BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zorludur Hira’nın yolları...

Zorludur Hira’nın yolları...

Kaldığımız otelde, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı basın bürosunun başında bulunan ve her türlü derdimizde yanımızda yer alan Ahmet Keskin, “Arkadaşlar yarın Hira Dağı’na gidilecek” deyince nasıl sevindim bilemezsiniz.



> Halil Delice Kaldığımız otelde, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı basın bürosunun başında bulunan ve her türlü derdimizde yanımızda yer alan Ahmet Keskin, “Arkadaşlar yarın Hira Dağı’na gidilecek” deyince nasıl sevindim bilemezsiniz. Dile kolay, ilk vahyin geldiği, insanlık tarihinin akışının değiştiği, “Oku” emriyle başlayan ve 23 sene devam eden Kur’an-ı Kerimin nazil olmaya başladığı, Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı iki cihanın efendisi Muhammed aleyhisselama aylarca mekanlık yapan, onun yalnızlığını paylaşan, onun gözyaşlarıyla ıslanan mübarek mekana gidecektik. Bütün gecem uyur uyanık arası geçti. Sabahleyin yola çıktık. Bir büddet yol aldıktan sonra nihayet Hira’nın eteklerindeki kenar mahalleye ulaştık. Daha doğrusu, bu kutsal mekan bizi kendisine çekti. Mekke şehri, buraya kadar uzanmıştı. Heybetine doyulmuyor Şöyle bir baktık. Dağa doğru hareketlenmiş, beyaz kımıltılar vardı. Biraz dikkat edince dağa tırmanmağa çalışan insanlar olduğunu anladık. Sabahın bu seher vaktinde, Hira eteklerinde beyaz beyaz hasret çiçekleri açmıştı. Biz de, gülün aşkıyla “Ya Allah bismillah, şefaat Ya Resullalah” diyerek tırmanmağa başladık. Her adım atışımızda terledik, bu, yokuşun zorlu olmasından mı yoksa, gideceğimiz menzilin heybetinden mi anlayamadık. Tırmandıkça terledik. Kan ter içinde devam ettik. Dağ çok sarp. Merdivenler yapılmış. Dörtte bir yolu aşınca şaşırdık. Seyyar satıcılara, sadaka isteyenlere ve merdiven yapıyormuş bahnesiyle elinde mala, önündeki ıslak harcı göstererek mini inşaata katkıda bulunmamızı isteyen sözde ustalara da rastladık. Her on metrede bir benzer manzaraya rastlamak mümkün. Merdiven yapmak bahane, bu para koparmanın değişik bir metodu. İhtiyar delikanlılar Birileri, o kutsal yolda dünyalık elde etmek gayretindeyken, o aşkla yanan ihtiyar, hasta kimselerse Hira mağarasına her ne pahasına olursa olsun, ulaşmak azmindeydiler. 74 yaşında, beli bükülmüş, İstanbullu Hüseyin Güldeniz amcayı, ıh bile demeden zorlu dağa tırmanmağa çalışırken görünce, of diyen halimizden utandık, onların gayretleriyle gayretlendik. İnanılmaz bir şey, dağın hemen hemen zirvesiydi. Ne görsek beğenirsiniz. Bir deve, hem de kocaman, Ağır ağır geviş getirerek gelen geçene bakıyordu. Bu koca deveyi buraya nasıl çıkarmışlardı. Herhalde, yavru iken çıkarmış olmalılar veya helikopterle. Başka türlü imkanı yok. Zirvede canlı alışveriş Her adım başı dilenci, seyyar satıcı, Zirveye yaklaştığımızda, hediyelik eşya satan dükkanlara, sıcak çay ikram eden çaycılara rastladık. Banyo yapmış gibi terlemiştik. Ama zirveye ulaşmıştık. Mekke şehri ayaklar altındaydı. Dağlar arasındaki vadilere serpilmiş Mekke gözüküyordu. Kabe’yi çevreleyen Harem-i şerif gözüküyordu ama Kabe hayır. Yakın zamana kadar Kabe de gözüküyormuş ama yüksek binalar önünü perdelediği için gözükmüyor artık. Zirveden biraz aşağıya inince ve çok dar kaya aralıklarından geçince ilk vahyin geldiği Hira mağarasına ulaştık. Mağaranın kapısına insan vücuduyla duvar çekilmişti. İçeri girmenin imkanı yok. Hacı adayları daracık yerde müthiş izdiham oluşturmuşlardı. İçeri girmeye çalıştık. İki kişinin sığamayacağı darlıkta bir mağara. Bu dar mekandan bütün Kainatı kucaklayan sonsuz genişlikte bir güzellik doğmuştu. Salevatlar okuduk, tabii ki hatıra fotoğrafı çektirdik ve tepeden seyrede seyrede indiğimiz Harem-i Şerif’e doğru dönüş yoluna çıktık. Mesfele, Mahmutpaşa gibi Terviye günü (Zilhicce’nin sekizinci günü), çok yoğun geçecek beş günlük hac günlerinin başlaması demek. Arafat ve Müzdelife’de vakfe, Mina’da şeytan taşlama (üç gün), ziyaret ve veda tavafları. Hepsi birbiri arkasından gelecek.. İşte, Hac günlerinin başlaması olan Terviye gününün yaklaşlaması, Türk hacıları hummalı bir alış veriş telaşına itti. Türk hacılarının Mekke’de konakladığı iki yerden bir olan Mesfele’de ana Kuday ve onu kesen Türk Caddesi, bugünlerde iğne atsan yere düşmeyecek vaziyette. Alan da memnun satan da... Aynen bayram öncesi, İstanbul’un Mahmutpaşası, Tahtakalesi gibi. Türk şehri gibi bugünlerde, Mesfele bölgesi tam bir Türk şehri gibi. Yüzyüze geldiklerinizin yüzde doksanı Türk.. Türk hacılara bir şeyler satmaya çalışan, sokak satıcısı Araplar, çeşitli ülkelerden gelmiş fakir zenci Müslümanlar, hepsi, alış veriş etmeye yetecek kadar Türkçe biliyorlar. Yalnızca buradakiler değil, Mekke şehrinin her yerindeki polis, taksici ve seyyar satıcılar, en az birkaç kelime Türkçe biliyorlar. Kendileriyle görüştüğümüz Türk hacılar, burada özellikle giyim ve bazı elektronik eşyaların ucuz olduğunu söyleyerek, “Bizim, derdimiz hediyelik eşya. Hacdan dönüşte, herkes gözümüzün içine bakacak. Akrabadan eşe dosta, mutlaka bir şeyler almamız lazım. Aynı şeyler belki Türkiye’de daha ucuz. Ama buradan götürmek daha anlamlı oluyor. Mekke’nin kokusunu duymuş oluyorlar. Bayram günleri yaklaşıyor, bu bakımdan alış verişi bir an önce bitirmek istiyoruz.” Dediler. Türklerle alış veriş yapan esnaf da çok memnun. Yarım yamalak Türkçeleriyle “Türkler çok iyi.” Diyorlar. Bütün esnaf, Türk rakamlarını biliyor. Alıcı Türklerle satıcı esnaf çok rahat anlaşıyorlar, hatta birbirleriyle “Çok iyi, çok pahalı” diyerek şakalaşıyorlar. Türk vatandaşları burada hiç yabancılık çekmiyorlar, çünkü, alışık oldukları isportacılardan burada da çok miktarda var. Arafat’a intikaller Pazar günü başlıyor MEKKE- Türk hacı adaylarının büyük bölümü Mekke’ye geldi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Mekke’de toplanan hacı adaylarının, 8 Ocak Pazar günü öğleden sonra başlayarak 9 Ocak arife günü sabaha kadar gruplar halinde Arafat Vakfesi’ni yapmaları için Arafat’a intikal ettirileceğini söyledi. Arife günü güneşin batmasından itibaren hacı adaylarının Müzdelife’ye ve daha sonra da Mina’ya gönderileceğini belirten Bardakoğlu, ulaşım, barınma, yemek ve sağlık konusunda her türlü tedbirin alındığını kaydetti. Müzdelife Vakfesi’ni yapan hacı kafileleri, gece yarısından sonra Mina’da bayramın ilk günü şeytan taşlama yaptıktan sonra otellere getirilecek. Kurbanların kesiminin ardından Kabe’de tavaf ve say yapılıp, tıraş olunduktan sonra ihramdan çıkılarak hac görevi tamamlanmış olacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT