BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hazırlık tamam

Hazırlık tamam

Hacı adayı sayısının her geçen gün arttığı Mekke’de Kâbe’nin içi ve dışı yüzlerce kamera ile donatıldı. Mina’ya ise tamamı klimalı 250 bin çadır kuruldu. Kurtarma ve ilkyardım helikopterleri de Mekke’nin çeşitli bölgelerine yerleştirildi.



> Halil Delice - MEKKE MEKKE- Dünyanın dört bir yanından hac farizasını ifa etmek için kutsal topraklara akın eden çeşitli dil ve ırka mensup üç milyondan fazla hacı adayı, Vakfe gününü iple çekerken, Mahşer yerini hatırlatan Arafat, Mina ve Müzdelife’deki hazırlıklar da tamamlandı. Hac Bölgesi Savunma Müdürü Albay Muhammed Karni, hazırlıkların tamamlandığı bölgeleri basın mensuplarına yerinde göstererek bilgi verdi. Karni, hazırlıkların bittiğini, güvenlik, sağlık, ulaşım konularında her türlü tedbirin alındığını, Mina’da 250 bin, Arafat ovasında ise 150 bin çadırın hazır hale getirildiğini söyledi. Arafat’ta, önceki senelerden farklı olarak, hacıları sıcaktan korumak için suni yağmurlama sistemi getirdiklerini söyleyen Karni, “Şeytan taşlama sırasında yığılma olmaması, önceki sene yaşanan felaketlerin tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirler alındı. Şeytan taşlama bölgesi üç katlı hale getirildi ve genişletildi” dedi. Helikopterler hazır Arafat ve Mina’da önemli yerlere sabit kameralar konulduğunu belirten Karni sözlerini şöyle sürdürdü; “Her türlü muhtemel aksaklık merkezi sistemle takip ediliyor. Kâbe’nin içinde ve etrafındaki yığılmaya karşı da gerekli tedbirler alındı. İstenmeyen durumlara anında müdahale edilmektedir” dedi. Güvenlik ve sağlık hizmetlerini çok hızlı bir şekilde yerine getirmek, istenmeyen durumlara anında müdahale etmek için helikopterli hizmet merkezi de kurduklarını açıklayan karni, “Hastalara çok hızlı yetişmek ve muhtemel yangına anında müdahale etmek için her türlü ekipmanla donatılmış helikopterlerimiz her an göreve hazır” şeklinde konuştu. İtfaiye müdürü Muksab Al Ameri de gazetecilere verdiği bilgide, Kâbe çevresinde güvenliğin sağlanması için yoğunluğun fazla olduğu bölgelerin kameralarla izlendiğini, muhtemel bir olay esnasında ekiplerin anında olay mahalline sevkedildiğini söyledi. Maksab Al Ameri, Kâbe’nin iç kısmının 300, çevresinin ise 60 kamera ile izlendiğini, itfaiye araçlarının da 24 saat hazır bekletildiğini kaydetti. Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl kontenjanların 100 bine çıkartılmasıyla birlikte hazırlıklarını tamamladı. Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Organizasyonu Basın Sorumlusu Ahmet Keskin, yaptığı açıklamada, Mekke ve Medine’de olduğu gibi Arafat, Müzdelife ve Mina’da kalacak hacı adaylarını en iyi şartlarda barındırabilmek için bütün önlemlerin alındığını söyledi. Keskin; “Hacı adaylarımıza kumanya usulü yemek dağıtacağız. Kuracağımız sağlık merkezi hacılarımızın hizmetinde olacak. Ulaşım ücretsiz olarak sağlanacak. Hacılarımızın ibadetlerini en rahat şekilde yapmaları için tüm hazırlıklarımız tamamlandı” dedi. Arafat ve Mina’da hacıların çadırlarda piknik tüpü kullanmalarına izin verilmeyeceği kaydedildi. Alışveriş canlandı Öte yandan, Mekke ve Medine’de alışverişler gözle görülür şekilde canlandı. Mekke’den daha çok zemzem, namazlık ve tesbih alan hacı adayları, hurmaları genelde Medine’den almayı tercih ediyorlar. Zemzem ve hurmalar bazı aracı kuruluşlarca kargo yoluyla Türkiye’ye gönderiliyor. Dükkanlarda ve sokaklarda kurulan tezgahlarda satışa sunulan hediyelik eşyalar, sıkı bir pazarlık yapılırsa istenenin yarı fiyatına kadar alınabiliyor. Mekke ve Medine’de Türkler tarafından işletilen lokanta, berber, telefon satıcısı, manav, bakkal gibi işyerlerinin çokluğu dikkat çekiyor. Kâbe’yi görmenin tarifsiz hazzı... 30 Aralık akşamı, bizi, Cidde’ye götürecek uçağa bindiğimizde şaşırıp kalmıştım. Sanki, hasat zamanı gelmiş pamuk tarlasına girmiş gibiydik. Kefeni hatırlatan ihramlar içinde, herkes, makam, mal, asalet gibi dünya değerlerinden sıyrılmış, kullukta bir olmuştu. Benzer duyguları asker olduğumda yaşamıştım. Tek tip er elbiseleri giydik. Sakal ve saç tıraşı olduk. Bizi farklı kılan makamlar, mal, elbiseler, bıyık, sakal ve saçlarımız gitmişti. Hepimiz erlikte eşitlenmiştik. Beraber asker olduğumuz arkadaşların, er elbiseleri içine girmezden önceki yüzünü hatırlamak istiyor, ancak hatırlayamıyordum. Ermişliğe giden yol, erlikten geçiyor. Ecdadımız bunu iyi fark etmiş ki, Allahü tealanın sevgili kullarına, hakiki imana kavuşanlara ‘eren” demiş. Önce ‘er’, sonra ‘eren’ Er olmadan erenliğe yol yok İhram da, hacılığa, gerçek kulluğa, Yüce Mevlamızın rızasına kavuşmak isteyenlerin ‘erlik’ elbisesi. Er olmadan, makam, mal’dan, nefsi isteklerden vazgeçmeden, yasaklara uymadan, ölmeden ölme sırrına kavuşmadan, erenliğe, hacılığa yol yok. İhram, kefenin, kundağın, mahşer meydanında dirilişin simgesi değil mi? Hacılığın, bütün Müslümanları nasıl kaynaştırdığına o kutsal diyarlara varmadan, uçağa adımımızı atar atmaz şahit olduk. Hemen yanımıza, Doğu Türkistan-Urumçi’den, ön tarafımıza da Tacikistan-Duşenbe’den gelen hacılar oturdu. Dillerimiz farklı ama gönüllerimiz aynı lisanı konuşuyordu. Onlar da lebbeyk biz de lebbeyk diyorduk... 3.5 saat çeken mesafeyi, güzergahı, Akdeniz-Mısır olan bir yolculuktan sonra aşarak Cidde’ye ulaştık. Gece, mahalli saatle 01.30’du. Bizi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlileri karşıladı. Pasaport kontrol mekanına gittiğimizde, siyahından beyazına, Afrikalısından Asya ve Avrupalısına, dünyanın dört bir yanından gelen 1 yaşından yetmiş yaşına insanlarla karşılaştık. Kontrollerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Arapça bilen görevlileri yardımcı oldu. 3.5 saatte İstanbul’dan Cidde’ye 2 bin 700 kilometreyi aştık. Ama o kadar kalabalık olmadığı halde, 30 metreyi ancak 3.5 saatte aştık, bunda katiyen abartma yok, bir gerçeğin tespiti gayreti var sadece. Sabah namazını Cidde havaalanında eda ettikten sonra, Mekke’ye doğru yola çıktık. Dil ve gönüllerimizde, telbiye, tekbir ve salevatlarla. Her imkan hacılar için Çöl, kumlar içinde bir yolculuk düşünüyordum. Tam tersi. Gidiş-geliş ayrı yolun, ortasında yemyeşil ağaçlar var. Diplerindeki kurumamış ıslaklıktan da yeni sulandıkları belli oluyor. Epey yol aldık, bırakın çölü, kuma dahi rastlamadık. İki tarafta kayalardan tepeler. Bir müddet gittikten sonra, tepeleri örtmek üzere olan, vadileri doldurmuş kum yığınlarıyla karşılaştık. Mekke’ye girerken, fıskiye ile sulanan, yemyeşil yol kavşaklarına ve bu kavşaklardaki havuzlarda serinleyen güvercinler gördük. Mübarek şehir Mekke’ye, sabah 8.30 civarında varabildik. Sıcaktan yanacağımı düşünmüştüm ama İstanbul’dan farklı görmedim. Anlatılmaz bir serinlik. Daha önce defalarca Hacca gelen ve Hac konusunda tam manasıyla tecrübesinden faydalanmak için kendisine tabi olmaya karar verdiğimiz İsmail Mahnoli ağabeyimize Kâbe’ye ne zaman gideceğimizi sorduğumuzda, “şu anda çok kalabalıktır, hem de çok yorgunuz, ne yaptığımızı bilemeyiz. Biraz yatıp istirahat edelim. Öğle namazını kılıp öyle gideriz” cevabını alınca tavsiyelerine uyarak yattık ama uyuyabilmek ne mümkün.. Öğleden sonra hazırlıklarımızı tamamlayıp otelimizden ayrıldık, Kâbeye kavuşma ümidiyle. Anlatılmaz bir heyecan. Her yer çiçek açmış ama ağırlıklı renk beyaz. Bir taksiye bindik. Bizi, Kâbe’ye yakın yerde indirdiler. Dilimizde tekbir ve telbiyeler yürüdük Ka’beye doğru. Artık Harim bölgesindeyiz, Kâbe’ye varmamıza sayılı adımlar kaldı... Kâbe’ye kavuşmak mı.. Onu da bir dahaki yazımızda anlatalım. Kâbe’nin örtüsü de hazır Kâbe-i Muazzama’nın anahtarını ve örtü değiştirme yetkisini yüzyıllardır elinde tutan ve Kureyş Kabilesi’nden olan Şeybe ailesi, evini Türk basın mensuplarına açtı. Mekke’nin en modern semti olarak anılan 60. Caddedeki lüks evde asırlardır muhafaza edilen Kâbe örtüsü, Kur’an-ı Kerim, Hacer-ül Esved Taşı muhafazası ile Kâbe’nin kapısını açmak için kullanılan anahtar bulunuyor. Bu arada Kâbe-i Şerif Örtü Fabrikası’nda 3 aylık bir çalışma sonucu saf ipek kullanılarak dokunan yeni Kâbe örtüsü de Şeybe ailesine teslim edildi. Yeni örtü, Arefe günü Kâbe’ye örtülecek.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT