BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kızılay engel tanımıyor

Kızılay engel tanımıyor

Düzlük arazi bulmanın mümkün olmadığı Pakistan'ın Bagh Bölgesi'nde deprem çadırları dere yatağına kurulmuş. Buraya yardımlar sadece Kızılay tarafından ve o da katır sırtında ulaştırılabiliyor. Amerikalılar, yardım paketlerini ancak helikopterlerle havadan atabilirken, Kızılay ekipleri katırlara yüklediği gıda malzemelerini depremzedelere ulaştırıyorlar.



>>Türkiye ekibi Pakistan'da - Osman Sağırlı - Ziya Sandıkçıoğlu BAGH- Depremde büyük kayıplar veren, enkaz kaldırma çalışmaları dahi yapılmayan, yardım ekiplerinin ise yardım götürürken yardım almaya muhtaç olduğu Bagh...Hani şu depremde çocukların eğitim gördüğü sırada okulun altında kalarak can verdiği şehir. Muzafferabad’dan sabahın ilk ışıkları ile birlikte Bagh’a doğru yola çıkıyoruz. Nillyum nehri boyunca kıvrım kıvrım uzanan asfalt yollar, çok geçmeden birden bitiyor. Bir arabanın dahi zor geçtiği kayalıklar arasındaki dar geçitlerden patikadan bozma bir yola giriyoruz. Tepeye doğru tırmanırken öbek öbek kar kütleleri beliriyor. Sert virajları dönerken şoförümüzün ısrarla elini üzerinden çekmediği havalı kornası iki saatin sonunda Pakistan’daki depremin artçı şokları gibi geliyor. Stok tüketiyorlar Bir dağın tepesine ulaştığımızda NATO’yu temsilen bölgede görev yapan İtalyan askerlerinden oluşan bir konvoyun ardında buluyoruz kendimizi. Bu ay sonunda bölgeden çekilme kararı alan NATO’nun stoklarını eritmek için midir bilinmez sürekli yolda durup yardım malzemesi dağıtıyorlar. Yardım dağıtımı ise tam komedi. Küçük çocuklara makarna, pizza, un; büyüklere de şeker, çikolata veriyorlar. Amerikalıların helikopterlerle havadan attıkları USAİD yazılı yardım varillerinden ise denk gelen nasipleniyor. 118 kilometrelik yolu 5 saatte katediyoruz. Bagh’ın şehir merkezinde binalar birer korkuluk gibi duruyor. Sokaklar tozdan geçilmiyor. Kızılay üssü, Rera Köyü’nde yıkılan, Sardar Salaha Mohammad Khan Ortaokulu’nun bahçesine kurulmuş. Üssün hemen yanına da iki çadır okul yapmışlar. Öğrencilerden bazıları sınıf ayrımı olmadan aynı okulda eğitimlerini sürdürüyor. Çadırda eğitim Öğretmen Mohammad El Taf, deprem sırasında yıkılan kız kolejinde 16 öğrencisini kaybetmiş. Şu anda öğretmenlik yaptığı okuldan da 6 öğrencinin enkazlar altında kalarak hayatını kaybettiğini anlatıyor. El Taf, okulda 600 öğrencinin eğitim gördüğünü ancak, bir çok eksiklik olduğundan dolayı öğrencilerin çoğu kere okula gelemediğini söylüyor. “Çok acil bir çadır okula daha ihtiyacımız var” diyen El Taf, “Bir nesil kayboldu. Kalanları eğitebilmemiz için destek bekliyoruz” sözleriyle acil yardım talep ediyor. Depremde okul enkazından sağ olarak çıkan altıncı sınıf öğrencileri Rizvan ve Akil ile yedinci sınıf öğrencisi İrfan ise o günü hatırlamak bile istemiyor. Öğrencilerden İrfan, “Deprem başladığında okuldaydım her şey çok kötüydü, çok korku vericiydi. Deprem olduğunda sınıflarımızda oturuyorduk hemen dışarı kaçtık. Ama 16 arkadaşım enkazın altında kaldı. Sınıfımdan da bir arkadaşımı kaybettim” derken hâlâ sesi titriyordu.. Üç bacaklı evler Bagh’taki enkazları dolaşıyoruz. Ağır hasar gören evlerden birinden yükselen dumanı görünce eve yaklaşıyoruz. Burada birine selam verdiniz mi, size doğru koşarak yaklaşıyor ve misafir etmek için ısrar ediyorlar. Yine aynısı oluyor. Sürekli deprem olan bölgede üç bacaklı bir eve girip girmemekte tereddüt ediyoruz. Ama ısrar edince dışarıda oturmak şartıyla çay içmeyi kabul ediyoruz. 10 çocuklu Adem-Shinabibi ve 6 çocuklu Süleyman-Annabibi çifti 20 nüfus bu yıkık evi paylaşıyor. Çok candan davranan bu insanları bir telaş alıyor ki gerçekten görmeye değer. 10 dakika içinde sütlü çaylar ve kek dolu tabaklarla çoluk çocuk geri dönüyorlar. Bütün mahalle başımızda toplanıyor. Bu misafirperver insanlar burada kalmakta ısrarlı. Çadır bulamadıklarını, kendi imkanları ile baraka yapmaya başladıklarını söyleyen aile reisi Süleyman Khan, “Bu arada deprem olmaması için dua etmekten başka çaremiz yok” diyor. Bize ekmek göndermeyin Bu ailenin kapı komşusu, 38 yaşındaki mimar Pervaiz Khan da depremde ailesinden birçok insan kaybetmiş. Doliy’de yaşıyormuş. Ancak son bir hafta içinde devam eden artçı depremlerden sonra ailesini toplayıp daha güvenli gördüğü Rera Köyü’ne getirme kararı almış. Üç yaşındaki kızı Rimsha’ya sıkı sıkı sarılıp öpen Pervaiz, “Deprem olduğunda amcamın evindeydim. İlk başladığında bayağı korktum pencereden dışarı atladım. Kızım ve eşim kendi evimizdeydi. Kurtulduktan sonra aklıma ailem geldi. Çok şükür yaşıyorlardı. Ama küçük kardeşimi ve amcamı kaybettim, evim yıkıldı” diyor. Pervaiz, “Bize ekmek yemek göndermeyin. Onu nasıl olsa buluruz. Çok acil olarak barınacak dört duvara ihtiyacımız var” şeklinde içinde bulundukları durumun vahametini dile getiriyor. >> Katırlarla yardım Depremzedelere yardım götürmek için her türlü yolu deneyen Kızılay, ulaşamadığı dağ köylerine katırlarla yardım götürüyor. Bagh bölgesinde kullanılan bu yöntemle bu güne kadar ulaşılamayan 39 köye yardım malzemesi ulaştırmayı başaran Kızılay yetkilileri, “Kış şartları ve heyelandan dolayı dağ köylerine araçlar çıkmıyor. Zaten bir çok köyün yolu bile yok. Buralara acil gıda malzemesi ve giyecek ulaştırmamız gerekiyor. Bu sebeple katırlardan faydalanıyoruz” dediler.İki aydır bölgede yaklaşık 20 katırla üç- dört saatlik mesafelere zorlu yolculuk sonunda ulaştırılan yardımlar depremzedeler tarafından sevinçle karşılanıyor. >> KURBAN eti dağıtıldı Bayramın ilk gününden itibaren yaklaşık 15 ton kurban eti depremzedelere ulaştırılırken, uzak köylere de kurban etleri yine katırlarla gönderiliyor. Şoklanmış olarak getirilen kurban etleri, kamyonlarla yerleşim merkezlerinde de 5 kiloluk paketler halinde dağıtılıyor. >> Açe’de yaralar ‘yardımla’ sarıldı Tüm dünyayı şoka uğratan tsunami felaketinin yol açtığı yıkımdan sonra, uluslararası toplumun şimdiye kadar görülmemiş şekilde yardımda bulunmasıyla birlikte bölgede yaralar kısa sürede sarılmaya başlandı. Pakistan depreminden sonra yaşanan duyarsızlığa karşılık, bütün dünya ülkeleri bölgeye yardım yağdırdı adeta. Birleşmiş Milletler yetkililerinin açıkladığı raporlara göre dünya ülkeleri tsunami bölgesi için şimdiye kadar bir felaket karşısında ilk defa bu kadar çok ve hızlı hareket etti. Bu sayede felaketzedeler için yaklaşık 12 milyar dolar toplandığı belirtildi. Fransız Paris Match dergisinin Güney Asya’da yaşanan tsunami felaketinden bir yıl sonra, fotoğraflarla kıyaslama yaparak bölgedeki durumu gözler önüne serdi. Derginin konuyla ilgili geniş haberinde şu değerlendirmelere yer verildi; “Bu felaketten çıkarmamız gereken dersler var: Örneğin, tsunamizedelere yardım yağarken, Pakistan’daki depremzedeler için yeterince para toplanamadı. Buradan ders çıkarmak gerek. Özellikle yardım kuruluşları bu konuyu bir daha düşünüp daha düzgün organizasyonlar yapmalı. Ayrıca Birleşmiş Milletler’e bağlı kuruluş, hükümet ve sivil toplum örgütleri arasındaki koordinasyon geliştirilmeli, yardımlar daha akılcı biçimde dağıtılmalı.” Haberde şu görüşlere de yer verildi; “Bu tsunami felaketinden sonra dünya milletleri, nasıl yek vücut olabileceklerini gösterdi çünkü. Bu tür dayanışmalardan sonra insanların üzüntüleri hafifliyor. Evet acıyı silmiyor belki, ama en azından ileriye güvenle bakacak gücü veriyor.” Depremin merkez üssüne en yakın yerleşim bölgesinin Endonezya’nın Açe eyaleti olduğuna dikkat çekilerek oradaki durum şu satırlarla ortaya kondu; “..Tsunamiden en fazla etkilenen Açe’de ölümlerin üçte biri burada yaşandı. Bütün dünya felaketin yaralarını sarmak için büyük yardım elini uzatarak bu insanları yalnız bırakmadı. Bağışların üçte biri acil yardım ve afetzede barınaklarına harcanırken, üçte ikilik bölümü de uzun vadeli yardım programlarına ayrıldı ve çalışmalar hâlâ başarıyla ve aksamadan sürüyor.” Acil yardım programının ilk bölümünü başarıyla tamamladıklarını söyleyen UNICEF sözcüsü Garlichs, büyük nüfus hareketlerine ve çok sayıda afetzedenin evsiz kalmasına rağmen kimsenin hastalıktan ölmediğini, bulaşıcı hastalık ya da yetersiz beslenme yüzünden hiçbir çocuğun kaybedilmediğini, okulları yıkılan çocukların yine sınıfları doldurduklarını ve yetimlerin yurtlara kapatılmayıp çocuklu ailelere emanet edildiğini anlattı. Yeniden imar çalışmalarının ancak beş yılda tamamlanabileceğini söyleyen UNICEF sözcüsü, afetlere en hazırlıklı ülkelerden Japonya’nın bile Kobe depreminden sonra kenti ancak yedi yılda eski görüntüsüne kavuşturabildiğini hatırlattı.

 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT