçiliği şekil milliyetçiliğinden öte bir şeydi. Eserlerinde, İslâm İman ve ahlâkına göre yaşamanın en büyük saadet olduğunu söylüyor ve ekliyordu; “Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslâm’ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimizin ‘Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır’ tarzındaki ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım. İnanıyorum ki, hem Türk hem Müslüman olmak hem de muasır dünyaya öncülük etmek mümkündür. Ecdadımız bütün tarihleri boyunca bunu denediler ve başarılı oldular. O halde bizler niye bu tarihi misyonumuzu yerine getirmeyelim?” Çileli bir hayat yaşadı Fertlerden başlayarak toplumun bütün alanlarında yeni bir dirilişi öngören yazıları, yaptığı ateşli konuşmaları, kaleme aldığı gazete makaleleri ile teorik bir yeni toplum modeli sunan Arvasi, her zaman farklı duruşuyla dikkat çekti. Hemen her fikir adamı gibi, onun da hayatı çile ile geçti. Baskılar, yıldırmalar, korkutmalar, hapishaneler, işkenceler; hasılı enva-i çeşit zulümlerden hiç birisi onu, doğru bildiği yoldan asla alıkoymadı. En olumsuz şartlarda bile hep dik durdu; gerçeği bütün gücüyle haykırdı. İşte bu mesajı alan on binler, Arvasi’yi Fatih Camii avlusundaki cenaze namazında yalnız bırakmadı. Seyyid Ahmed Arvasî, mübarek bir milli mücadele için yola çıkmış, ciltlerce eser kaleme almış ve son nefesine kadar da çıtasını hiç yere düşürmeden davasının sancaktarlığını yapmıştı. Olgun bir idrak, vatansever bir bilgi, engin bir hoşgörü, zihin açıcı bir irade, soylu bir fikir adamı, şahsiyetli bir karakter olarak hafızalarımızdaki yerini alan Seyyid Ahmet Arvasi’yi vefatının 17. yılında, biz de rahmetle, duayla, saygı ve minnetle yâd ediyoruz... Gerçek mütefekkir Zamanımız mütefekkiri Seyyid Ahmet Arvasi, Peygamber efendimizin torunu Hazret-i Hüseyin’in soyundan olup, seyyiddir. 1932 yılında dünyaya geldi. Ailece Van’ın Müküs (Bahçesaray) kasabasına bağlı Arvas (Doğanyayla) köyündendir. 1952’de Erzurum Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı, daha sonra 1958’de Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Sırayla Balıkesir, Bursa ve İstanbul’daki eğitim enstitülerinde hocalık yapan Arvasi, 1979 yılında emekli oldu. Arvasi, Hergün Gazetesi’nde, “Türk-İslam Ülküsü” başlığıyla günlük makaleler yazdı. Türkiye Gazetesi’nde de “Hasbihal” başlığı ile makaleleri neşredildi. 56 yıllık ömrünün bir bölümünde hep konuşan, anlatan ve hitabet sanatını en güzel şekilde icra eden Arvasi Hoca vardı. İkinci ve son bölümde ise hep yazı yazan... 31 Aralık 1988’de Erenköy’deki evinde saat 11.00’de günlük makalesini yazarken ruhunu teslim ederken çok sevdiği daktilosunun başındaydı. Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından okurlarıyla buluşturulan eserlerinden bazıları şunlardır: Türk-İslam Ülküsü (3 cilt), Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan Ötesi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, İnsanın Yalnızlığı, Şiirlerim, Eğitim Sosyolojisi, Doğu Anadolu Gerçeği, İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri, Hasbihal (6 cilt), Hasbihal, daha sonra konularına göre Emperyalizmin Oyunları, Devletin Dini Olur mu?, Kadın Erkek Üzerine isimleriyle kitaplaştırıldı. Mücadeleden kaçmadı > M.Fatih Can (Tarih Düşünce Dergisi Yayın Yönetmeni) Türklüğü İslam’la mânâlandıran Arvasi Hoca, Türk’ün tarih sahnesindeki rolünün Müslümanlık yönü anlaşılmadan kavranamayacağını söylerdi. O, hayatı boyunca bu ruhun müessir eğitim vasıtalarıyla Türk gençliğine aşılanması gerektiğini ifade etmişti ve bunun bayraktarlığını da elinden geldiğince yaptı. Mücadeleden kaçmadan en zor şartlarda dahi davasını haykırarak binlerce Alperen’in yetişmesine vesile olmuştur. Edeb, erkan öğretmiştir Olcay Yazıcı (Araştırmacı, yazar ve şair) Mânâ, ruh ve misyon birliği ve hatta aynîliği olduğu için Yesevi’ye benzetilir. Biz bunu yaklaşık 20 sene önce söyledik. Ahmet Yesevî’nin Anadolu’da yaptığı ile benzer dalgalanma ve kırılmaların yaşandığı 70’li yıllardaki kültürel kırılmada, siyasî sapmalarda, ortaya koyduğu medeniyet ve kültür idraki/iradesiyle S. Ahmet Arvasi, ‘sosyal uçuruma’ doğru hızla yol alan kışkırtılmış gençliğe, yön ve misyon haritası çizmiştir. Yol-yöntem, edeb-erkân öğretmiştir... Dünya çapında âlim M. Halistin Kukul (Yazar ve şair) Fikirde ve amelde kemal, feyz ve ilim menbaı bir mütefekkir. Dünya çapında pedagog, sosyolog ve estetikçi. Tefekkürü, bizde, Necip Fazıl’la “aynîleşmiş” bir dâhi. Zorluklar karşısında, sabırla ve şükürle mücadele etmesini bilen iman timsali. İslâmî mânâda dindar, milliyetçi, vatansever, hoşgörü ve sevgiyi rehber edinen hakikî bir muallim. Yorumları zihin açıcı ve çağlara hamleler yaptıracak mevkîde ulvî...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT