BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pakistan’ı unutmayalım

Pakistan’ı unutmayalım

Başbakan Erdoğan: Aziz milletimiz kardeş Pakistan halkına gösterdiği duyarlılığını aynen sürdürmelidir. Hamiyetperver milletimizin bu asil duygusu birlik ve beraberliğimizin de teminatıdır.



> Haber Merkezi ANKARA- Kurban Bayramı’nı bu yıl da buruk bir sevinçle kutluyoruz. Dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Müslüman, felaketlerlerle, savaşlarla ve açlıkla boğuşuyor. Liderler de yayınladıkları bayram mesajlarında buna vurgu yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mesajında birlik, dayanışma ve kardeşlik duygularını pekiştiren ve milletin ruh bilincini güçlendiren bayramların, kültürün en önemli unsurları olduğunu belirterek, bayramların en temel vasfının; bayram yapamayanların acısına ortak olmak ve yaşanan sevinci en geniş anlamda paylaşmak olduğunu ifade etti. Erdoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu vesileyle ekonomik durumları iyi olan vatandaşlarımızın yoksul vatandaşlarımıza kucak açmaları, ihtiyaç sahiplerinin sofrasına zenginlik katmaları, yetimlerimizin yüzünü güldürmeleri, zengin ile yoksulun birbirleriyle kaynaşması her bayram olduğu gibi bu bayramda da görmeyi en çok arzuladığımız bir tablodur.” Onlara sahip çıkalım Türk milletinin şefkatinin ülke sınırlarının dışına taştığını belirten Erdoğan, “Kurban Bayramı vesilesiyle biliyorum ki, milletimizin yoksullara sahip çıkma, el uzatma geleneği sadece bu vatan topraklarıyla sınırlı kalmamakta, halkımızın şefkatli eli dünyanın çeşitli bölgelerindeki yoksul ve muhtaç insanlara kadar uzanmaktadır. Bu vesileyle aziz milletimizin, deprem felaketine uğrayan kardeş Pakistan halkının acısını paylaşmak ve yaralarını sarmak için gösterdiği fedakarlığı her türlü takdirin üstünde bulduğumu ifade ediyor, yardımların aynı duyarlılıkla süreceğine olan inancımı tekrar belirtmek istiyorum. Hamiyetperver milletimizin bu asil duygusu ve inancı, zayıf olana her fırsatta sahip çıkma anlayışımız, milli birlik ve beraberliğimizin de teminatıdır.” Arınç: Şimdi tam zamanı TBMM Başkanı Bülent Arınç da Kurban Bayramı’nda Pakistan’daki depremzedelerin yardımına koşmanın tam vakti olduğunu belirterek, “Kurbanlarınızı oraya bağışlayın ya da maddi durumu iyi olanlar bir kurban da oraya bağışlasın” dedi. Arınç, yayımladığı mesajda, bu bayramda bir fedakarlıkta daha bulunulması gerektiğine işaret ederek, Güney Asya’da meydana gelen doğal felaketlerden etkilenen Müslümanlara yardımcı olunmasını istedi. Kardeş ülke Pakistan’da büyük bir felaket yaşandığını hatırlatan Arınç şöyle devam etti; “Binlerce Müslüman kardeşimiz öldü, on binlercesi yaralandı ve evsiz kaldı. Şimdi kara kışla birlikte onların barınma ve yiyecek ihtiyaçları başladı. Kurban Bayramı’nda bu kardeşlerimizin yardımına koşmanın tam vaktidir. Kurbanlarınızı oraya bağışlayın ya da maddi durumu iyi olanlar bir kurban da oraya bağışlasın. Böylece tüm dünyaya milletimizin yardımseverliğini bir kez daha gösterelim. İslam dünyasına Türkiye’nin kardeşlerini düşündüğünü, yardıma muhtaç herkese bir kez daha ispat edelim.” Cumhurbaşkanı Sezer: Gücümüze inanalım ANKARA- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, “Gücümüze inanarak, kendimize güvenerek, sorunlar karşısında yılmayarak, aydınlık yarınlara emin adımlarla ilerleyeceğiz. Ulusumuzun çağdaş yaşam kararlılığı, aydınlanma yönündeki istenci, birlik ve beraberliği, geçmişine, tarihine ve kültürüne bağlılığı bu konudaki en büyük güvencemizdir” dedi. Cumhurbaşkanı Sezer Kurban Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Barışı, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü simgeleyen Bayram’ı, birlik ve beraberlik içinde karşılamanın mutluluğunun, coşkusunun ve huzurunun yaşandığını belirten Sezer, toplumsal bilincin gelişmesine, ulusal değerlerin güçlenmesine, birlikteliğin, kardeşliğin ve sevginin yaşanarak ve paylaşılarak yerleşmesine aracılık etmesinin, bayramları tüm toplumlar için özel kıldığını kaydetti. Coşku, sevinç, neşe, huzur ve güven kaynağı olan bayramların, birey ve toplum yaşamını güzelleştiren en önemli manevi zenginliklerden olduğuna dikkati çeken Sezer, şunları kaydetti: “Bayramları yalnızca tatil bağlamında değerlendirerek anlamından uzaklaştırmak yerine, getirdiği tüm güzellikleri yaşayarak, bu kutsal günleri, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulması, köklü dostlukların kurulması yönünden fırsat olarak görmeliyiz.” >>DİĞER MESAJLAR * Saygı ve sevgi pekiştirilmeli CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: Gelecek bayramları acı, üzüntü ve problemlerden uzak kutlayabileceğimize inancım tam. Bayram demek, sorumluların sorumluluklarını bilmesi, verilen sözlerin tutulması, karşılıklı güven, saygı ve sevginin pekiştirilmesi demek. Türkiye geçmişte olduğu gibi gelecekte de meselelerini demokrasiyle aşacak ve çözümü sandıkta bulacaktır. İşte o zaman bayramlar, adına yaraşır şekilde kutlanacaktır. Bayramı bayram gibi kutlasınlar DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar: Bayramlar, tek tek Müslümanlar için olduğu kadar, millet hayatının ve İslam coğrafyasının en önemli günleridir. Pakistan’da bayramı bayram gibi kutlayamayacak olan hüzünlü, çaresiz ve yardıma muhtaç kardeşlerimizin bayram coşkusunu biraz da olsa yaşayabilmeleri bizim dayanışma duygularımızın tezahürüne bağlıdır. Bu özel günlerin milletimize verdiği moralle, milletimizin meselelerinin çözümünün başlangıç noktası olması en büyük arzumuzdur. Kardeşliğimizi tazeleyelim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Bayramların sadece fertlerin kendilerini değil, toplumsal ilişkileri, Türkiye’yi ve dünyayı sorgulayacağı, vicdan muhasebesi yapacağı manevi fırsat olarak görülmesi gerekir. Özellikle bozulması için çaba gösterilen milli kardeşlik duygularımızın tazelenmesinde ve kuvvetlendirilmesinde bayramlar bir vesile olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’nin, meselelerine başka başkentlerin çekim alanından değil, Ankara’dan bakan cesur bir yönetime ihtiyacı vardır. Beraberlik bilincien sağlam yapı Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu: Her türlü tartışma ve siyasi kimlik tanımının ötesinde tarih tecrübesi ve ortak kültür değerlerimizin üzerinde yükselen birlik ve beraberlik bilinci, bizi birbirimize ve bu ülkeye bağlayan en sağlam bağ olmaya devam ediyor. Milli ve dini değerlerimiz arasında toplumsal birlik ve barış bilincinin ve yaşama sevincinin en yüksek seviyeye çıktığı bayramlar, her geçen gün artan rolü ile ülkemizi aydınlatıyor. ------------------ >> Türk’üz dendi mi akan sular duruyor * Osman Sağırlı - Ziya Sandıkçıoğlu İSLAMABAD - Yaşanan büyük depremin hemen ardından Pakistan’a koşan Türkler, adeta baş üstünde tutuluyor. Türk olmanın ayrıcalığını Pakistan’a adım atar atmaz Karaçi’deki Cinnah Havalimanı’nda yaşıyorsunuz. Pakistanlı görevliler etrafınızda pervane oluyor, yaşadıkları bütün sıkıntılara rağmen sizi memnun etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ya sokaklar? Sanki oralar farklı mı? İslamabad sokaklarında dolaşan Türk bayraklı araçlara geçiş önceliği tanıyor, sizinle konuşma imkanı buldukları her ortamda yarı bellerine kadar eğilip “gardaş, brother” diyerek teşekkür ediyorlar. Depremin ertesi günü bölgeye karargah kuran Kızılay personeli, Pakistanlıların birer vasîsi durumunda. Onlara kol kanat geren görevliler, kurdukları çadırkentlerde himayelerine aldığı depremzedeleri memnun etmek için büyük çaba sarf ediyor. İşte bunlardan biri de, İslamabad’da kurulan H11 Kızılay Çadırkenti. 800’ü kadın ve çocuk, 1250 depremzedenin barındırıldığı çadırkent, hemen yanı başındaki çadırkentlere göre çok farklı. Müstakil bahçeleri bile bulunan çadırkentte kalmak bir ayrıcalık. İlk başlarda geçmişe dayanan kavgalar yüzünden bir arada kalmak istemeyen Keşmir ve Muzafferabadlılar, burada barış ilan etmiş, çadır komşusu olmuş. Öyle ki bu, Keşmir meselesine çözüm arayan yetkililerin bile dikkatini çekmiş, ziyaretler ülkede yayın yapan gazetelere günler süren makale konusu olmuş. İstanbul sokakları gibi Bu çadırkentin bir özelliği de Bahçelievler, Çağlayan, Alibeyköy diye adlandırılan bölgeleri. İstanbul’da sık sık sular altında kalan Alibeyköy gibi, bu çadırkentin de her yağmurda sular altında kalan bölümüne Alibeyköy adı verilmiş. Ancak, Kızılay yetkilileri buraya 200 kamyon kum dökerek sular altında kalmasını şimdilik önlemiş. İslamabad’daki Kızılay Çadırkent’inde herkesin gönlü buruk. Ancak, içlerinden biri var ki o hepsinden farklı. Adı Naziya Zulfikar. Komşularının günlük bakımını üstlendiği Naziya, Muzafferabad’da enkaz altında kalan ailesinden 8 kişiyi ve bir de bacağını bırakarak çıkmış. 4 kardeşini, anne ve babasını, amcalarını kaybeden Naziya, şimdilik hem psikolojik hem de tıbbî tedavi görüyor. Bundan sonrası için ne gibi planları olduğu sorulduğunda ise boynu bükülüyor, bütün Pakistanlılar gibi “Allah kerim” diyerek cevap veriyor. Sanki Türkiye burada İstiklal Savaşı sırasında çocuğunu satılığa çıkarıp Türkiye’ye yardım için çırpınan Pakistanlı annelerin bu iyiliklerinin karşılığı ödenir mi bilinmez ancak, Türkiye de bölgede adetâ arı gibi çalışıyor. Pakistan’ın dört bir yanına yayılan, başta Kızılay olmak üzere Deniz Feneri, İHH gibi yardım derneklerimiz ve çeşitli hayırsever kurumlarımız, Pakistanlı kardeşlerimizin yaralarını hafifletmek için seferber olmuş. Kurban bayramı vesîlesiyle İslam âleminin kurban bağışı için başlattığı kampanyaya destek vermek isteyen gönül ehli insanlar, bayramı depremzedelerle birlikte geçirmek için Pakistan’a akın etmeye başlamış.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT