BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 14 yaşında sultan Genç Osman

14 yaşında sultan Genç Osman

Yeniçeriler ne hücum emri ile kıpırdar, ne de durdan dönden anlarlar. Her biri ayrı sultandır, başlarına buyruk davranırlar...



Sultan Ahmed ile Mahfirûz Hadîce Sultanın oğlu olan 2. Osman, Osman Gazi gibi bahadır, Yavuz gibi gözü karadır. O da her padişah gibi iyi bir eğitim alır. Hem doğu, hem batı lisanlarını (Arapça, Farsça, Yunanca, İtalyanca) öğrenir, klasikleri orijinal metinlerinden okuyacak kadar ustadır. Sonra târih, coğrafya ve matematiğe çok meraklıdır. “Faris” mahlası ile şiirler yazar ki bunlar sıradan şeyler değil, alkışlanacak çaptadır. Genç Osman, dedeleri gibi haremde yetiştirilen devşirmelerden biriyle değil, saray dışındaki köklü Türk ailelerinin kızlarıyle (Şeyhülislam Es’ad Efendi ve Pertev Paşa’nın kerimeleri ile) evlenir ve bir geleneği yıkar. Saraydaki kadınları karşısına almaktan korkmaz. II. Osman Han gepegenç (henüz 14 yaşında) tahta oturur (1618) ve bir sürü gaileyi kucağında bulur. Öncelikle bir ekip kurmalı, bir işi birisine havale etti mi gözü arkada kalmamalıdır. Evet etrafında bu kır’atta adamlar vardır ama “sen gel, sen git” demek kolay mıdır? İşin içine girdikçe saraydaki dengelerin farkına varır, hasılı padişah bile olsa teamüllere uymak zorundadır. Polonya-İran Genç Osman önce İran’la yaşanan çekişmeleri bitirmeye bakar. Zaten Yeniçeriler Pûl-i Şikeste’de mağlup olmuşturlar, yeni bir sefer, yeni yeni dertler açar. İranlılar da yorgun ve bitaptırlar. Adamlar Kanuni dönemi sınırlarına çekilmeyi kabul edince “Serav Sahrası”nda bir muâhede imzalar ve o defteri kapar. İşte şimdi yüzünü Avrupa’ya dönebilir, nitekim donanmayı Mora’dan Navarin’e taşır ve Otranto Boğazını geçip Adriyatik’e çıkar. Dıraç civarlarında dolanan İtalyan gemilerini zapteder, askerleri esir alırlar. Azîz Mahmûd Hüdâi hazretlerinin duası bereketiyle İspanyollara ait limanları (mesela Manfredonia) sadece üç günde ele geçirir, Avrupa’nın göbeğinde mevzi sahibi olurlar. Sıra gelir ihanet eden Boğdan (Romanya) Beyi Gratiani ile Osmanlı tarafından korunup kollanmalarına rağmen asilere omuz çıkan Leh (Polonyalı) savaşçılarına. İstanbul’daki paşalar bu sefere ihtiyatla yaklaşırlarsa da (bir tek Güzelce Ali Paşa yanındadır) bildiğini yapar. Nitekim Kırım Hanı, Rumeli Beylerbeyi, Vidin ve Niğbolu beyleri Prut’u aşarlar. Özi Beyi İskender Paşa karşısına çıkarılan Leh ordusunu kesinkes yener ve Boğdan Voyvodasını yakalayıp yağlı ilmeği boynuna takar. Turla nehri kıyılarında en az 50 bin Leh savaşçısını kırar, 120 top kaldırırlar. Sayılamayacak kadar malzemeye, taşınamayacak kadar erzaka sahip olurlar. Lehler bakarlar gidiş fena, bundan böyle muti olma sözü verir ve vergi ödemeyi göze alırlar. Ancak Genç Osman yollanılan heyeti Küçükçekmece’den geri çevirir, muhatap bile olmaz. Zira Lehistan’ı zorlanmadan ezeceğine kanidir, böylece Baltık Denizine çıkmayı ve burada bir deniz üssü kurmayı planlar. Eğer, aklındakileri gerçekleştirebilirse Avrupa’nın kuzeyinde ve Atlas Okyanusunda gemilerimiz dolanacak, Osmanlılar Amerika yolunda söz sahibi olacaktırlar. Belki de yeni kıtada Müslüman bir devlet kurulacak, uzak ufuklarda nazlı hilal dalgalanacaktır. Hem alttan üstten kuşatılınca Avrupalıların gemileri limanlarından çıkamayacak, ticaretleri dumura uğrayacaktır. Muhteşem plan 2. Osman Han o günlerde gitgide güç kazanan Protestanları, Katoliklerin saldırılarından korur, Hristiyan âlemini Vatikan’ın tasallutundan kurtarmaya bakar. Genç Sultan hızlı düşünür ve aklına koyduğunu anında yapmaya bakar. Nitekim Baltık Denizine çıkma işini de geciktirmez otağ-ı hümayûnu tez günde Davut Paşa Kışlasına kurar. Ilık bir mayıs günü cuma namazını kılar, tekbirlerle yola çıkarlar. (1621) Genç Osman bir yandan meydan savaşı vermeye hazırlanırken öte yandan Kırım Hanı ile akıncı beylerini Polonya içlerine yollar. Bunlar Lehistanın altından girer üstünden çıkar, kalplerine korku salarlar. Adamlar o panikle Ruslardan, Rumlardan, Almanlardan ve Macarlardan destek alır ve yüz bin küsur kişilik bir ordu toplarlar. Yeniçeri eski kafa Lehler sahalarında oynamanın avantajını kullanır, Hotin civarında güzel bir mevziye kurulurlar. Dağ, orman, nehir (Dinyester) ve kale desteğini arkalarına alırlar. Genç Osman bunları yay gibi kuşatır, bu arada Kantemir Mirza komutasındaki Nogay Tatarlarına destur verir, civar şehirleri kontrol altında tutar. Sıradan vatandaşa ilişmez ama Haçlılara destek verenleri çıra gibi yakar. Bu savaşa karışmayanlar bey gibi yaşar, ihanet edenler bedeline katlanırlar. Kaşınanı kaşır, binlerce esir, hesapsız ganimet kaldırırlar. Gün gelir yerli halk kendi ordusuna yiyecek içecek vermez olur, akıncılar uzak illerden yola koyulan konvoyları da ele geçirir, sahrada kuş uçurtmazlar. Gelgelelim Genç Osman özlediği zaferin eşiğine gelmişken istediğini alamaz. Yükselme hırsı ve dünya tamahı ile birbirlerine hasım olan paşalar iş birliğine yanaşmaz, arkadaşının başarısızlığını fırsat sayarlar. Yeniçeri ise savaştan ziyade yağmaya bakar, ne hücum emri ile yerinden kıpırdar ne de durdan dönden anlar. Sanki her biri ayrı komutandır, başlarına buyruk davranırlar. Kırım, Suriye ve Anadolu’dan gelen askerler aslanlar gibi savaşırlarsa da çeri bozuntuları isteksiz ve gayretsiz olunca emekler boşa çıkar. Havalar soğumaya başlayınca Lehler barış arzularlar, doğrusu bu talep hesabı bir sonraki seneye erteleyen Genç Osman’a da uyar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT