BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hac ibâdetine dâir...

Hac ibâdetine dâir...

İslâmın 5. şartı olan “hac ibâdeti”, hem bedenî, hem de mâlî bir ibâdet olup, “belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyâret etmek” şeklinde tarîf edilmektedir...



Hem mîlâdî senenin, hem de Zil-ka’de ayının son günü olan bu Cumartesi makalemizde, “Hac Mevsimi”nde olmamız dolayısıyla, birazcık “hac” ibâdetinden bahsetmek istiyoruz. Bilindiği gibi, “Ka’be-i muazzama”yı ziyâretle ilgili iki temel ibâdet vardır: 1- “Hac”, 2- “Ömre(umre)”. Hanefî mezhebine göre “hac”, gücü yeten Müslümanlara, ömürlerinde bir def’a olmak üzere farz, “ömre” ise sünnet-i müekkede(kuvvetli sünnet)dir. Her ibâdetle ilgili olarak dört mezhebe göre farklı bazı hükümler bulunmaktadır. Ömre, Mâlikî mezhebinde de, gücü yeten Müslümanlara, ömürlerinde bir kerre müekked sünnettir. Fakat Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde ömre de, hac gibi, ömürde bir kerre farzdır. İslâmın 5. şartı olan “hac ibâdeti”, hem bedenî, hem de mâlî bir ibâdet olup, “belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyâret etmek” şeklinde tarîf edilmektedir. Hac ancak, “hac ayları” adı verilen belli zaman içerisinde yapılabilir. Hac ayları ise Şevvâl-i şerîf ve Zi’l-ka’de ayları ile Zi’l-hicce ayının ilk on günüdür. Bu aylar girmeden önce, hacla ilgili menâsikten herhangi biri yapılamaz. Hac ve Ömre, yol üzerindeki “mîkât” denilen sınırları geçmeden niyet edilip ihrâma girmek suretiyle yapılır. Hac ve Ömre... Yine Zilhiccenin 9. günü olan Arefe gününde, Arafât’ta bulunmayan ve vakfe yapmayan bir kimsenin haccı sahîh olmaz; sonraki senelerden birinde tekrâr hac yapması gerekir. Hac ve Ömre ibâdetleri, hac ayları içerisinde, ayrı ayrı yapılabileceği gibi, bunların ikisi birlikte de yapılabilir. Ömrenin belli bir zamanı olmayıp, bu ibâdet, Arefe günü sabâhından, Kurban Bayramının dördüncü günü akşam vaktine kadar olan beş gün müstesnâ olmak üzere, hac aylarında da, hac ayları dışında da, bütün yıl boyunca, her zaman yapılabilir. Zikredilen beş günde ömre yapmak, Hanefî mezhebine göre tahrîmen mekrûhtur. Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), hac ibâdetini yapacağı zaman, bu ibâdette birtakım meşakkatler bulunduğu için, “Allah’ım onu bana kolaylaştır...” diye duâ buyurmuşlardır. Ayrıca, Peygamber Efendimiz “Hac menâsikinizi benden alınız (öğreniniz ve benim yaptığım gibi yapınız)” buyurmaktadırlar. Hac ayları girdikten sonra, hacdan önce ömre yapılıp yapılmaması, yapılacaksa ömre ve haccın aynı ihrâmla mı, yoksa ayrı ayrı ihrâmlarla mı yapılacağı durumuna göre üç türlü hac vardır: Bunlar “ifrâd”, “temettü’” ve “kıran” haclarıdır. Bunları kısaca tarif edecek olursak: 1- Hacc-ı İfrâd (İfrâd Haccı): Ömresiz olarak yapılan hacdır. Bu hac nev’inde, hac ayları içinde, hacdan önce ömre yapılmayıp, sadece hac niyyetiyle ihrâma girilerek, hac menâsiki edâ edilir. Mîkât sınırları içinde bulunanlar da, mîkât hudûdu dışından gelenler de “İfrâd Haccı” yapabilirler. Bunda şükür kurbanı vâcip değildir. 2- Hacc-ı Temettü’ (Temettü’ Haccı): Aynı senenin hac ayları içerisinde, evvelâ ömre yapıp ihrâmdan çıktıktan sonra, ayrı bir niyyet ve ihrâmla yapılan hac nev’idir. Bu haccı, sadece, mîkât sınırları dışından, hac için gelenler yapabilirler. Bunda şükür kurbanı vâciptir; kurban için tayin edilen mekân olan Minâ’da kesilir. Bu kurban, hacıların memleketlerinde kesilemez. Ama herhangi bir hacı müsâfir (seferî) değilse, zengin olması sebebiyle ayrıca kesmesi vâcip olan kurbanı için vekâlet verip bunu memleketinde kestirebilir. Şu kimseler temettü’ haccı yapamazlar: a- “Mekkî” olanlar (Mekke’liler), b- “Mîkât” sınırları içerisinde bulunanlar, c- Mekke-i Mükerreme ve mîkât sınırları içine, hac ayları’ndan (yani Şevvâl ve Zilka’de ayları ile Zilhicce’nin ilk on günü’nden) önce gelmiş olanlar. 3-Hacc-ı Kırân (Kırân Haccı): Aynı yılın hac ayları içinde, her ikisine birlikte niyyet edilerek, ömre ve haccı bir ihrâmda birleştirmek suretiyle yapılan hac nev’idir. Kırân haccını, temettu’ haccında olduğu gibi, sadece mîkât sınırları dışından gelenler yapabilirler. Bu ibâdeti yapacak olanlar, ömre ve hacca, her ikisine birden niyyet ederler. Ömreyi yaptıktan sonra, ihrâmdan çıkmadan ya’ni aynı ihrâm ile, hac menâsikini de îfâ ederler. Bunda da, temettü’da olduğu gibi şükür kurbanı vâciptir. Mekke’liler, mîkât sınırları içerisinde bulunanlar ve buralara hac aylarından önce gelmiş olanlar kırân haccı yapamazlar. Usûlüne uygun yapmalıdır Netice olarak söyleyelim ki, görüldüğü üzere, her ibâdetin, zamanı, mekânı, yapılış şekli bulunmaktadır. Zâten ibâdet, onu emreden Zâtın emrine uygun olursa, ibâdet olur. Kişinin kafasından estiği şekilde, yerde ve zamanda yapılan ibâdet sahîh ve makbûl olmaz. Bu bakımdan hacca gitmeden önce, kıymetli fıkıh veya ilmihal kitaplarını yahut muteber bir “Hac ve Umre Rehberi”ni, dikkatli bir şekilde okumalı, yapılacak ve yapılmayacak işleri iyice öğrenmelidir. Haccın farz, vâcip, sünnet ve müstehapları ile ihrâm yasaklarını ve diğer hükümleri dikkatli bir şekilde öğrenmeli ve usûlüne uygun yapmalıdır. İhrâma giren kişinin, ihrâmlı bulunduğu müddet zarfında, ihrâmlıya yasak olan fiil ve davranışlardan dikkatle kaçınması lâzımdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT