BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermenistan’da 19 gün

Ermenistan’da 19 gün

1 Temmuz 1980’de, Ermenistan’ın başkenti Erivan’a gönderildim. “Neden ben gönderiliyorum?” diye, Özbekistan Askeri Şubesi’ne başvurdum. Çünkü, sivil cerrah olmama rağmen, 2 ay önce, Afganistan savaşı döneminde 4 ay askeri hastanede cerrahlık yapmıştım.



1 Temmuz 1980’de, Ermenistan’ın başkenti Erivan’a gönderildim. “Neden ben gönderiliyorum?” diye, Özbekistan Askeri Şubesi’ne başvurdum. Çünkü, sivil cerrah olmama rağmen, 2 ay önce, Afganistan savaşı döneminde 4 ay askeri hastanede cerrahlık yapmıştım. Elime gizli görev pusulası verdiler. Erivan’dan Kirovakan’a, oradan da Leninakan (Gümrü) kentine gittim. Askeri otelde Rus Yedek Subayı olan Grisa ile aynı odada kaldım. Askeri hastanede Cerrahi Bölüm Başkanı Albay Koznesof idi. Birçok kentte bulundum. Üniformalı olduğum için kimse benim Türk olduğumu bilmiyordu. Bir gün otelin restoranında Grisa ile yemek yiyorduk, yüksek rütbeli subayların da yemek tertibi vardı. İçlerinden bir albay içki kadehini kaldırarak, yüksek sesle, “bu kadehin devamını Ararat’ta (Ağrı Dağı) içeceğim, Türk kanı da olsa orada içeceğim” diyordu. Bunları duyunca rengim değişmiş olacak ki, Grisa, “neyin var, ne oldu?” diye sordu. “Yemek dokundu” cevabını vererek geçiştirdim. İzin günlerinde kentte gezdiğimde Türklüğe karşı kötü deyimler duyuyordum. Hatta otelde su bulunmamasının suçu bile Türkiye’ye yükleniyordu. Ortam çok rahatsızlık verici idi. Albay Koznesof’a, evde hastam bulunduğunu belirterek, geri dönmeme yardımcı olmasını rica ettim. O da geri dönme işlemlerim için yardımcı oldu. Oradan Erivan Havaalanı’na geldim. Bilet almak için görevli bayana pasaportumu uzattım, bayanın mimikleri bir anda gerildi, bozuk Rusça ile “bekleyin” dedi. 5 dakika sonra iki sivil polis beni polis odasına aldılar. Odada sarışın bir adam da oturuyordu. Beni sorguya çektiler, “Türkün burada ne işi var?” diyerek beni darp ettiler, çok kötü hakaretler ettiler. Sarı adama yönelerek, gizli kod numarası olan kağıdımı uzattım, adam ayağa kalktı, özür diledi, oradakilerin de özür dilemelerini söyledi, sonra da uçağa kadar bana eşlik etti. Dönünce babama olanları anlattım. O da bazı şeyleri tekrar hatırlattı: Babam 4-5 yaşlarında iken Ahıska’da köylerine Ermeni-Taşnaklar saldırıda bulunmuş. Sağ kalanlar kış mevsiminde dağlardaki mağaralara sığınmış. Küçük kardeşi de orada donarak ölmüş. 15 Kasım 1944’te 98 bin Ahıskalı, 4 bin Kürt kardeşimiz, bine yakın Hemşin hayvan vagonlarıyla Kazakistan Cumhuriyeti’ne sürgün edilmiş, yerlerimize de Ermeniler yerleştirilmiş. Şu anda da topraklarımızda onlar yaşamaktadır. Dünyanın her tarafına dağılmış Ahıskalı Türkler, 61 yıldır vatansız yaşamaktadırlar. “Ermeni soykırımı” saçmalıklarıyla uğraşanların biraz da bu konulara kafa yormaları gerekmez mi? > Mehmet Nazım-BURSA ------ Bizden 50 dolar alınmasın! Bizler Kosova doğumlu vatandaşlarız. Doğup büyüdüğümüz yerleri daha çok görmek istiyoruz. Ama her gidişimizde, Türkiye ve Bulgaristan sınır kapılarında her birimizden 50’şer dolar alınıyor. Bu para bize ağır gelmektedir. Çoğu zaman bu meblağı ödeme gücümüz olmadığı için doğduğumuz yere, akrabalarımızı ziyarete gidemiyoruz. Türkiye ve Bulgaristan Hükümetleri bu parayı bizden almasınlar. Bu yönde bir düzenlemenin bir an önce yapılmasını istiyoruz. > Akif ------ >>> Tel: 0 212 454 38 22 Fax: 0 212 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT