BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkese 2000altın...

Herkese 2000altın...

2000altı başladı. Başlar başlamaz da Kurban kapıya geldi dayandı. Geçim sıkıntısını yana itebilenler hediye derdinden perişan. Futbol federasyonsuz, G.Saray inşaat kooperatifine dönmüş, MHK kendi yaptığı seminere bile inanamıyor. Takımlar Antalya’ya gömülmüş. Transferin ucuzu da hiç çekilmiyor. İkibinaltın diliyorum ikibin altı da... Safım ya... Tutar belki...



Geçti ama deldi de geçti. Yılın olaylarını günlerdir tüm yayın organları kendine göre sıralayarak sayıp duruyor. Ben de kendi arşivime daldım ve yorumların içinden çekip çıkardım beni ırgalayanları. Mekanik dünyanın materyalist insanlarına ikibin altın diledim. Bilgisayarların dünyasına esir düşmüş, komşuluk niteliğini bile kaybetmiş, günün yoğunluğunu evine taşımadan evine ulaşamayan ve evine ulaştığında da kendisini deforme etmekten başka bir işe yaramayan televizyonuna esir düşenlere, aktarayım istedim kendi ikibinbeş’imi. Ya da bana göre ikibinleşimi... Federasyon Hani eski bir ev aletiniz vardır da vazgeçemezsiniz. Bozuktur üç kuruşa aldığınız alet. Tamire götürürsünüz, ama sizden değerinin 5 mislini isterler düzeltmek için. Yenisini almak daha ucuza gelir. Daha da uzun ömürlü olur üstelik. Şayet, “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim” diyenlerdenseniz, Futbol Federasyonu’nu kökten değiştirecek, adayların en yüreklisine, gerektiğinde sisteme bile başkaldırabilecek radikal duruşu olanlardan birine oy vereceksin ‘ey sayın delege...’ “Sistemin adamı var” ile “Adamın sistemi var” arasında bir tercih zamanı geldi artık. İbrasını 6 ay sonraya bırakmış, bana “lütfen” kampanyasının bile hesabını veremeden “tüyen” bir federasyonun da hesabını sizden sorarlar sonra... Ber-Say Bu bir şirket. Halkla ilişki kuramayanların zahmetini üstlenir ve kurtarırlar halkla ilişkilerini kendi kendilerine yapmaktan. Halka imaj satarlar. Bir şeyin “öyle değil böyle olduğuna” inandırırlar. Mesela Levent Bıçakcı federasyonunu pazarlamaya uğraşırlarken, diğer yandan yerine geçmeye aday olan Ayhan Bermek’i merkeze oturturlar. Mübarekler sanki en fazla delegeye sahiptir de haberimiz yoktur. Başarısız olan birinin alternatifine talip olan biri aslında BER-SAY denilen şirketin Ali Saydan ile birlikte ortağıdır. Yani yerine geçmek için hazırladığı aday nedeniyle belki de eskisinin yıkılışında pay sahibi olması olası değil midir bu kokuşmuşlukta? Veda 19 Ocak’ta. Çıkıp konuşacak olan Levent Beyin veda konuşması metnini, belki de yerine geçince konuşacak olan Ayhan Beyin konuşma metnini hazırlayanlar hazırlayacak. Bu nasıl bir Dallas ilişkisidir ki, ben anlamamaktayımdır. LÜTFEN’i hazırlayıp 800 milyarı sokağa atanlar ve bunun hesabını verme törenini 6 ay ileri attıranlar bana LÜTFEN bi anlatsalar da anlasam bu vıcık vıcıklığı... RİVAyet G.Saray’ın şimdi tek sorunu kaldı. 6 ay sonra beklenen “emlak patlaması” ve “piyasanın doyumu” öncesinde Riva’yı elden çıkarmak. Çıkarabilmek... Ama Seyrantepe’yi “Seyran olur samanlık” durumu gibi heder edenler, şimdi de “ağır ağabeylerin” müdahalesi ile zaman kaybeder oldular. Tam “vaktin nakit olduğu” döneme girdiler. Girdiler girmesine ama hemen satamıyorlar, satabilecekleri zaman da şimdikini alamayacaklar. G.Saray’ı düşünen ağır abiler ağırdan alıyor ama biraz acele etseler iyi olur gibi geliyor bana. Çünkü, yabancılarını, hocasını, puan cetvelindeki yerini ve bahçe içinde havuzlu sitenin tüm değerini kaybetmek üzereler. RİVA’yet odur ki, Riva şimdiki kadar etmez ağır abiler “tamam” dediğinde... Hakemler Tabii ki hata yaptılar. Belki bir çok UEFA ülkesindeki hakemlerden az hata yaptılar ama sadece bir takımın lehine hata yapmadılar. Bu da bütün ligin tadının kaçmasına, normal kazanılan değerlerin altında da bir şeyler aranmasına neden oldu. Yorumlarını esnettiler. Kuralları kanırttılar. “Olabilir” yorumundaki esneklikleri hep bir tarafın lehine kullandılar. İşte bu nedenle daha kötü hakemlerin yer aldığı uluslararası maçların hiç birinde onlara rastlayamadık. Nasıl ki, Lubos Michel ve Blackere gözümüzün önünde ve açık açık yaptılarsa, bizimkiler de aynen açık açık yaptılar. Onlar nasıl hemen arkadan büyük maçlar aldılarsa, bizimkiler de öyle maçlar aldılar hemen. Demek ki “yapılabiliyormuş” dedirten tezimizi haklı çıkardı iki ünlü yabancı. Onların uğruna tahkimler mi basılmadı, kurallar mı değiştirilmedi? Transfer G.Saray son yılların alışkanlığını yine sürdürdü ve elindekileri transfer ederek sevinmek zorunda kaldı. Kiralıklarını geri alarak yine de iyi ayakta durabildi. İliç’ten birazcık yararlanabilirken, Altan’ı bile kaçırdı elinden. Okan Koç’u almaya kalktı da onu bile beceremedi hani neredeyse. Yine mahkeme kapıları. Trabzonspor da pek iç açıcı sayılmaz ya. Jun gibi bir adamdan, Marek Heinz kadar bile verim alamadılar. Sonra da “her takıma lazım adamlardan” olan Fatih Akyel ile çıktılar ortaya. Beşiktaş daha beter durumda. Aldı, oynatamadı. Oynattı, oynamadılar. İstemez ama satamaz. Yabancısı tam yabancı, yerlisi büyük problem. Kendi kendine “fesihname” gönderip gidenler de cabası. F.Bahçe’nin maç seçen adamları var. Durumdan dolayı görünmez dertleri var. İkinci yarıda biraz “adaletle” tanıştıklarında Daum’un halının altına süpürdüğü tozlar nasıl ortaya çıkar biliyor musunuz? POST-İT Anlamadığım bir şey var. İki dönem, yaklaşık yedi yıl Futbol Federasyonu’nu yönetip tarihin ilk UEFA, Süper Kupa ve Dünya Kupası üçüncülüğü kazanmasına neden olmuş, futbolun milyar dolarlık bütçelere ulaşmasını sağlamış bir adam, nasıl olur da federasyon başkanlığı yapabilecek ehliyeti almak için Anayasa Mahkemesi’nin kapısında bekler duruma düşer? Okumuşların ne halt ettiğini gördük... Bırakın da adamın alaylı kapasitesinden biraz daha faydalanalım. (Ümit Aktan) Haberiniz var mı? Gün geçtikçe ilgi çekiş gücü artan, Avrupa’da yayın kalitesi en mükemmel olan ligin maçlarını yayınlamakta olan bir kanalı ve o kanalda anlatmakta olduğum maçları sizlere hatırlatmak isterim. Hani ben programı vereyim, belki şu futbolsuz günlerde ilginizi çeker dedim. 3 Ocak Salı günü İspanya Kral Kupası ile başlayacak olan futbol heyecanı, Fransa Ligi’nde oynanacak olan ikinci yarı maçlarıyla sürecek. İşte size 2006 yılının ilk haftasında oynanacak olan maçların programı: 3 Ocak Salı: İspanya Kral Kupası (çeyrek final), saat 21:30 Zamora-Barcelona, saat 23:00 Atletic Bilbao-Real Madrid 4 Ocak Çarşamba: Fransa Ligi, saat 19:15 Strasbourg-Olympique Lyon. İspanya Kral Kupası (çeyrek final), saat: 22:45 Villareal-Valencia 5 Ocak Perşembe: Fransa Ligi, saat 21:45 Auxerre - Monaco 11 Ocak’ta İspanya Kral Kupası çeyrek final maçlarının rövanşlarını da ekranlarına taşıyacak olan Kanal A, aynı gün ve 12 Ocak’ta Fransa Ligi maçlarını da canlı yayınlayacak. 24 ve 25 Ocak’ta Almanya Kupası çeyrek final karşılaşmaları da naklen Kanal A’da olacak. Benden söylemesi... 2006 model dualar >> Her düşüşüne penaltı çalarlar inşallah... >> Her şutta doğru köşeye atlayasın emi... >> Yanlışlıkla çaldığı her düdük doğru çıkasıca... >> Yeni transferini iki misline satasın... >> Deplasmana gidecek paran bol olsun canım... >> Allah tuttuğunu şampiyon yapsın inşallah... >> Adaylığın destek görür umarım... >> Attığın kasti tekme oyun icabı sayılsın emi... >> Kovulur kovulmaz takım bulasın... >> Yardımcı bile küfrünü duymaya... >> Arazin para getiresice... >> Federasyonda adamın olur inşallah... >> Vurduğun şut köşeye gitsin emi... >> Tuttuğu adam oyundan alınasıca... 2006 model beddualar >> İtirazı tahkimden dönesice... >> Kayarak müdahalen yarım kala... >> Başkanın “arkasındayız” der inşallah... >> Alex’i tutmak sana düşer inşallah... >> Lütfen’in batsın... S-ÖZ Bilgisayarlar yararsız ve çaresizdir. Çünkü onlar, size sadece cevap verebilirler. (Pablo Picasso) > Önümüz bayram. Hiç öyle el ele tutuşup omuzu çıkana kadar sallamadan adama KOÇ verirler mi? Beşiktaş ile G.Saray OKAN KOÇ yüzünden mahkemelik de...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT