BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yargısız infaz mı?

Yargısız infaz mı?

Sual: Bazıları, “Kıyametten önce azap yoktur. Ahirette günahlar sevaplar belli olmadan, suçlar meydana çıkmadan kabirde azap çektirmek, Yargısız infaz olmaz mı? Mahkemeye çıkmadan karakolda dayak atmaya benzer. Bu ise ilahi adalete aykırıdır” diyorlar. Kabir azabı hak değil midir?



Sual: Bazıları, “Kıyametten önce azap yoktur. Ahirette günahlar sevaplar belli olmadan, suçlar meydana çıkmadan kabirde azap çektirmek, Yargısız infaz olmaz mı? Mahkemeye çıkmadan karakolda dayak atmaya benzer. Bu ise ilahi adalete aykırıdır” diyorlar. Kabir azabı hak değil midir? CEVAP: Böyle konuşmak, dini hiç bilmemek demektir. Çünkü kimin ne suçu işlediğini, kimin Cennete kimin Cehenneme gideceğini Allahü teâlâ elbette bilir. Hatta insanlar doğmadan önce de biliyordu. Hafaza melekleri, insanların iyi kötü amellerini tespit ediyor. Kimin suçu ne ise bellidir. Kabirde yargısız infaz yapılmıyor. Günahlarına karşılık azaba maruz bırakılıyor. Kabirde sıkıntı çeken müminin günahları azalır, hesap yerine günahsız gidebilir. Aklı ölçü alan Mutezile fırkası, kabir hayatını ve kabir azabını inkâr etti. Ehl-i sünnet âlimleri ise, kabir azabının hak olduğunu vesikalarla bildirdiler. Birkaç vesika: İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki: Mümin suresinin, (Onlar, sabah-akşam ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde, Firavun hanedanını azabın en çetinine sokun! denilecek) mealindeki 46. âyetinde, sabah-akşam görülecek azap, Kıyametten öncedir. Âyetin devamında onların şiddetli azaba sokulacağı bildiriliyor. İlki kabir azabını, ikincisi Cehennem azabını gösteriyor. (El-Kavl-ül fasl) İmam-ı Gazali hazretleri de, aynı âyetin kabir azabını gösterdiğini bildirdi. (İhya) İmam-ı Süyuti hazretlerinin “Kabir azabı” ile ilgili (Şerh-us-sudur) isminde bir eseri vardır. Buhari ve Müslim ve diğer hadis kitabından kabir azabı ile ilgili hadisler nakledilmiştir. Her hadis kitabında kabir azabı ile ilgili hadisler vardır. Kabir azabını inkâr eden, bütün bu hadis kitaplarını inkâr etmiş olur. İmam-ı a’zam hazretleri buyurdu ki: (Kabirde ruhun cesede iadesi, kâfirleri ve bazı günahkâr Müslümanları kabrin sıkması ve azap edilmesi haktır.) [Kavl-ül fasl] İmam-ı Gazali hazretleri, (Kabir azabı ruha ve cesede birliktedir) buyurdu. (İhya) Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazıları: 1- (Günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe atıldılar.) [Nuh 25] Âyette geçen “Feüdhılu” kelimesindeki F harfi, hiç ara verilmediğini gösterir. (Suda boğulduktan hemen sonra kabirdeki azaba maruz kaldılar) demektir. (El-Kavl-ül fasl) 2- (Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın; onlar diridir.) [Al-i İmran 169] 3- Aişe validemiz, (Ya Resulallah, benim gibi zayıflar kabir azabından nasıl kurtulacak) diye sual edince, Peygamber efendimiz, [aşağıda meali bulunan] âyeti okudu. (Bezzar) (Allah, iman edenlere, dünya ve ahirette sabit sözlerinde sebat ihsan eder.) [İbrahim 27] Bu âyette kabir hayatının ve kabir sualinin hak olduğu, müminlere kavl-i sabit [kelime-i tevhid] ihsan edildiği bildiriliyor. Buhari ve Müslim’deki hadis-i şeriflerde kabir sualinde müminlerin kavl-i sabit üzere olacakları bildirildi. (Celaleyn) [Devamı var] ------ Tel: 0 212 - 454 38 20 Faks: 0 212 - 454 38 29
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT