BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ÖSS’yi kaldırın

ÖSS’yi kaldırın

“Türkiye’de işsizliği eğitim reformu çözer. Kaliteli bir eğitim için de ÖSS’nin kalkması gerekiyor.”



ANKARA - Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sisteminin çok sağlıklı olmadığını ve reforme edilmesi gerektiğini belirtti. Vorkink, ÖSS’nin, öğrencilerin temel bilgilerinden çok ezbercilik gerektiren bilgi sistemini test ettiğini, bu durumun da liselerin yetersizliğinden dolayı, dershanelerin sanayii haline gelmesine katkıda bulunduğunu ifade etti. Vorkink, ÖSS yerine bilgiyi ölçen, orta öğretim sonunda yapılan yeni bir imtihan sisteminin getirilmesinin daha faydalı olacağını vurguladı. Sistem esnek olmalı Vorkink, dershanelerin, Türk eğitim sisteminden, yıllık ortalama 1 milyar YTL kaynak sağladığını, her ailenin de ortalama yıllık en az 5 bin dolar dershane harcaması yaptığını bildirdi. “Üniversiteler, öğrencilerin, meslek değiştirebilmelerine imkan verecek esneklikte olmalıdır” diyen Vorkink, “ÖSS sistemi, 16 yaşındaki Türk öğrencisini, gelecekteki kariyeri konusunda seçim yapmaya zorluyor, 16 yaşındaki bir genç, ilerideki kariyeri konusunda nasıl seçim yapabilir?” dedi. Vorkink, şöyle devam etti: “Ayrıca üniversiteler, öğrencilerin, üniversitede dahi başka meslek grubuna geçebilmelerine imkan tanıyacak esnekliğe sahip olmalı. Çünkü günümüz iş dünyası esnek mesleki yetenekleri olan iş gücü talep ediyor. Türkiye’de öğrencilerin üçte biri herhangi bir üniversiteye yerleştirilemedikleri için daha çok yeni üniversite açılması doğru bir karardır. Ancak bu üniversitelerin öğretim kadrosu da güçlendirilmelidir.” Kaynaklar dershaneye Türkiye’de eğitime yapılan toplam harcamanın, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 7’si düzeyinde olduğunu belirten Vorkink, bu yüzde 7’nin yüzde 4.5’inin kamu kaynaklı olduğunu, geri kalan yüzde 2.5’in de özel kaynaklı olduğunu, bu harcamaların, okul ve öğrenci kalitesinin geliştirilmesi yerine dershanelere gittiğini söyledi. Vorkink, şunları kaydetti: “Türkiye, dünyada eğitime en çok harcama yapan ülkelerden biri konumunda. Eğitim sektörüne yapılan toplam harcama, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 7’si düzeyinde, birçok AB ülkesi bile bu orana sahip değil. Ancak, bu oranın yarısına yakını, daha iyi bir okul sistemi yerine dershanelere gidiyor.” Desteğimiz sürecek Eğitim reformunda, Türkiye’ye gereken bütün ilave mali ve teknik desteği vermeye hazır olduklarının altını çizen Vorkink, Türkiye’nin AB’ye daha uyumlu hale gelebilmesi açısından bu yardımlarının devam edeceğini kaydetti. Türkiye’nin, AB üyeliği için 10 yıllık bir geleceği planladığını hatırlatan Vorkink, eğitim sektörü ve iş gücü piyasalarının şu anda, AB entegrasyonu için hazır olmadığını ifade etti. Vorkink, eğitim reformunun, “daha eğitimli, yetenekli iş gücü yetiştirilmesine katkıda bulunacağını, Türk istihdam gücünü AB’ye hazırlayacağını, Türkiye’nin istihdamda AB ile rekabet edebilmesine imkan vereceğini” bildirdi. Türkiye’de iş gücünün, sanayileşmiş AB ülkelerine göre daha ucuz, ancak yeteri kadar eğitim ve donanıma sahip olmadığının altını çizen Vorkink, AB sürecinde, eğitimli iş gücünün AB ülkeleri tarafından yoğun bir şekilde talep edileceğini belirtti. Reforma odaklanalım Türkiye’de, eğitim sisteminde asıl önemli noktalara odaklanılmadığını savunan Vorkink, şunları söyledi: “Türkiye’de, Yüksek Öğretim Kurumu’ndan, imam hatiplere kadar birçok konuda duygusal nitelikli haberler ve tartışmalar var, ancak bunlar eğitim reformunda asıl odaklanılması gereken stratejik eğitim vizyonunun dışındaki tartışmalar. Türkiye’nin, asıl eğitim reformuna odaklanması, gelişmiş bir ülke olması açısından önem taşıyor. Eğitimde, okul ve öğrenci kalitesi üzerine odaklanılması gerekir. Mesela, bütün dünyadakinin aksine, Türkiye’de anaokulu eğitimine önem verilmiyor. Halbu ki anaokulu eğitimi, eğitim sistemin en önemli temellerinden biridir. Türkiye’de, ana okullarına katılım oranı, Türkiye’nin gerisinde bulunan Fas ve Endonezya’nın bile altında bulunuyor. AB’de, anaokullarına kayıt olma oranı yüzde 80’lerde, Türkiye’nin dört katı düzeyinde.” >> Müfredat problemli Türkiye’nin, temel eğitim seferberliğinde çok başarılı sonuçlar elde ettiğini, temel eğitime yazılım oranının yüzde 90’ları geçtiğini belirten Vorkink, ancak, kız öğrencilerin, özellikle doğu bölgelerinde, yazılmalarına rağmen yeterli düzeyde okula gitmediklerini tespit ettiklerini ifade etti. Türkiye’de liselerde, eğitim programı ve müfredat problemi bulunduğunun altını çizen Vorkink, “Türkiye, dünyanın önde gelen rekabetçi bir ülkesi haline gelmek istiyorsa, liselerdeki müfredat, öğrencileri ezbercilikten, keşfedici düşünceye yönlendiren bir şekilde hazırlanmalıdır” dedi. Vorkink, genel eğitim veren liselerle, mesleki liseler arasındaki eğitim müfredatı arasındaki farkın azaltılması, bu liseler arasındaki eğitim programının birbirine yaklaştırılması gerektiğini de kaydetti. Türkiye’de, eğitimdeki ezbercilik sisteminin terk edilmesi ve keşfedici düşünce sistemine geçiş yapılması gerektiğini vurgulayan Vorkink, şöyle devam etti: “Türkiye’de şu andaki eğitim sistemi, öğrencilere ezberciliğe iten, pratik olmayan ve gerçek hayatın dışında bir eğitim sistemi. Bu ezbercilik sistemi, dershanelerin işine yarıyor ve dershanelerin geliri artarken, aileler büyük harcamalar yapmak zorunda kalıyor. Eğitim reformu, öğrencileri, ezbercilikten, keşfedici ve problem çözmeye yönelik bir düşünce sistemine geçmesine imkan vermesi gerekir, çünkü AB ülkeleri başta olmak üzere, çağımızın iş hayatı ezberci değil problem çözücü, keşfedici düşünceye sahip iş gücü talep ediyor.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT