BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk olmak, Türkiye olmak zor!

Türk olmak, Türkiye olmak zor!

Türk olmak, Türkiye olmak çok zor! Tarihin her döneminde zor olmuş, şimdi ise daha zor... Paranoya demeyin; etrafımızda her gün Türkiye’yi sarsmak ve yıkmak için yeni bir tuzak kuruluyor.



Türk olmak, Türkiye olmak çok zor! Tarihin her döneminde zor olmuş, şimdi ise daha zor... Paranoya demeyin; etrafımızda her gün Türkiye’yi sarsmak ve yıkmak için yeni bir tuzak kuruluyor. Bu yetmiyormuş gibi, içimizdeki gafil ve hainler de bu tuzaklara malzeme yetiştirmek için biribirleri ile yarışıyorlar, hasımlarımızın akıllarına bile gelmeyenleri onlara yetiştiriyorlar! Yabancı ülkelerdeki her olaydan Türkiye’ye nasıl pay çıkarırız diye düşünüyorlar! Kosova olayından, Arnavut direnişçilerden Güneydoğumuza, PKK’ya hisse çıkarıyorlar ve Türkiye’yi bölmek isteyenlere adeta ışık tutuyorlar... Dünyadaki etnik çatışmalara engel olmaya soyunan fakat bunu da pek beceremeyen NATO’nun daha doğrusu başı çeken ABD, İngiltere ve Fransa’nın, “bugün Priştine ve Belgrad bombalanırsa yarın “Kürt sorunu” yüzünden “niçin, mesela Diyarbakır ve Ankara bombalanmasın?” diye sormalarını, adeta mazoşist bir zevkle bekliyorlar!.. İngilizler’le İrlanda’nın ayrılıkçı terör örgütü IRA arasında, hâlâ bir türlü yürürlüğe sokulamayan bir anlaşma yapılıyor; bizimkilerin ayranı kabarıyor; “niçin PKK ile uzlaşılmasın?” diye ayağa kalkıyorlar? İspanya’da da hâlâ sallantılı bir BASK modeli var ya, bizimkiler de, bu modelin ayrıntılarını ve koşullarını bilmeden, anlamadan Bask Modasına kapılıyorlar. İngiltere, son olarak İskoçya’da ve Galler’de ilk defa yapılan mahalli Parlamento seçimleriyle “ademi merkeziyete” yani bir nevi mahalli özerkliklere doğru (bölünmeye değil) bir adım attı ya bizimkiler de muhakkak “komşuda pişer bize de düşer” diye hevesleneceklerdir. Ama mesela Fransız milliyetçiliğini Korsika “modelini” yani Fransızlar’ın birliklerini ve milli dillerini korumak için yıllar boyu aldıkları tedbirleri görmezlikten gelirler. MİLLİ-DEVLET, MİLLİYETÇİLİK GERÇEĞİ Her gün milliyetçiliği ve milli-devleti inkar eden bizim entel-liboşların bu konuda da aymazlıkları vardır. Şu sırada geniş dünya görüşü ve deneyimi ile en gerçekçi gözlemleri yapan emekli Büyükelçi Gündüz Aktan bakın Radikal’deki yazısında, MHP’nin milliyetçiliğini ırkçılık ve faşizmle özdeşleştiren ve bu yanlış noktadan hareketle, eğer MHP iktidar ortağı olursa Güneydoğu sorununun çözümünün güçleşeceğini, Türkiye’nin dünyaya, Avrupa’ya sırtını çevirmesi ihtimalinin belireceğini yazan, söyleyen birtakım aydınlara tarizde bulunarak, bakın ne diyor: “Milliyetçilik Milli-Devletin ideolojisi, Milli-Devlet ve milliyetçilik de bugün Batı uygarlığının temelinde yatan unsurlardır... Bu evreye ilk giren İngiltere (Britanya) ve diğer Anglosaksonlar için milliyetçilik, uzun gelişme sürecinde, toplumsal kimliklerin organik bütünü içinde o denli doğal olarak yerleşmiş ki sanki yokmuş gibi görünüyor. Bu ülkelerde artık kimliğin normal ifade biçimi haline gelmiş. Orta sol ve orta sağ siyasi yelpaze bu temel üzerinde yükselmiş” işte bu temeller sayesindedir ki bugün İngiltere bölünmeyeceğinden ve hatta daha fazla birleşeceğinden emin olarak mahalli özerkliklere ve parlamentolara gidiyor... Sağlam milliyetçi, milli-devlet temelleri üzerinde... CENGELDEKİ TUZAKLARA KARŞI... Aynı şeyi Fransa ve diğer Batı ülkeleri için de söyleyebiliriz.. Hepsi, Amerikalılar da milliyetçidirler ama bunun gereği olmadığı için bağırmazlar. Yalnız İngiltere’de, Amerika’da bu milliyetçilik gereğinde ortaya çıkar. Ve Economist dergisinin de belirttiği gibi “dünyamız denilen cengelde, her ağacın, her çalılığın arkasında ülkelerin çıkarlarına karşı kurulmuş tuzaklar ve hatta canavarlar oldukça, globalleşme filan bir tarafa, milli-devlet ve milliyetçilik yaşayacaktır”. Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” milliyetçiliği de böylesine bir milliyetçiliktir. Aktan’ın dediği gibi, bizi faşist ve ırkçı milliyetçilik aşırılıklarından Atatürk milliyetçiliği kurtarmıştır. Ancak bugün milliyetçiliğimizi sık sık ortaya koyuyorsak bu da, hep bölünme veya parçalanma tehditleri ile karşı karşıya olduğumuz içindir. ÖCALAN MESELESİ Şimdi etrafımızdaki cengel tuzaklarına veya canavarlarına karşı milliyetçiliğe ve bunun milli haysiyet olarak ifadesine, şu bağlamda, çok ihtiyacımız var. Öcalan’ın mahkemesi ve cezalandırılması konusunda ilk heyecan geçtikten sonra ve bu konudaki dış baskılar arttıkça, bazıları gittikçe artan bir şekilde “Batı acaba ne der?” endişesine kapılıyorlar. Oysa Batılılar’ın başlangıçtan beri Öcalan ve PKK konusundaki tutumlarından dolayı asıl bizim onlara “ne diyeceğimiz” daha önemli olmalı... “Bu caniyi niçin bu kadar korudunuz ve onun yargılanması ve cezalandırılması, sizi niçin bu kadar ilgilendiriyor ve tasalandırıyor?” diye biz sormalıyız. Bilesiniz ki, bu büyük ilgi sadece insan hakları ve demokrasi dürtülerinden kaynaklanmıyor! Şimdi de Avrupa Parlamentosu’nun çeşitli eğilimli 7 siyasi grubunun ortaklaşa hazırladıkları karar tasarısında, Öcalan’ı yargılayacak Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız bir yargı organı olmadığı ve dolayısı ile duruşmanın adil biçimde gerçekleşemeyeceği peşin hükmüne varılmış! Türkiye’de idam cezasının yasalarda yer almasını ve duruşmalarda yabancı gözlemcilere yer verilmemesini “sorguluyorlarmış.” İlk aklıma gelen cevap “Ne hak ve salahiyetle?” oldu. “Biz sömürgeniz miyiz ki duruşmalara “gözlemci” yollayacaksınız?” Ama maalesef içimizden bazıları; AB, ABD ile menfaat ilişkilerimiz olduğu için onlarda bu hakkın bulunduğunu büyük bir hacaletle ifade ediyorlar. Avrupalılar’ı, Amerikalılar’ı gücendirirsek, Türkiye iflas eder diyorlar. Ben “Milli Mücadelemiz esnasında da işbirlikçiler aynı mazeretleri ileri sürmüşlerdi” deyince onlar “Artık dünya ve koşulları değişti” diye mukabele ediyorlar. Ben, bunlara karşılık “Dünya değişti ama milli haysiyet ve şerefin ölçüleri değişmedi” diyorum. İflas edeceğimiz korkusuna ve Avrupalılar’a Amerikalılar’a muhtaç olmak iddiasına gelince de hemen aklıma “Geçme namert köprüsünden ko su apartsın seni... Yatma tilki gölgesinde ko arslan yesin seni” demek geliyor. Türkiye Avrupa’ya muhtaç da olmaz. Kendi ayak seslerimizden korkmayı bırakırsak görürüz ki asıl onlar Türkiye’ye muhtaçtırlar... Bakın MHP iktidar olursa, siyasi ve ekonomik bakımlardan içine kapanacak diye şimdi de telaşa düştüler. Eğer bağımsız Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından bugünkü terkibi ve şekli ile, yabancı müdahalelerinden azade olarak, adil bir yargılama sonunda, Öcalan, layık olduğu ve kanunlarımızda bugün mevcut olan en ağır cezaya çarpılmaz ise veya Batı baskısı altında idam cezası alelacele kaldırılırsa siz asıl şehit yakınlarının “ne diyeceklerini, ne yapacaklarını” düşünün.. Son bir söz; benim bildiğim MHP, siyasi hesaplar ve çıkarlar uğruna, bu caninin ipten kurtarılmasına ortak olamaz!.. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI Milli Haysiyet, en değerli milli mülkümüzdür... JAMES MONROE (1817- ABD BAŞKANI) “İngiltere ebediyen mevcut olacaktır” (Hâlâ revaçta olan ve milli maçlarda önemli olaylarda halkın hep bir ağızdan söylediği İngiliz şarkısı)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT