BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vakıf eserlerin onarımları

Vakıf eserlerin onarımları

Bir okuyucumdan, İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Sultan Selim Camii ile ilgili bir mail aldım. Maili kısaltarak sütunlarıma aktardım. Okuyucumun ismi bende mahfuzdur.



Bir okuyucumdan, İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Sultan Selim Camii ile ilgili bir mail aldım. Maili kısaltarak sütunlarıma aktardım. Okuyucumun ismi bende mahfuzdur. Daha önce de, bazı seyircilerimden aynı caminin şadırvanı, iç ve dış avlusu, türbe ile caminin son durumu ile ilgili çok telefon ve mektup almıştım. Vakıflar Genel Müdürü Sayın Yusuf Bayezit Beye, bu konuyu Ağustos 2005’te, telefonla aktarmıştım. Kendileri de, bu türbe ve caminin onarımı için, bir kamu kurumunca Vakıflardan yetki istendiğini, bu yetkinin verildiğini, aradan iki sene geçtiği halde hiçbir şey yapılmadığını ve Vakıflar olarak bu yetkiyi kaldırdıklarını ve onarım için gerekli ihaleyi yaptıklarını söylemişti. Şu anda Şubat 2006 gelip çattı. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün, kısa zamanda bu işin üstesinden geleceğine inancım devam etmektedir. İşte bana gönderilen okuyucu mektubu: “Geçenlerde Yavuz Sultan Selim Hanın kabrini ve camiini ziyaret etmek İstedim. Fakat nelere şahit oldum anlatmak zor. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Bilmem yakın zamanda oralara hiç uğradınız mı? Öncelikle girişten itibaren caminin durumu içler acısı. Zemin mahvolmuş bir vaziyette. Duvarlar artık ‘bizden bu kadar’ der gibi. Hele şadırvan artık yok gibi. Üst kısmı tamamen yıkılmış, abdest alma yerleri yine perişan vaziyette. Şadırvan demeye bin şahit lazım. İç avlu virane gibi. Caminin içine girince yine öyle ilgi ve alakasızlıklar var ki anlatamam. Kubbe sanki yıkılma vaziyetinde, çatlaklar çökme sinyalleri veriyor. Malumunuzdur rahmetli Yavuz Sultan Selim Han; Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye Zaferlerinin sahibi, yani ‘Mısır Fatihi’dir. Bu büyük hükümdarın kabrini de ziyaret etmek istedim. Fakat ne mümkün kabre ulaşmak; ne mümkün paslanmış kilitleri aşıp da sandukanın başına varmak? Tabii ki kilitler o mübareğin ruhuna okumama engel değildi. Ayak ucuna varabilsem ne olurdu? Efendim oraların vaziyetini anlamak ve anlatmak için resimlemek daha güzel olurdu, ama o gün öyle bir şansım olmadı İstanbul’un göbeğinde en gözde semtlerinden olan, Fatih’te o güzel Haliç’e ve Boğaz’a kuş bakışı olan ve tarihi İstanbul’un Yedi tepesinden 5’incisi olan bu mekanda, böyle görüntülerin olması ne kadar acıydı. Bu terk edilmişlik görüntülerini Fatih Camii’nde göremezsiniz. Komşusu Sultan Selim Camii’ne bu ihmal neden reva görülüyor? Kanuni Sultan Süleyman Hanın yaptırdığı Osmanlı devletinin iki büyük hükümdarının kabrinin bulunduğu türbe, yanındaki cami ve külliyenin diğer unsurları kurtarılamaz mı? Eğer bu işi Anıtlar Kurulu yapamıyorsa eminim belediyeler ve sivil toplum kuruluşları bunu pekala ve severek yaparlar. Hayırseverlere fırsat ve izin verilirse bu ecdat yadigârları da kurtulur diye düşünüyorum. Bu cami benim rastlayıp gördüğüm. Belki bunun gibi daha nice tarihî kıymetlerimiz zayi olup gitmekte. Sizin bu konulardaki gayretlerinizi TGRT televizyonundaki sabahları 09:30’da yayınlanan, Tarihin Belgeseli programınızdan görüyorum ve biliyorum. Bundan cesaret alarak size yazdım. Umarım yazılarınızda bunlara da değinirsiniz. Ne olur bu güzel vatanı bize miras bırakanların hatıralarına sahip çıkalım. Bir okuyucunuz...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT