BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Değişmek

Değişmek

MHP’nin hükûmet kurmak için önündeki imkân ve formüller DSP’ye nazaran daha fazla. Bu formüllerin neler olduğunu bir kere daha tekrarlamayacağız. Herkes tarafından biliniyor.



MHP’nin hükûmet kurmak için önündeki imkân ve formüller DSP’ye nazaran daha fazla. Bu formüllerin neler olduğunu bir kere daha tekrarlamayacağız. Herkes tarafından biliniyor. DSP’ye şöyle bakılabilir. Bugün artık TBMM’de sol bir parti yoktur. DSP nasyonal sosyalist partidir. O’nun solculuğunu diğerlerinden ayırmak gerekir. Veya aksi de iddia edilebilir. DSP sol bir partidir. Sol, bu seçimlerde parçalanma yerine bir çatı altında toplanmıştır. Böylece taban CHP ile DSP arasındaki sun’î bölünmüşlüğe son vererek onları tek çatı altında bir araya getirmiştir. En azından bir kısım seyircilerimiz hatırlayacaklardır. Bir Entelektüel Boyut Programı’nda CHP genel Başkanı Deniz Baykal’a “sosyal demokrat”la “demokratik sol” kavramları arasındaki farkı sormuştuk. CHP sosyal demokrat, DSP demokratik sol olduğunu iddia ediyordu. Baykal -aynen- bunların “uydurma laflar” olduğunu ve “birbirlerinden farkı bulunmadığı”nı söylemişti. 18 Nisan seçimleri ile seçmen, işte bu farklılığı silerek solda birliğe gitmiş olabilir. Bu şu anlama geliyor. Türkiye’de solun gücü işte bu kadar. TBMM’de yüzde 78 sağda iken sol ancak yüzde 22 ile temsil ediliyor. Ki bu 22’de dahi bazı dînî cemaatlerin katkıları olduğu söylenmekte. Bu sebeple Bülent Ecevit, zinde güçleri, medya baskısını, hatta dış desdeği arkasına almak için kendini hassas değerlerin bir numaralı savunucusu olarak gösterme çabasındadır. Bunda da kısmen başarılı olduğunu söylemek mümkün. Hedefi şu; büyük gürültü kopararak büyük görünmek. Azınlığı çoğunluk olarak takdim... Saflık, bu derin kurnazlığın işini kolaylaştırmıştır. Ecevit, şimdi kendini sanki rejimin teminatıymış gibi lanse etmektedir. Bu itibarla MHP’ye karşı daha ilk günden başlayarak lütfen ve nazlanarak ve ihtiyatla hükûmet kurmaya yaklaşmaktadır. Bu nazın arkasında da sebep olarak bir endişeyi ileri sürüyor. -Ya MHP değişmediyse? DSP bunu nasıl ağzına alabilir? Bir: Ecevit, 1980’den evvel iki kere iktidar olmuştu. Bu iktidarlarında kan gövdeyi götürmüş, ülke komünist işgaline uğrama noktasına gelmiş ve hazine 70 sente muhtaç olmuştu. Ampul, poşet, ilaç, benzin, mazot, şeker, nebatî yağ dahi bulunmuyordu. Bunu en iyi Ecevit’in o günkü bir numaralı hasmı Demirel bilir. İki: Ecevit o zaman bazı sloganların müellifi ve takipçisi idi. Hatırlayabildiklerimiz: Devletin kanunları yerine “doğa kanunu”nun tatbikini teşvik ediyor, su kullananın toprak işleyenin diyor, ülkücüleri “faşistlikle” suçluyor, millî eğitimi hallaç pamuğu gibi atarak iki ayda öğretmen yetiştirip ellerine diploma vererek okullara sevk ediyordu. Üç: Bülent Ecevit, ANASOL-D iktidarında Milli Eğitim Bakanlığı’na getirdiği Hikmet Uluğbay eliyle bu sahadaki en büyük fenalığı yapmıştır. Milli Eğitim, Ecevit’in bütün iktidarlarında değişmez hedefidir. Dört: Son azınlık kabinesi, zaruretler dolayısıyle kurulmuş geçici bir iktidardır. Buna rağmen Ecevit, halkın gözünde kahramanlaşsın diye mesela Öcalan, ABD’nin kapıdan kapıya teslim servisi tarafından paketlenerek eline verilmiştir. Bunlara rağmen Ecevit’in hep müsbet taraflarını görmeye çalışarak değiştiğine inanmak istiyorduk. Belki değişmişti fakat bazı zorlukları aşamıyordu. Ama 2 Mayıs’ta mecliste yaptığı konuşmanın üslubu, vücut dili, kelimeleri, niyeti, maksadı ve ruh hali Bülent Ecevit’in değiştiği noktasında ciddi tereddütler doğurmuştur. Halbuki bugün Ecevit ön planda. Kurtarıcı havalarında. Kendini ustalıkla setr ederek şüpheleri MHP üzerinde yoğunlaştırarak azınlığı çoğunluğa tahakküm eder noktaya getirmeyi hedef almıştır. Bu hedefteki ilk adımı da Hikmet Uluğbay’ı TBMM Başkanı yapmaktır. Devlet Bahçeli terbiyeli bir insandır. Siyaseti kabalık ve entrikalardan arındırmayı arzulamakta. Bu arzu, karşı tarafa fırsat vermemeli. DSP’ye azınlık olduğu, ihsas edilmeli, MHP’nin daha fazla hükûmet imkânına sahip bulunduğu söylenmeli, değişme şüphelerine MHP’den çok Ecevit’in muhatap olması gerektiği hatırlatılmalı, bazı medya organlarının oyununa gelmemeli, meclis başkanlığı MHP veya üçüncü partide olmalı, Hikmet Uluğbay’a ise asla ve asla rıza gösterilmemelidir. MHP iktidar olmak zorunda değil. Bir kere daha tekrarlayalım... Milli Eğitim, Kültür, Adalet ve Finans Bakanlıklarını alamamış bir MHP hükûmet olsa da iktidar olamaz. Hele Meclis Başkanlığı da kaptırılırsa bu ikinci hata olur. En kötü ihtimalle MHP muhalefette kalır. Bu da işine yarar. Hedef en az hata ile seçime taşınmaktır. Zaten her ân bir seçim ortamı doğabilir. Maalesef. Eğer, Ecevit değişti ise MHP karşısında makul hareket ederek Türkiye’yi lüzumsuz bir seçim mecburiyetinden kurtarmanın yollarını arar. Bu da en önce tansiyonu düşürmekle olur. Halbuki o sürekli tansiyonu yükseltti. Kendisine hiç de yakışmadı. Değişmek kolay değil. Eğer, bir hükumet kurulamazsa bunun müsebbibi MHP değil DSP olacaktır. MHP daha ne yapsın?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT