BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Af’lar artık tarih olmalı

‘Af’lar artık tarih olmalı

Programa katılan Adalet eski Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de, Ağca’nın tahliyesinde hukuki hata yapıldığını belirtti. Türk, “Kanunlar yanlış uygulanmış. Adeta Ağca için ne gerekli ise o yapılmış. Bu durum çok yanlış. Kanun hükümleri o kadar açıkça çiğnenmiş ki sayın bakanın ilgili kişiler hakkında kesinlikle soruşturma açması gerekir” dedi.



> Haber Merkezi ANKARA - TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, sık sık çıkarılan aflara karşı olduğunu belirterek, “Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar 53 af çıktı. Bu aflardan faydalananların yüzde 64’ü tekrar cezaevlerine girdi. Adalet mekanizması aflarla zaafa uğratılıyor” dedi. İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol ve Başkan Yardımcısı Murat Odabaş’ın hazırlayıp sunduğu ve TGRT HABER TV’de yayınlanan “Ankara’nın Gündemi” programının bu haftaki konukları TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu ve eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk oldu. “Artık paydos edelim” Programda, tartışmalara yol açan 301. madde başta olmak üzere TCK’da yapılan yeni düzenlemeler ve af karmaşası ele alındı. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, artık aflara paydos denilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kesinlikle erteleme, şartlı tahliye gibi düzenlemeler olmamalı” dedi. Kuzu şunları söyledi: “Anayasa affı belli suçlarda yasakladığı için şartlı salıverilme getirildi. Bir manada hile-i şer’iye yapıldı. Cumhuriyet tarihinde 53 af çıkmış, bunlardan 8’i genel af. Bazı afların mantığı var. Mesela Osmanlı hanedanına getirilen 1974’te ve 1986’da çıkarılan aflar ya da öğrenci affı gibi aflar. Osmanlı hanedanı için çıkarılan af, tarihle barış için gerekliydi. Öğrenci afları da sosyal barış ve gençleri tekrar topluma kazandırmak için yapıldı. Bu afların bir mantığı vardı ama diğer aflar şu mantıkla çıkarılıyor. 25 yıldır af çıkarılmamış. Toplumda ekonomi kötü noktada. Ama ne oluyor, iş bulamayınca bu aflardan faydalananların yaklaşık yüzde 64’ü tekrar suç işleyerek cezaevine dönmüş. Önceden infaz uygulamasına göre suçlular hapishanede cezasının yüzde 43’ünü çekiyordu. Bizim yaptığımız yeni düzenlemelerle bu oran yüzde 65’lere çıkarıldı. Sonuç itibariyle toplum adalet yerini bulmuyor mantığına varmamalı. Önemli olan ağır olan değil uygulanan ceza.” Vicdanlar rahat olmalı Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesiyle ilgili değerlendirme yapan Prof. Dr. Kuzu “Yargıçlar dikkatli olmalı fakat kanuni düzenlemeler öylesine karışık ki, sağlıklı sonuç almak zor. Adaletin sağlandığına ilişkin toplum vicdanı rahat olmalı” diye konuştu. Türkiye’nin Ağca, Pamuk gibi bazı davalar üstünden yıpratılmak istendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Kuzu, bazı davalar üstünden siyaset yapmanın yargıyı yıprattığını şu sözlerle vurguladı: “Türkiye’de bazı davalar, pilot dava seçilip hükümet yıpratılmak isteniyor. Ağca, Pamuk ya da rektör davası. Onca insan yargılanıyor. Bir hakimin dava yüküne baktım. 50’ye yakın davası var. Bunun 15’ten fazlası düşünce suçu. Çoğunun ismini duymuyoruz. Pilot davalar üstünden siyaset yapmak, yargıyı yıpratıyor. Bu rahatsız edici. ‘12 Eylül’le ilgili dava açan avukata 27 Mayıs’a niye dava açmıyorsun?’ dedim. Televizyonlarda öldürülen ve katili bulunamayan kişileri sayıyorlar ama hep aynı bazı kişiler. Diğerlerinin adı bile duyulmuyor. Bu ayrım yanlış. Bu şekilde gidilirse bir yere varılmaz. Adalet önemli. 301 değişebilir ama değişiklik sadece Pamuk için yapılmaz. Her olay için kanun değiştirilse işin içinden çıkamayız. Ben de sayın Türk gibi ufak düzenlemeler dışında 301’in kalmasından yanayım. Şu anda Almanya’da, ‘Yahudi soykırım yapılmadı’ denilemiyor ve AİHM Alman mahkemesinin bu kararını onayladı. İfade özgürlüğü en masum özgürlüktür. Hakim ve savcıları iyi eğitmeli ve darda kalmadıkça bu maddeler uygulanmamalı.” Türk: 301 korunmalı Prof. Dr. Türk, Yeni TCK’da 301, eski TCK’da 159. Maddenin ifade özgürlüğü açısından tartışılmasını ise şöyle değerlendirdi: “Ben İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanıyken mini demokrasi paketi hazırladık. Paket komisyonda kabul edildi. Ama o sırada CHP desteğini çekti. Değişiklik olmadı. İtalyan ceza kanununda olan 290-292 İtalyan milletine ve bayrağına hakareti cezalandırır. Alman ceza kanunun 90. Maddesi cumhurbaşkanı, 90. Madde A paragrafı devlet ve sembollerinin tahkir tezyifini, 90. madde B paragrafı ise anayasal organların tezyifini cezalandırır. Her ülkede böyle maddeler var. 159 bunların hepsini topluyordu. Benim hazırladığım mini demokrasi paketi olan 1. uyum paketinde Türklük yerine Türk milleti demiştik. Böylesi daha açık olurdu. Koalisyon ortağımız kabul etmeyince ceza süresini indirmekle yetindik. 3. uyum paketi ise benim çıkardığım son paket. Maddeye, ‘eleştiri maksatlı açıklama yazı ve yayınlar suç teşkil etmez’ cümlesini ekledik. 301. madde ilke olarak korunmalı. TCK daha yeni. Bu maddeye binaen dava açılsa da sonuçlanmadı.” “Hükümete teşekkürler” Kamuoyunun, “Rahşan affı” dediği şartlı salıverme kanununu değerlendiren Prof. Dr. Türk, “Bendeki kayıtlara göre şartlı salıverilmeyle 43 bin 967 kişi çıkmış. Bunlardan 3 bin küsuru geri dönmüş. 624’ü mahkum olmuş. Yani mahkûm olanların oranı 1’den az. Yeni TCK ile suçların cezalarının indirilmesi örtülü af bence. Bundan faydalanan 15 bin kişi hapisten çıktı. Bu sayı 20 bini bulacak. Yargı reformu hukuk reformundan ayrı düşünülemez. Bizim başlattığımız, devam ettirdiğimiz reformları bu hükümet tamamladı. Süreklilik içinde birçok değişiklik yapıldı. Bu sürekliliği sağladığı için hükümete de teşekkür ederim. Yeni TCK’da birçok suç tanımı değişti. Birçok hakim yeniyi öğrenmektense emekli olmayı tercih etti” diye konuştu. Dünyanın her yerinde yargının yanlış karar verebileceğini ifade eden Prof. Dr. Türk, üst yargı kurumlarının bunun için gerekli olduğuna işaret ederek İstinaf Mahkemelerinin de önemli olduğunu belirtti. Adalet mekanizması içinde yer alanların hizmet içi eğitime tabi tutulmasının şart olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türk, “Hazırlıkları benim zamanımda yapılan ama kurulması AK Parti hükümetine kalan Adalet Akademisi’nin gayesi hizmetiçi eğitim. Bu eğitimi önemsiyorum” diye konuştu. ‘Tahliyede hukukî hata vardı’ Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesinin yanlış bir uygulama olduğunu teknik detaylarıyla anlattı. Türk, “Hukuki hata var. Kanunlar yanlış uygulanmış. Olaya uygulanması gereken kanun uygulanmış. Adeta Ağca için ne gerekli ise o uygulanmış. Bu yanlış” şeklinde konuştu. “Cinayetten yükümlü” Türk, şöyle devam etti: “Her ne kadar aynı suçla ilgili olarak zaman içinde çeşitli hükümler varsa da, yükümlü lehine olan uygulanır kuralı olsa da bunun da sınırları vardır. Ağca gasp ve cinayetten yükümlü. Ağca’ya İtalya’da ömür boyu hapis cezası verildi ve 19 yıl yattıktan sonra affedildi. İtalya bize geri vermiyordu. Çünkü Türkiye’de idam cezası vardı ve Ağca’nın İtalya’daki cezası devam ediyordu. İdam kalktı. Daha da öncesinde Özal zamanında 8 Nisan 1991’den önceki idamların yerine getirilmeyeceği kararı alındı. O kararla idam cezası 10 yıla, müebbet ise 8 yıla çevrildi. Daha sonra kamuoyunca DSP’yi ve Rahşan Ecevit’i yıpratmak için ‘Rahşan affı’ olarak isimlenen kanun çıktı. Aynı suçtan yurt dışında hüküm giyen bizde de ceza verilince mahsup edilir. Ağca İtalya’da hüküm giydiği için Türkiye’de papa suikastıyla ilgili olarak yeniden yargılamaya gerek görülmedi. Türk mahkemeleri ona Papa suikastıyla ilgili ceza vermedi. Dolayısıyla 36 yıllık şartlı salıvermeden Ağca’nın İtalya’da yattığı 20 yıl yanlışlıkla mahsup edildi. Bir de 10 yıllık indirim var ki, bu anayasa mahkemesince iki defa iptal edildiği için, aslında var olmayan bir madde idi. Anayasa Mahkemesi söz konusu maddeyi önce eşitlikten sonra yeter çoğunluk sağlanmadan kabul edildiği için iptal etti. Mahkemenin kararı 6 Kasım 2002’de yayınlandı. Karar yayınlanana kadar birçok tahliye yapıldı. Ama artık böyle bir madde yok. Yani mahkeme Ağca’yı tahliye ederken yürürlükte olmayan bir maddeyi esas alıyor.” “İşlem yapılabilir” Prof. Dr. Türk, konuyla ilgili detayları ise şöyle anlattı: “İtalyan Adalet bakanlığı iade kararında Terörle Mücadele Kanunu gereği Ağca’nın 10 yıllık cezasından daha önce yattığı 158 günün mahsup edilmesi ve silahlı gasptan yargılanması için iade edildi. Yani Ağca 10 yıl eksi 158 gün hapiste yatmalı. Yeni TCK yağmalama için verilen cezayı 10 yılla sınırladı. Ağca, en erken 2011 yılında tahliye edilmeliydi. Ağca’nın tahliyesiyle ilgili olarak kanun hükümleri o kadar açıkça çiğnenmiştir ki, sayın bakanın ilgili kişiler hakkında soruşturma açması gerekir. Bakan soruşturma açmak için belki de Yargıtay kararını bekliyor olabilir ama şimdi de bu işlemi başlatabilir.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT