BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendisine acımayana, kimse acımaz

Kendisine acımayana, kimse acımaz

İnsanın kendisine acıması demek, kendini sonsuz olan Cehennem ateşinden koruması demektir. Kendisine merhamet etmeyen, yani Cehennem ateşinden koruyamayan bir kimse, başkalarına hiç acımaz ve onları koruyamaz...



İnsanlara ve bütün canlılara karşı şefkatli, merhametli olabilmek için, insanın önce kendisine merhamet etmesi, acıması lazımdır. Bu ise, Allahü tealanın emir ve yasaklarını öğrenmek, doğru bir imana sahip olmak ve öğrendikleri ile amel etmekle mümkün olur. İnsanın kendisine merhamet etmesi, acıması demek, kendini sonsuz olan Cehennem ateşinden koruması demektir. Kendisine merhamet etmeyen, acımayan yani Cehennem ateşinden koruyamayan bir kimse, başkalarına hiç acımaz ve onları koruyamaz. Zaten kalbinde imanı olmayanın, merhamet, acıma duygusu da olmaz. İmandan mahrum olan bir kimse, sadece nefsinin istekleri peşinde koşar. Nefsinin istekleri için her türlü kötülüğü, eline fırsat geçince rahatlıkla yapar. Bunun için, dinimizi doğru olarak öğrenmemiz, öğrendiklerimize uygun olarak yaşamamız, Resulullah efendimizin ve Onun yolunda olan âlim ve evliyanın ahlâkı ile hallenmemiz, ahlâklanmamız lazımdır. Bunu yapmazsak, sonsuz felaketten kurtulmamız mümkün değildir. Kendisine acımayana, hiç kimse acımaz. Kendisine ve başkalarına merhamet edene, acıyana da, herkes merhametle muamele eder ve böylece o kimse Allahü tealanın rahmetine, merhametine kavuşur. Gayri müslimlere bile... Resûlullah efendimiz merhametli olduğu gibi, Eshâb-ı kiramın hepsi de, bütün mahlûkata karşı merhametliydiler. Hatta gayri müslimlere karşı bile çok merhametliydiler. Hazret-i Ömer halife iken, kapı kapı dolaşıp dilencilik yapan yaşlı bir Hıristiyan kadınını görür. Niçin dilendiğini sorduğunda kadıncağız: -Çalışacak durumda değilim. Bakacak kimsem de yoktur, cevabını verir. Bunun üzerine hazret-i Ömer: -Biz senin gençliğinde, senden vergi aldık. Yaşlandığında da sana bakmak mecburiyetindeyiz. Senin bu hâline göz yumamayız, der ve; -Bu kadına geçimine yetecek kadar maaş bağlansın, emrini verir. Hadîs-i şerîfte de: (Ümmetimin sâlihleri çok namaz kılmakla ve çok oruç tutmakla Cennete girmezler. Bilâkis, kalblerinin temizliği, rûhlarının cömertliği ve bütün Müslümanlara olan merhametlerinden dolayı, Allahü teâlânın merhametine mazhar olurlar ve bu sebepten Cennete girerler) buyuruldu. Eshab-ı kiramdan Ammar bin Yâser hazretleri: “Kim ki, üç şeyi kendinde toplarsa kâmil îmâna sahip olmuş olur. Bunlar: 1-Darlık zamanında yedirip içirmek. 2-Kimseye zarar vermemek. 3-Herkese karşı insaflı, merhametli olmak” buyurdular. Hasan bin Sehl hazretleri anlatır: “Bir gün çocuklar, hazret-i Behlül’ü taşa tutmuşlardı. Atılan taşlardan birisi vücûduna isabet edip kanatınca; -Ey çocuklar! Ben, Allahü teâlâya tevekkül ettim. O elbette bana kâfidir. O ne güzel vekildir. Ancak Allahü teâlâya yaklaşmak insana rahatlık verir. İnsanlara ezâ ve cefâ yapanlar hiç merhametli olur mu? dedi. Ben dayanamadım; -Ey Behlül, çocuklar sana taş attıkları halde, sen onlara merhamet ediyorsun. Bu nasıl iştir? dedim. O da; -Sus! Allahü teâlâ, benim üzüntü ve acımı, onların da sevincinin çokluğunu elbette biliyor. Bâzımızı, bâzımıza bağışlaması umulur, buyurdu.” Ebû Abdullah Seczî hazretleri; “Evliyânın alâmeti üçtür: Birincisi, derecesi yükseldikçe, tevâzusu, alçak gönüllülüğü artar. İkincisi, elinde imkân bulunduğu halde dünyâya değer vermez, düşkün olmaz. Üçüncüsü, intikam almaya gücü yettiği halde merhametli ve insaflı davranarak intikam almaz” buyurmuştur. Yûsuf bin Esbât hazretleri buyurdu ki: “Güzel ahlâkın alâmetleri; arkadaşının söylediğine itiraz etmeyip, kabûl etmek. Kendine, herkese ve hattâ her mahlûka karşı merhametli ve insaflı olmak. Kimsenin aybını araştırmamak. Başkasında bir kusur görünce, dalgınlıkla olmuştur, istemeyerek yapmıştır diyerek iyiye yormak. Kendisinden özür dileyenlerin özürlerini kabûl etmek. Başkalarından gelen sıkıntı ve eziyetlere sabır ve tahammül etmek. Başkalarının kusurlarını araştırmak yerine, kendi kusur ve kabahatlerini düşünüp araştırmak, düzeltmeye çalışmak. Büyük küçük herkese karşı edebli, tatlı dilli, güler yüzlü olmaktır.” Herkese merhametli ol! Süfyân-ı Sevrî hazretleri de buyuruyor ki: “Büyük küçük herkese merhametli ol. Akrabân ile alâkayı kesme. Sana gelmeyene, sen git. Akrabân, seninle alâkayı kesse de, sen kesme. Sana zulmedeni affet. Az konuş, kalbin yumuşak olur, katılaşmaz. Dünyâya hırslı olma, hasedci olma, anlayışın süratli olur. Herkesi kötüleyici ve suçlayıcı olma, insanların dilinden kurtulursun. Şefkatli ve merhametli ol, herkes seni sever. Allahü teâlânın yaptığı taksime râzı olup, rızkından memnun olursan, gönlü zenginlerden olursun. Allahü teâlâya tevekkül et, kuvvetli olursun. Alçak gönüllü ol, sâlih amelleri tamamlamış olursun. Acırsan, her şey sana acır.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102595
    % 1.49
  • 5.6822
    % -0.05
  • 6.3496
    % -0.44
  • 7.0798
    % -0.04
  • 260.062
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT