BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her kelime bir haykırış (Diyalog köşesi)

Her kelime bir haykırış (Diyalog köşesi)

Dünya hayatına merhaba deyip çıkmıştım yola bir kere... Arkama bakmadan, durmadan yürüdüm, yoruldum yollardan... Dinlendim, etrafıma baktım garipçe düşünerek.



Dünya hayatına merhaba deyip çıkmıştım yola bir kere... Arkama bakmadan, durmadan yürüdüm, yoruldum yollardan... Dinlendim, etrafıma baktım garipçe düşünerek. Devam ettim hayata yetişmek için... Bazen koştum öne geçmek için. Yine yoruldum... Ama doymadım, boş bir kutu misali salladım kendimi yitirilmiş anılarla. Çok kazandım, her şeyi yoluma serdim; yendim, ezdim, çiğnedim ve her şeyi avucuma sığdırdım. Bitirdim her şeyi; bakarak ve arzulayarak istediklerimi. Eskiden bir kaldırımdım. Şimdi ise bir yolun sayılmaz taşlarıyım. Ama bir şey var beni rahatsız eden. Geceler, yıllar boyu sırtımdan inmeyen. Arzularımı, sevinçlerimi örten; boşluğu yaşatan. Bakıyorum üstüme ne unuttum yola çıkarken; ceketime bakıyorum, ceplerimi cüzdanımı kontrol ediyorum. Ama nafile... İçime bakıyorum korkarak, kalbim sızlayarak. Yok seni göremiyorum... Seni unuttum. Şimdi hiçbir yerde bulamıyorum... Peki, yarın sabah gözlerimi açtığımda, çekmecenin üzerinde kurşun kalemle yazılmış bir not görseydim: Dünya yıkıldı; yeniden kuruluyor diye; yani bir sil baştan, yani bir fırsat daha... Artık o hep istediğim neyle uğraşmaya, neyi öğrenmeye, neyi hayata geçirmeye başlar, neyi bitirir, hangi işe bir daha asla bulaşmazdım? Nefes nefese kimi arar, ayakkabının teki merdivende - kime koşar, kimden sonsuza kadar uzak dururdum? Anahtarı sevgi olan hangi paslı kilitleri açar, balyozu cesaret olan hangi kalın zincirleri kırardım? Hangi söylenmemiş sözler çıkardı açığa, hangi çıkılmamış yolculuklar beklerdi çelik kapının ardında? Gece yatarken, saatinin alarmını kurup, çekmecenin üzerindeki kurşun kalemin yanına koyarken bir düşünmem lazım bunu. Evet, derin uykulardayken dünya yıkılabilir, geçmişe ait ne varsa kalkmaz enkazın altında kalabilir. Ve yarın sabah, tabii eğer açabilirsem gözlerimi, yepyeni bir dünya kurulmuş olabilir, her sabah kurulduğu gibi... Ya yaşadığım ya da yaşamak istediğim yer... Hayat, kendini farklı bir kulvara sokuyor ve insanlar da bu yeni dünyaya ayak uydurmaya çalışıyor. Hangi kaldırıma baksam benzetmek istiyorum ya da hangi yüze gülsem oradan olup olmadığını merak ediyorum. Bazen sıkılıyorum buradan, tiksiniyorum yalanlarından ve kaypak cümlelerinden. Hatta çoğu zaman kaçmak istiyorum sessizce, şov yapmadan görmemiş benliklere. Oraya gitmek istiyorum. Herkese bir de oradan bakmak istiyorum. Oradan konuşmak istiyorum sevdiklerimle ve orada bağırmak geliyor içimden en çok kızdıklarıma. Her sabah güneşe bakıyorum uyandığında balkonun karşısından. Merak ediyorum oradaki güneşi ya da içinde sürekli ağlayacağım gizemli geceyi. Belki tanıdıklara rastlarım orada. Dolaşırız uçsuz bucaksız koynunda belki de dinleniriz saf ve temiz sularında. Bir yer ki neresi bilmiyorum. Gözlerimde hep oranın izi var. Anlatamıyorum sahip olduğum kelimelerle. Görüyorum buralarda izini ama söyleyemiyorum kimseye. Orada çalışmak istiyorum ve orada ölmek. Hatta orada gerekirse aç kalmak ve belki de sürünerek yaşamak. Ama yine de orada olmak istiyorum. Çizemiyorum sınırlarını oranın. Gözlerime sığdıramıyorum güzelliklerini. Öyle bir havası var ki hissettiğim içimde. Sıcacık bir içtenliği ve soğuk karamsarlığı dağların ta ucunda. Görüyorum ama anlatamıyorum... > Muammer Yeşilyurt Yarından bugüne İnsanın hayalleri vardır, hep yarınlar için. Hayalsiz ve ümitsiz bir hayatı düşünmek bile imkansız. Hani gözlerimizi kapayıp sanki pembe bulutlar üzerinde uçarcasına hayaller kurmaya başlarız, hiç değilse bunu yapamayanlar yarınlara umutla bakarlar. Oysa yarınların ne getireceğini asla bilemeyiz, yarınlar sürprizlerle doludur. Bir bakarsın Allah muhafaza dünleri arar duruma düşeriz, bir de bakarsın yarınlar bize hayatımızda tatmadığımız çok başka güzellikler sunar. İnsanoğlunu hep bilinmeyenler çeker. Oysa dün, aşağı yukarı yarının bir göstergesi ama insan bunu belki de asla böyle görmek istemez. Hayatın zorlukları içinde yarınların bilinmeyen, insanı çeken cazibesine kaptırır kendini. Sanki yarınlar hep bizimcesine, geleceğin kaygısı ve hevesiyle doludizgin hayatın peşinden koşturur. Anlarını, aldığı nefesleri hep rehindir artık, ya dünün sıkıntıları, acıları, çekişmeleri arasında kendini kaybeder ya da yarınların bitmez tükenmez alacakları, verecekleri, heves ve heyecanlarına kaptırır kendini. Artık hayatı dönme dolap misali döner durur. Döndükçe başı döner. Bazan mest olur, bazan hayatın bu insanı alıp götüren cazibesinden kurtulmaya bakar ama bu dönme dolap öyle hızlı döner ki bir türlü durmaz. Pek çok insan bu dünya çarkının içinde böyle döner durur, ne ölüm aklına gelir, ne de yaşadıklarının hesabını vereceği. Ancak ölünce dönme dolap durur, ayakları yere değer ama nafile.. Artık ne yarınlar kalmıştır hevesle koşturacağı, ne dünler kalmıştır geçmişi yaşayacağı.. Dünlerimiz bizim geçmişimiz, hatasıyla sevabıyla. Onlardan ders almak, kulun vazifesi... Geleceğini daha yaşanılır kılmak, dahası insanca yaşamak için bir fırsat. Geçmişinden ders almak. Öfkeleri, nefretleri, çekişmeleri, benlikleri bir kenara bırakmak için bir fırsat şu anımız. Yarınlarsa belli değil belki de bir nefes sonra olmayacağız. Şu an bizim, aldığımız nefes bizim, ne yapacaksak şimdi yapmak zamanı. Yarın yaparım diyen kimseyi değil, sadece kendini avutur. > Tahire Mermer Çilekeş Anadolu’m Anadolu’nun çilekeşleri denildiğinde, Gözümün önüne nice nice kadınlar gelir. Herkes uykudayken seher vaktinde, Çalışan binlerce binlerce kadınlar gelir. Masum gözlerine saklamıştır umutlarını, Çalışma üzerine kurmuşlardır bağıtlarını, İçlerine akıtmışlardır, acılarını-ağıtlarını, Gözyaşı döken çile çile kadınlar gelir. Toza-toprağa karışır, karnında bebek, Kan-ter içinde çalışır, sırtında bebek, Tatlı hayâller kurar, aklında bebek, Bir köşede gölge gölge kadınlar gelir. Zor günlerin kahramanıdır onlar, Gözbebeğimiz vatanın şanıdır onlar, Sırtında mermi taşıyan Nene Hatunlar, Aklıma cephe cephe kadınlar gelir. Türk kadınının yeri eşinin hep yanı başı, İyi günde-kötü günde hayat arkadaşı, Tütecek ocağı, helâlinden pişecek aşı, Maziden atiye töre töre kadınlar gelir. Ah! Çilekeş Anadolu’m, ah nice acılarım, Ah! Dert ve tasa içindeki nice bacılarım, Arttıkça artar dertlerim ve bu sancılarım, Dualarıma hece hece kadınlar gelir. > Ahmet Sandal / Kahramanmaraş
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 97931
    % 0.86
  • 5.7038
    % -0.51
  • 6.419
    % -0.55
  • 7.1289
    % -0.34
  • 259.504
    % -0.11
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT