BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Artık uykularım KAÇMIYOR

Artık uykularım KAÇMIYOR

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti “Uyguladığımız para politikası ile ülke istikrara kavuştu. Amacımız toplumun refahının artmasıdır. Yapısal reformların somut yararını topluma çok açık anlatmamız lazım” dedi



>> Aziz Cumurcu İSTANBUL - Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, “Ülke istikrara kavuştu, artık uykularım kaçmıyor” dedi. Daha önce ekonominin Asya krizinden bile etkilendiğini belirten Serdengeçti, “Eskiden Asya krizinden bile etkilenirdik. Makro ekonomik ölçüde ne kadar mesafe alırsanız, dış tesirlerden, doğal sebeplerden etkilenme tehlikesi o ölçüde azalır. Uyguladığımız para politikası ile ülke istikrara kavuştu. Artık uykularım kaçmıyor” dedi. Serdengeçti, geçtiğimiz hafta tamamlanan Enflasyon Hedeflemesi Konferansı sonrası bir araya geldiği gazetelerin Ekonomi Müdürleri’ne, konferans hakkında ve Mart ayında dolacak 5 yıllık görev süresi boyunca gerçekleştirilenler hakkında bilgi verirken, soruları da cevaplandırdı. “Enflasyon düşüyor, büyüyoruz” Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde önemli bir uluslararası konferansa evsahipliği yaptığını söyleyen Serdengeçti, “Ocak ayında, Enflasyon Hedeflemesi konusuna geçeceğimizi, 5 ve 20 Aralık tarihleri arasında belirtmiştik. Bu konu başarılı bir şekilde kamuoyuna yansıtılabildi. Eskiden Türkiye olarak bu konularda uluslararası konferans temini mümkün olmazdı” dedi. “Yaklaşık 400 kişinin katıldığı bu toplantı, ilginin ne kadar yüksek olduğunu gösterdi” diyen Başkan Serdengeçti, “Para politikaları açısından çıkan sonuçları şu başlıklar altında değerlendirebiliriz: Birincisi Merkez Bankası bağımsızlığının olmazsa olmaz bir şart olduğu ortaya çıktı. Bunun yanında şeffaflık ve hesap verebilirlik unsuru da altı çizilen konular oldu. Enflasyon hedeflemesi yapan dünyada bizimle birlikte 23 ülke mevcut. Yeni Zelanda ile başlayan 22 ülkeden, bu sisteme girip de vazgeçen henüz olmadı. Alınan sonuçlardan herkes memnun. Enflasyon hedeflemesi sayesinde, enflasyon düşüyor, büyümede daha iyi gelişmeler mümkün olabiliyor” dedi. ‘Nokta’ ve ‘Bant’ hedeflemesi Uygulamada, tüketici fiyatları baz alınarak iki tür hedef seçiminin yapılmakta olduğunu belirten Serdengeçti, “Bunlardan bizim de aralarında bulunduğumuz 13 ülke nokta hedef koyup bir belirsizlik aralığı tespit ediyor. Bu belirsizlik oranını diğer ülkeler yüzde 20 ila 60 arasında seçerken, bizde bu oran %40. Diğer 10 ülke ise hedef seçiminde ‘bant’ hedefliyor. Mesela %3 ila %6 arasında enflasyonu tutmaya çalışıyorlar. Enflasyonda nokta hedef seçenlerin belirsizlik koyma sebebi bir gereklilik olduğu için uygulanıyor. Para politikalarında kontrolün petrol fiyatları gibi etkilere açık olması, tarımdan gelen şoklar v.b. şoklar her zaman için tesirli olabiliyor. İkincisi, Türkiye enflasyonda son dört yılda nokta hedefi ile bir çalışma sergiledi. İki haneli rakamlar döneminde alttan ıskalamaya çalışıyorduk. Ama artık enflasyon tek haneye düştüğünden bu çok şey ifade etmiyor. Nokta hedefin olduğu dönemlerde 2002’de yüzde 35’i hedefledik 29’u bulduk. 2003’te yüzde 20’yi hedefledik 18’i yakaladık, 2004 yılında yüzde 12’yi hedefledik 9’u ve en son olarak da geçen sene yüzde 8’i hedefledik 7.7 ile yılı bitirdik. Bizim açımızdan %5 hedefleyip de %2’de kalmak veya %8’e çıkmak gibi bir durumda kolay açıklanabilecek bir konu olmazdı” şeklinde konuştu. Enflasyon hedeflemesinde gecikme yok 7 Merkez Bankası Başkanı ve çok sayıda Merkez Bankası görevlisinin katıldığı konferansta ‘Koşullar Meselesi’nin çok tartışıldığını belirten Serdengeçti, “Çünkü gerekli şartları yerine getirmeden enflasyon hedeflemesine tam olarak geçmek mahzurlu bulunuyor. Enflasyon hedefleme çalışmasına geçen sene başlayamayışımızın sebepleri arasında şunları sayabiliriz: Birincisi para reformunu gerçekleştiriyorduk. İkincisi Türkiye İstatistik Kurumu, yeni enflasyon sepeti uygulamasına geçiyordu. Üçüncüsü de, bu dönemde Merkez Bankası bünyesinde araştırma reorganizasyonunu gerçekleştirdik. Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü ismiyle bir birim oluşturduk. Bütün şartların yüzde 100 yerine gelmesi söz konusu değil ama, çoğunlukla geldi. Dolayısıyla enflasyon hedeflemesi uygulamasına bu yıl başı itibariyle başladık” dedi. Konferansta iletişim politikalarının üzerinde de durulduğunu kaydeden Serdengeçti, “Eskiden Merkez Bankası’nın geleneksel politikalarında bu husus önemli değildi. Bu politikaların güven artırma özelliğinden dolayı şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlandı. Aynı zamanda iletişim politikalarının tutarlı ve dürüst bir şekilde yapılması gereği vurgulandı. Merkez Bankası’nın bu yöndeki çalışmaları, Türkiye’nin enflasyon beklentisinde de büyük rol oynadı. Dolayısıyla bu konferans amacına ulaştı” şeklinde konuştu. HÜKÜMETTEN GEREKLİ DESTEĞİ ALDIM “Çalışmalarınız döneminde zaman zaman kendinizi yalnız hissettiğiniz oldu mu?” sorusuna karşılık Serdengeçti, “26 yıldır Merkez Bankası’ndayım. Bu gibi kurumlarda çalışan insanlar yalnız insanlardır. Herhangi bir hükümetin bize verebileceği en büyük destek, maliye politikalarının istikrara bağlı olarak uygulanmasını sağlamaktır. Değişik bakan görüşlerine rağmen, ben de bu desteği aldığımızı düşünüyorum. Gayet dürüst bir şekilde ‘Merkez Bankası’nın rezervlerinin seviyesi yeterli değil’ açıklamasını hep yaptık. Rezerv için, dalgalı kur rejiminde günlük ihalelerle kısa vadeli değil, orta vadeli bir politika uygulayarak bunu gerçekleştiriyoruz. Yani; azar azar bunu uygulamak lazım. Yüksek alımlarda riskler söz konusu olabiliyor, enflasyon hedefi tehlikeye girebiliyor. Ekonomi literatüründe zikredilmiş bir rezerv oranı yoktur. Bu, ülkelerin durumuna göre değişir. Türkiye’nin yüksek miktarda dış borcu var. Merkez Bankası’nın artık tasfiye etmesi gereken bu yüksek seviyedeki borçtur” dedi. Kur-faiz-borsa üçgeninden çıkmalıyız “Uyguladığınız para politikası bazı sektörlerden eleştiri alıyor. Bunun sebebi ne olabilir” yönündeki soruya karşılık Serdengeçti, “Para politikası bütün ekonomiyi esas alır. Herhangi bir sektöre göre plânlanmaz. Türkiye son 4 yıldır yüksek bir büyüme performansı sergilemekte. İhracat da yine başarıyla gitmektedir. Ama her sektörün başarısının aynı seviyede olduğunu söylemek mümkün değildir. Türkiye çok ciddi bir ekonomik değişim geçirmektedir. Artık kur-faiz-borsa üçgeninin dışına çıkmalıyız. Fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve sürdürülebilir istihdam artışı olan daha geniş bir üçgen içinde bakmalıyız. Bunun adı yapısal reformlardır. Bu anlayış ve uyguladığımız para politikası ile ülke istikrara kavuşmuş oldu” diye cevaplandırdı. Kurun yukarı gitmesinde bizce sakınca yok Serdengeçti soru-cevap bölümünde kendisine yöneltilen, “Görev süreniz hakkında politikalarınızı destekleyen ve karşı çıkanlar için nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz” sorusuna karşılık şu cevabı verdi: “Son derece normal karşılıyorum. Politikalarımıza olumlu yaklaşanlar enflasyonun tek haneye düşmesi, Türk parasının kaybetmiş olduğu itibarı kazanması sebebiyle bizi övüyor. Ama çıkarları sarsılan grupların, değişen ekonomiye ayak uyduramayanların da olumsuz yaklaştıkları bir gerçektir. Hedefler kişilere bağlı olarak değişmez. Kurun yukarı gitmesinde bizce hiçbir mahzur yoktur. Ekonomimizin halen dolarize olduğunu unutmayalım.” Faizde gözler Para Politikası Kurulu’nda Piyasaların gözü, yüksek faize “dur” demesi beklenen Para Politikası Kurulu’nda... Dünyada en yüksek faizi veren ülkeler sıralamasında Brezilya’dan sonra ikinci durumda olan Türkiye’de faizler yüzde 14’ten yüzde 10’a çekilse bile yine dünyanın en yüksek faiz veren ikinci ülke unvanı sürecek. Bu da Türkiye’nin yatırımcı için cazip ülke kronumunu sürdürürken, sıcak para girişinden etkilenmeyeceğini de ortaya koyuyor. Kısa vadeli faiz oranlarıyla ilgili kararı ilk kez doğrudan verecek olan Para Politakası kurulu, ilk toplantısını bugün yapacak ve faizle ilgili kararı da açıklayacak. Toplantı saat 14.00 ile 17.00 arasında 2 aşamalı olarak gerçekleştirilecek. Merkez Bankası Başkanlığı için takdir hükümetin Gazetecilerin, mart ayının sonunda bitecek Merkez Bankası Başkanlığı görev süresi ile ilgili, sözleşmesinin devamının olup olmayacağı yönündeki soruya karşılık Serdengeçti, “İki ay önce bir toplantıda söylediğim gibi, benim kafam son derece net. Bu göreve gelenler yasa gereği 5 yıllık bir süre için gelir ve bağımsız bir şekilde görevini yapar. Sona gelindiğinde görev süresini uzatma veya yeni bir isim Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir. Yetki hükümettedir. Tabii ki sorumluluk da hükümettedir. Benim görev sürem 13 Mart 2006 Pazar günü dolacak. Takdir hükümete aittir” şeklinde cevap verdi. Geleceğiyle ilgili ne düşündüğünün sorulması üzerine de Serdengeçti, yaptıkları görevin bir adım sonrasını düşünerek yapılacak bir iş olmadığını belirterek, “Dolayısıyla hiçbir şey düşünmedim” dedi. Seçimin erkene alınıp alınmayacağı konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine de Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, “Sayın Başbakan ve bakanların ifadelerinden anladığım kadarıyla hükümetin gündeminde 2006’da seçim yok. Dolayısıyla varsayımlar üzerinde konuşmaya da gerek yok” dedi. Paramızı Rekorlar Kitabı’ndan çıkardık! İhracatçıların Merkez Bankası’na yönelik ağır eleştirileri hatırlatılarak, “Neden bir araya gelip de bu konuları en üst düzeyde görüşmüyorsunuz” sorusuna karşılık olarak da Başkan Serdengeçti, “Her 3 ayda bir Sanayi ve Ticaret Odaları ile bir araya gelip politikalarımızı anlatıyoruz. İhracatçılarla da bir araya geldiğimiz toplantılar gerçekleşiyor. Üzülerek belirteyim, hafızalarımız zayıf olduğu için, bunlar unutuluyor. İletişim politikalarımızı daha çok bizden ne talep ediliyor, ne ne kadar anlaşılıyor açısından değerlendirip politikalar oluşturacağız. Sanayi ve ticaret kesimi üzerinde önemli ölçüde bir maliyet yükü var. Türkiye, vergi oranları çok yüksek olan ama kayıt dışındakilerin hiç vergi ödemediği bir ülke. Kanaatimce Maliye’nin vergi konusundaki çabaları arttıkça, kayıt dışı konusu çözüldükçe rahatlama olur. Otoritelerin açıkladığına bakarsak, Türkiye’deki kayıt dışılığın milli gelire oranı yüzde 16 ila yüzde 50 arasında. Yüzde 16’yı bile düşünseniz bu yüksek bir rakamdır. Yıllarca istikrarsızlık içinde, düşük ve oynak büyüme içinde yaşadık. Paramız da hep değer kaybetti. Yıllarca Guinnes Rekorlar Kitabı’nda ‘peşinde en çok sıfıra sahip para’ olarak ilan edildik. Para politikası istikrara hizmet edecek şekilde uygulanmalıdır. Bu eğitim ileride de paramızı kıymetli kılacaktır. Bizi eleştirenler Brezilya’ya baksın “Faizleri daha hızlı indirmeniz mümkün değil miydi?” sorusuna da Serdengeçti, “Bu tür uygulamlaar Para Politikası Kurulu’na gelen raporlara göre değerlendiriliyor. Faizlerin nisan ayında ne olacağını şimdiden bilemem. Hatta Pazartesi toplantısında hangi kararın verileceğini dahi raporlara bakmadan söylemem mümkün değil” cevabını verdi. Serdengeçti, Türkiye’de faizlerin yüksek olmadığı görüşünü ifade etti ve bu görüşü haklı çıkaracak sebepleri de şöyle sıraladı: “Merkez Bankası olarak fazla likitideyi çekmek için bu uygulamayı yaptık. Son 4 yılda bu neyi engelledi? Büyümeyi mi engelledi? Hayır. Sürekli büyüme olmayacak denildi, sürekli büyüdük. Kurun yukarı gitmesini engeller denildi, yükseliş oldu. Bankaların kredi vermesini mi engelledi? Yine hayır. Milli gelire göre oran artmaya başladı. Hazine faizlerinin düşüşünü mü engelledi? Buna da hayır. Hazine faiz oranları, 2005 Şubat - Eylül aylarında Merkez Bankası faizlerinin üzerinde seyretti. Sonbaharda altına düştü. Merkez Bankası’nın faiz uygulamasını yüksek tutup alttan ıskalama konusuna hizmet ettiği söyleniyor. Buna da katılmıyorum. Çünkü hedeflediğimiz yüzde 8 enflasyonu dahi 7.7 ile ancak tutturabildik. 2006 enflasyon hedefimiz yüzde 5 olmasına rağmen endişelerimiz var. Çünkü Türkiye’de henüz orta vade bakışı olmadığı için bu endişeleri taşıyoruz. Reel faizler Brezilya’da bize göre çok daha yüksek. Brezilya’nın kamu borcunun Milli Geliri’ne oranı bizim altımızda, enflasyonu bizden daha düşük, ama kat ve kat bizim üzerimizde faiz oranları var. Biraz da Brezilya’ya bakıp onu incelemek lazım.” Şehir efsanelerine kimse itibar etmiyor Serdengeçti, “YTL’den memnun musunuz” sorusuna karşılık, “Elbette. Çünkü YTL ile itibarımız arttı. Yurtdışında hep imrenmiştim. Alışverişlerimizde iki haneli, bilemediğiniz üç haneli seviyeler mümkün oluyordu. Bizde ise bol sıfırlı paralar vardı. Şehir Efsaneleri sayesinde paradan sıfırların atılmasının yuvarlamalara sebep olacağı, dolayısıyla enflasyonu artıracağı söyleniyordu. Ama öyle olmadığını yaşadık. Avrupa Birliği’nde de euroya geçiş esnasında da enflasyonun artmasına sebep olmadı. Madeni para kullanma alışkanlığımızı kaybettik. Bunu tekrar kazanmamız zaman alacak. Emisyonda yüzde 2.5 oranında bir seviyedeyiz. Bu oran Avrupa’da euro öncesi yüzde 5 idi. Bizde de zaman içinde artacak diye düşünüyorum” dedi. Hedefimiz yok tahminimiz var Türkiye’de, Doğu Avrupa ülkelerinin üzerinde, istihdamda ciddi biçimde artış olduğunu belirten Serdengeçti, “Bunun yanında işsizlik niçin düşmüyor?” sorusuna şu cevabı verdi: “Önümüze yapısal problemler çıkıyor. Tarımda oluşan işgücü fazlasını sanayi ve hizmetlere yönelince zorluklar yaşanıyor. Nüfus çok genç, her yıl milyonlarca insan katılıyor. Kadınların iş gücüne katılma oranı Doğu Avrupa’ya göre çok düşük. Önümüzdeki dönemde işsizlikteki düşüş istihdamdaki artış kadar olmayacak. İstihdam vergileri Türkiye’de çok yüksek. Eğitim politikalarının nasıl insanlara ihtiyacımız olduğunu belirleyen bir politika çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor. Ancak Türkiye’de çok ciddi bir verim artışı var. Türkiye’de daha ziyade hedef yerine tahmin kavramı kullanılıyor. Mesela turizmde hedef yok, tahmin var. Büyüme hedefimiz yok, tahminimiz var. Bizim anlayışımızda ise, faiz dışı fazla hedefi ve enflasyon hedefi var.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT