BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kötülüklerden sakınan kurtulur

Kötülüklerden sakınan kurtulur

“Eğer âlemde takvâdan başka hayrı daha çok toplayan, ubûdiyette, kullukta daha yüksek, kemâle erdirmekte daha evlâ, dilekleri daha çok birleştiren bir haslet olsaydı, Allahü teâlâ onu tavsiye ve emrederdi.”



Kötülüklerden sakınmaya takvâ denir. Takvâ, ibâdetlerin en kıymetlisidir. Çünkü, bir şeyi süslemek için, o şeyden, önce pislikleri, kötülükleri yok etmek lâzımdır. Bunun için kalb, günâhlardan, kötülüklerin pisliğinden temizlenmedikçe, ibâdetlerin faydası olmaz. Dünyâda râhata, huzûra kavuşmak, kardeşçe yaşayabilmek, âhirette de, sonsuz azâbdan kurtulmak, ebedî nimetlere, saâdetlere kavuşmak, ancak takvâ ile nasîb olur. Âl-i İmrân sûresinin 76. âyet-i kerimesinde meâlen; (Allahü teâlâ, takvâ sâhiblerini sever) buyurulmuştur. Peygamber efendimiz de zaman zaman; (Yâ Rabbî! Bana ilim, hilm, takvâ ve âfiyet ihsân eyle) diye duâ ederlerdi. İmâm-ı Kuşeyrî hazretleri: “Takvâ; seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerden sakınmaktır” buyurmuştur. Ateşten kurtulmak için... İmâm-ı Rabbânî hazretleri; “Dünyâda felâketlerden, âhirette Cehennem’den, ateşte yanmaktan kurtulmak için iki şey lâzımdır: Emirlere sarılmak, yasaklardan sakınmak! Bu ikisinden en büyüğü, daha lüzumlusu, yasaklardan sakınmak yâni verâ ve takvâdır” buyurmuştur. Ahmed-i Zerrûk hazretleri buyuruyor ki: “Takvâ: Allahü teâlâya yönelmek, Sünnet-i seniyyeye uymak, insanlardan bir şey beklememek, Allahü teâlâdan gelene rızâ göstermek, genişlikte O’na şükretmek, darlıkta O’na sığınmak ile olur. Bunlara erişebilmek için de; Gayret sâhibi olmak ve Allahü teâlânın emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınmak, kulluk vazîfelerini iyi yapmak lâzımdır.” İbn-i Semmâk hazretleri, Muhammed bin Hasan’a yazdığı mektupta: “Her hâlinde takvâ üzere ol, haramlardan sakın, Allahü teâlânın nîmetlerine şükret ve O’ndan kork. Nîmete şükretmek; günâh işlememekle olur. Allahü teâlâ sana âfiyet versin. İşlediğin günahları ve yaptığın kusurları affetsin” buyurdu. Ebû Bekir Kettânî hazretleri “Takvâ sâhibi; nefsinin isteklerine uymayan, İslâmiyetin emirlerine tam uyan, yakîn ile huzur bulan, tevekkül direğine dayanan kimsedir” buyurmuştur. “İmâm-ı Nevevî hazretleri buyuruyor ki: “Eğer âlemde takvâdan başka hayrı daha çok toplayan, sevâbı daha büyük olan, ubûdiyette, kullukta daha yüksek, kemâle erdirmekte daha evlâ, dilekleri daha çok birleştiren bir haslet olsaydı, Allahü teâlâ onu tavsiye ve emrederdi. Çünkü O, kullarına en merhametli, en şefkatli olan ve en çok nasihat edendir.” Muhammed Hâdimî hazretleri buyuruyor ki: “Peygamber efendimiz sevdiklerinden birine yaptığı bir vasiyetinde; (Sana Allahü teâlâdan korkmayı, takvâyı tavsiye ederim. Çünkü o her şeyin başıdır) buyurmuştur. Takvâ, dünyâ ve âhiretin hayırlarını toplayan bütün mühim işlere kâfi gelen, insanları ulaşabilecekleri en yüksek derecelere ulaştıran, bir esastır. Hadîs-i şerîfte: (O kökü sâbit, dalları semâda olan güzel bir ağaçtır) buyuruldu. Takvâ her türlü kötülüğü, zorluğu ve zihni bulandıran, sarhoş eden şeyleri kökünden sökücüdür. O halde sen, Allahü teâlânın râzı olmadığı şeylerden uzuvlarını koruyarak, cenâb-ı Hakk’ı tesbîh ederek, her türlü noksan sıfatlardan uzak bilerek kalbini aydınlat. Bütün gayretini harcayarak ve bütün gücünü sarf ederek onun en üst makâmını elde etmeye, ihtimâm göstermeye çalış. Bu konuda dikkatli ol ve sıkı sıkıya ona bağlan.” Ebû Yâkûb Nehrecûrî hazretleri; “Dünyâ bir deryâ, insanlar bu denizde yolcu, gemi takvâ, âhiret ise sâhildir” buyurmuştur. İbn-i Atâ hazretleri buyurdu ki: “Hâli ile sana fayda vermeyen kimseyle arkadaş olma. Takvâ ehlinin, haramlardan kaçanın kölesi, hizmetçisi ol. Onu sev. Belki, Allahü teâlâ bu vesîle ile seni onların arasına katar. Allahü teâlâ Yûnus sûresinin 62. ve 64. âyet-i kerimelerinde meâlen: (Biliniz ki, Allahü teâlânın evliyâsı için azap korkusu yoktur. Nîmetlere kavuşmamak üzüntüsü yoktur. Onlar îmân edip takvâya ermiş olanlardır. Dünyâ hayâtında da âhirette de onlar için müjdeler vardır) buyurmaktadır.” Ahmed bin Mesrûk hazretleri “Dünyâdan uzaklaşmak, takvâ sahiblerine kolay gelir” buyurmuştur. Azığınız takvâ olursa... Kısaca takvâ, harâmlardan nefret etmek, harâm işlemeyi hâtıra bile getirmemek, Allahü teâlâya yaklaşmak, Onun rızâsına, sevmesine kavuşmak demektir. Mâide sûresinin 27. âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ, ancak takvâ sâhiblerinin [ibâdetlerini, duâlarını] kabûl eder) buyuruldu. Bişr-i Hâfî hazretleri; “Kişi gazabını, öfkesini yenmedikçe, takvâ sâhibi olamaz” buyurmaktadır. Takvâ sahibi olabilmek için, kalbi, dili ve bütün uzuvları harâmdan korumalı, insanlara ve hayvânlara işkence, eziyet yapmamalı, gönül rızâsı olmadan hiç kimseye iş yaptırmamalıdır. Netice olarak, Seyyid Ebü’l-Vefâ hazretlerinin buyurduğu gibi: “Eğer azığınız takvâ olursa, kıyâmet gününde selâmette olursunuz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT