BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sanal terörizm

Sanal terörizm

Hackerlar, internet geliştikçe kullanıcıların korkulu rüyası haline geldiler



Başlarken Günlük işlerimizde büyük bir rahatlık sağlayan teknolojik gelişmelerin, insanların hayatını nasıl felç ettiğini birkaç aydır hep birlikte izliyoruz. “Virüs” kavramını; vücudumuzun dışına çıkarıp sanal mikroplar haline dönüştüren; bilgisayarlarımıza, cep telefonlarımıza bulaştıran bu sanal korsanlar kimdir? Niçin virüs üretip, hayatımızın akışını bozuyorlar? Virüs nedir? Virüsler, bilgisayarlar aktif hale geçtiklerinde hard diskte istenilmeyen durumlar oluşturan çesitli kod parçalarıdır. Virüslerin oluşturduğu istenilmeyen durum, sitemlerin alışılmışın dışında çalışmasıdır. Bilgisayarin içinde aktif duruma geçen virüs; ya kendiliğinden çoğalarak sabit disk üzerinde kayıp oluşturur ya da sabit diskin üzerindeki verilerin bir kısmına veya tamamına zarar verir. Eskiden daha çok lokal bir biçimde olan virüs tehdidi, internet ile birlikte daha da tehlikeli olmaya başladı. Çünkü internet öncesi disketler ile bilgisayardan bilgisayara taşınan virüsler, daha fazla hareket alanına kavuştu. NASIL ÇALISIR? Herhangi bir sisteme giren virüs, sabit disk üzerine yerleşir ve aktif olmayı bekler. Ya virüsün aktif hale geçmesine kullanıcı bilmeden sebep olur ya da virüs belirli bir zaman sonra kendiliğinden aktifleşir. Örneğin bir süre öncesine kadar bilgisayarlara büyük ölçüde zarar veren Michelangelo virüsü; sisteme gizlenir ve ünlü sanatçının doğum günü olan 6 Mart’ta aktif duruma geçer. Virüsler sistemin veriminin düşmesine, çökmesine ya da baska sistemlere istenmeyen mesajlar gönderilmesine sebep olur. TÜRLERİ Genel olarak internet ve sabit disklerden bulaşan virüs türleri şunlardır: Macro virüsleri: Excel ve Word’ün makro programlama diliyle yazılırlar. Excel ve Word dosyalarına bulaşırlar. 1-2 KB ya da daha küçük boyuta sahiptirler. Boot sektörü virüsleri: Sabit disk ve disket üzerindeki boot sektörüne bulaşırlar. 1-2 KB ya da daha küçük boyuta sahiptirler. Dosya virüsleri: Çalıştırılabilen dosyalar olan, COM ve EXE gibi dosyalara bulaşan virüslerdir. Program kodları taşıyan dosyalara da bulaşabilenleri yazılmıştır. Stealth ya da gizli virüs: Kendilerini gizleme yeteneğine sahiptirler. Çok parçalı virüsler: Zamanla değişik özellikler gösterirler. COM dosyalarına bulaşırken, bir süre sonra boot sektöre bulaşabilirler. Virüslerden korunmanın yolu, virüs kontrolü yapmak ve antivirüs programları edinmekten geçiyor. Yeni virüslerin gelişmesine parelel olarak antivirüs programları da güncelleştiriliyor. Bu programların tercih edilip yakından takip edilmesi gerekiyor. Bunun en iyi yolu, Norton, Dr. Solomon, F-Prot ve McAfee gibi firmalarin sitelerini sık sık ziyaret etmekten geçiyor. Uzakdoğu’da bir ada ülkesi olan Tayvan’da Bilgisayar Mühendisi Çen Ing-Hau’nun yaptığı, belirli tarihlerde bir karabasan gibi bilgisayarları etkileyen Çernobil Virüsü, yüzbinlerce insanın hayatını felç etti. Uzmanlar; kredi kartı, telefon, bilgisayar ile bir işlem yapmaya başladığımızda, her an izlenmeye ve sabote edilmeye hazır olmamız gerektiğini bildiriyorlar. Bunun içindir ki istihbarat elemanları ilk etapta kişileri kullandığı teknolojiyle izleyip hedefe ulaşabiliyorlar. Fakat işin izlenme boyutu virüsler için çok farklı gelişiyor. Çok beğendiğiniz bir oyunu veya internette bir sitedeki programları kopyalamaya başladığınız anda kendi sonunuzu hazırlamaya başlıyorsunuz. Bu sırada sizin hard diskinize geçen programlarla başınıza çok büyük bir dert almış oluyorsunuz. Bilgisayarınıza yerleşen bu virüsler aktif olacağı güne kadar bekliyor. Ta ki sizin bilgisayarınızı yok etme vakti gelinceye kadar. Melissa ve Çernobil virüsleri, gelişmiş ülkelerin bilgisayar sistemlerine çok fazla zarar veremedi. Virüslerden en fazla etkilenen ülkeler ise Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin ve Güney Kore oldu. Yazı dizimizde, bu gelişmeleri göz önüne alarak, dünyanın başına bela olan sanal virüsleri yapan siber korsanları yani “hacker”ların dünyasını inceledik. Elinde “silah” yerine “mouse” olan, bilek gücü yerine müthiş zekalarını kullanan, bilgisayar şifrelerini bir çırpıda etkisiz hale getiren “hacker”ların hikayeleri, geçmiş zaman korsanlarını bile geride bıraktı. İnternette at koşturan siber korsanların sebep olduğu olaylar karasında uluslararası hukuk yetersiz kalıyor.. 20. yüzyıla damgasını vuran bilgisayar, internet ile yeni bir boyut kazandı. İnternet; yıllardır var olmasına rağmen, son yıllarda telefon kablolarında saniye başına geçen enformasyon miktarının artması ve Web tarayıcılarının (Browser) ergonomik kullanım sağlamasıyla toplumun en küçük birimine kadar ulaştı. Bugün artık evlerde internet bağlantısının olması, televizyon kadar doğal hale geliyor. Yapı olarak www (World Wide Web-Dünya çapında örümcek ağı); sadece textten oluşan internete multimedya özelliklerini getirdi. www’nin tüm dünyayı sarması; bu bilgi otoyolunda dolaşıp siteleri çökerten ve yasal olmayan işler yapan korsanların türemesine sebep oldu. Her şey, internetin halk seviyesine indirilmesiyle başladı. Şimdiye kadar, internet kadar büyük bir bilgi merkezi oluşturulamadı. Bir tuşa dokununca Amerika’ya gidip Kongre Kütüphanesi’ne giriyorsunuz, bir tuşa dokunuca da Japonya’nın teknolojik gelişimini izliyorsunuz. İnternet dünyası, bu kadar geniş ve çok çeşitli bilgileri kapsıyor. BİLGİSAYAR KURTLARI “Şimdi internetin de korsanı olur mu?” demeyin. Tüm dünyada, internet sitelerine girip buraları çökertmeyi kendilerine meslek edinmiş binlerce bilgisayar, kurdu internet korsanı bulunuyor. Siber korsanlar da kendi aralarında “cracker” ve “hacker” olarak ikiye ayrılıyorlar. Hackerlar kendilerini bir şey ispatlamaya çalışan zeki insanlar olarak tanımlıyor. Crackerlar ise daha kötü niyetli ve yıkıcı korsanlar. Bir siber korsan, bir internet adresinin şifrelerini çözdüğünde; yıkıcı olmak veya mesaj bırakmak arasında çok ince bir çizgide buluyor kendini. Bu tip insanlar için, bunun kararını vermek, o internet adresinin şifrelerini çözmekten daha zor. Bu tipteki korsanlar, girdiği siteye zarar vermek yerine, web sitesinin dosyalarını geçici bir süre için bir kenara atıp kendi mesajlarını koyuyor. “Zarar vermemeyi” seçmesini ise şu cümlelerle açıklıyorlar: “Kendimizi web sitesinin sistemini kuran insanların yerine koyuyoruz. O kişiler zarar görebilir ya da işinden olabilir. Emek verdiği sistemlerin zarar görmesini istemiyoruz.” Bu kişiler yaptıkları işten bir çıkar beklemiyorlar. Sadece ellerinden geleni yapıp, siber ortama aktarıyorlar protestolarını. Genelde göze batacak ve ses getirecek yerleri seçiyor. ÖZGÜRLÜK ARAYIŞLARI Günlük hayatta hiç kimseyle sorunları olmayan hackerların özgürlük arayışları, bu sanal dünyaya daha farklı yansıyor. Gerçek dünyada aradığı özgürlüğü ve huzuru bulamayan hackerlar, siber ortamda, sanal olarak özgürlüğün tadını çıkartıyor. Hem de her alanda, her kesimi rahatsız ederek. Genellikle bu faaliyetleri, devlet ajanları kendilerini yakalayıncaya kadar sürüyor. “Siber” kelimesi, genellikle makine anlamına gelen makine uzayı deyiminden gelen bir kavram. Siber korsanlık; eğer bu terimi kullanmak istiyorsak, bilgisayar sistemlerini kullanarak korsan hareketlerde bulunmak ya da terörizmi bilgisayar sistemlere karşı gerçekleştirmek olarak düşünebilir. Sanal korsanların amacı, insanları korkutmak ve güven ortamı sarsmaktır. Bir korsan propaganda için bilgisayarı kullanırsa, daha başka amaçlar için de kullanabilir. Mesela bankaya para yatırdığınızda, parayı üstüne isim yazılı bir kutuya koyup saklamazlar, bilgisayarlar bilgi olarak sisteme kaydederler. Bu bilgi yok edildiğinde paranız da yok olmuş olur. Parayı gerçek anlamda çalmaları gerekmez hackerlerin. Ne bir güç gösterisi ne de bir tabanca patlar. Hiç bir gürültü ve iz bırakmadan paranızı kolayca bankadan çekebilirler. Eğer devlete zarar vermek istenirse, bunu kolay bilgi değişimleri ile gerçekleştirebilirler. Örneğin devletten maaş alan emekli insanların kayıtları değiştirilip para almamaları sağlanabilir. Böylece toplumda problemlere korkuya ve öfkeye sebep olabilirler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT