BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İRAN nükleer silah üretemez

İRAN nükleer silah üretemez

TGRT HABER TV’de yayınlanan “Ankara’nın Gündemi” programının konukları Prof. Dr. Sümer Şahin ve Doç. Dr. Çağrı Erhan, “Tek çözüm İran’ın açılım yapmasıdır. İran’ın uranyum zenginleştirme çalışması var. Bu yüzde 3-4’te durursa barışçıldır. Zaten ambargo altındaki İran’da nükleer silah üretecek teknoloji yok” dedi



> Haber Merkezi ANKARA - Gazi Üniversitesi Makine ve Nükleer Mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sümer Şahin, güçlü ülke olmanın anahtarının yüksek teknolojiden geçtiğini belirterek, “Türkiye, bu teknolojiye sahip olmalı. Başbakan Erdoğan bu işe sahip çıkmalı” dedi. Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağrı Erhan da nükleer çalışma yapan İran için tek çözümün topraklarını uluslararası denetime açması olduğunu söyledi. İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol ile Başkan Yardımcısı Murat Odabaş’ın hazırlayıp sunduğu ve TGRT HABER TV’de yayınlanan “Ankara’nın Gündemi” programının konukları, Prof. Dr. Sümer Şahin ve Doç. Dr. Çağrı Erhan oldu. Gerçek endişeler İran’ın Şah döneminden beri nükleer enerjiye sahip olmak istediğini ve ABD’nin 1979’da Humeyni’nin başa geçişine dek İran’ı bu alanda desteklediğini söyleyen Doç. Dr. Çağrı Erhan, “2006’ya İran damgasını vuracak. 1990’lardan sonra Hatemi ile başlayan İran; ‘makul çizgiye mi geliyor, devrim ihraç etmekten vaz mı geçiyor düşüncesi, Tahran Belediye Başkanı Ahmedinecad’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle rafa kalktı” dedi. İran’nın, 1979’dan sonra, bilhassa İran-Irak savaşı sırasında geliştirmeye başladığı Şahab füzeleriyle geliştiğine dikkat çeken Doç. Erhan şöyle konuştu: “Şahap füzeleri, 1000-1500 km menzile ulaştı. Şahab 3 ve 4 füzelerinin ise 3500-4000 km menzile sahip olacağı söyleniyor. Nükleer silah kullanmanın 2 yolu var. Birincisi, nükleer bombanın uçakla hedefe atılması. İkincisi, kıtalararası balistik füzeler. İran konusunda asıl endişe bu.” Bu İran için milli konu Konu BM Güvenlik Konseyi’ne gelince Çin’in ucuz enerji için İran konusunda farklı bir tavır alabileceğini söyleyen Erhan, devletlerarası ilişkilerde ebedi dostluklar değil, ebedi menfaatler olduğuna dikkat çekerek, “ABD bir açılım yapar. Irak ve Suudi Arabistan petrolünü Çin’e ucuza verip kendi iç piyasasını Çin’e açarsa, şartlar değişir” şeklinde konuştu. İran için nükleer silahların milli bir mesele olduğuna dikkat çeken Erhan, ülkede halkın, ‘komşularımızda var, bizde niye olmasın’ diye düşündüğünü vurguladı. Erhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nükleer silahlara sahip olma eşiği aşılınca uluslararası düzlemde İran’ın yeri farklı olacak. İran, ‘biz enerji istiyoruz’ diyor ama inandırıcı değil. İran, şah körfezinin jandarması olma iddiasında. En geç gelecek sene nükleer silahlara sahip olabilir. İran’ın komşularından Pakistan, Rusya, Hindistan ve İsrail’in nükleer programları var. İsrail açıklamadı ama bir çalışan ifşa etti. Bu açıklamayı yapan kişi uzun süre hapse atıldı. Halen de ev hapsinde ve gazetecilerle görüşmesi yasak. Bu kişiye göre İsrail’in 500 atom bombası var.” İşin çözümü Tahran’da İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na imzacı bir ülke olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Erhan, tek çözümün İran’ın açılım yapması ve taraf olduğu anlaşma çerçevesinde topraklarını Uluslararası Atom Enerjisi denetçilerine açması olduğunu söyledi. İran enerji için nükleer istiyorsa, füze programını imha etmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Erhan, Türkiye’nin bölgede nükleer silahlanmaya ve nükleer silah taşıyabilecek fırlatma araçlarına karşı olduğunu vurguladı. Batı ülkelerinin ABD, AB ayrımı yapmaksızın bir blok ve aynı şirketin hissedarları olduğunu kaydeden Doç. Dr. Erhan şöyle devam etti: “Çin ve Rusya, İran’ın nükleer programından kâr elde ediyor. Problemin askeri müdahale olmadan çözülmesinden yanalar. Rusya, ‘benim denetimimde uranyum zenginleştirme yapılsın’ diyor yani suhulet taraftarı. Çin de İran’ın çökeceği bir politikanın uygulanmasını önlemek istiyor. İran izole edilir ve petrol fiyatları 100 dolara çıkarsa, Çin bundan zarar görür.” Plütonyum kullanmıyor Gazi Üniversitesi Makine ve Nükleer Mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sümer Şahin ise İran’ın nükleer çalışmaları hakkında detaylı bilgi verdi. Prof. Dr. Şahin, “İran’ın uranyum zenginleştirme çalışması var. Bu zenginleştirme yüzde 3-4’te durursa barışçıldır. Fakat bu teknolojiye sahip olan ülke, kısa sürede yüzde 90-95’e çıkartıp nükleer silah sahibi olabilir” diye konuştu. Prof. Dr. Şahin, İran’ın sözleşmelere imza atan bir ülke olmasına rağmen bugün topraklarını denetime kapattığı için şüpheli durumda bulunduğuna dikkat çekerek, “Tekrar denetime açarsa şüphe kalkar. İran’ın kullandığı teknolojiyle çekirdek etrafındaki mantoyla yarım tonluk bomba ortaya çıkar. Füzenin atılması birkaç bin km uzağa atmak, gelişmiş bir teknoloji gerektirir. Ambargo altında olan İran’da ise bu teknoloji yok. Mesela İsrail 60’lı yıllardan beri Plütonyum esaslı silah geliştiriyor. İsrali’in en az ABD düzeyinde olduğu sanılıyor. 1 kg Plütonyum ile harp başlığı yapabilir. Bu silahlar çok tehlikeli. Günümüzde uranyum esaslı silahlar yapılmıyor. O teknoloji terk edildi. Taktik silah olarak fazla değeri yok. Fakat siyasi psikolojik değeri var” dedi. Türkiye nükleer enerjinin neresinde Türkiye’de 1955 yılında Atom Enerjisi Kurumu kurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Şahin, yapılan çalışmaları anlatırken, “Hedef, atom santrali kurulmasıydı. Fakat 55 yılda bir arpa boyu bile yol alınmadı. Talebelerim, enerji bakanı oldu. Santral için 5-10 senelik çalışma lazım. Hiçbir hükümet başka hükümetin kurdelesini keseceği iş yapmak istemiyor” dedi. Bu işe Başbakan Erdoğan’ın sahip çıkmasını isteyen Prof. Dr. Şahin, “Nükleer enerji santralinde elektrik yan ürün. Asıl gaye ise ileri teknoloji. Santral, Türkiye için teknoloji sıçraması yapar. En dış bağımlı nükleer santral modeli bile seçilse doğal gaza göre bağımsız. Santral için 2 senede bir yakıt değişir. Yakıt fiyatı çok düşük. Az yer işgal eder. Türkiye, nükleer silahların yaygınlaşmasının önlenmesi anlaşmasına imza attı. Hiçbir şekilde silah yapamaz. Liderler hiçbir şekilde gündeme getirmemeli. Hatta özel sohbetlerde bile konuşmamalı bu konuyu. Türkiye bugün Kıbrıs’ı ilhak etse nükleer silah yapacağı zamanki kadar tepki almaz. Silah için yüzlerce milyar dolar ve pek çok bilim adamı lazım. Çalışmalar gizlenemez. Türkiye tarıma turizme dayanarak güçlü ülke olmak ister ama hiçbir ülke böyle güçlenmez. Güçlü ülke olmanın anahtarı yüksek teknolojidir. Nükleer enerji olmadan uzaya gidilmez. Türkiye bu teknolojiye sahip olmalı. Türkiye’ye nükleer enerjiyle ilgili tepki yok. Dünyadan daima teklif geldi. Ama dosyalar kapatıldı” diye konuştu. Filistin sıradan bir ülke değil Filistin seçimlerini takip eden 17 kişilik Türk heyette yer alan Doç. Dr. Çağrı Erhan, gözlemlerini şöyle anlattı: “Dünyanın gözü kulağı oradaydı. Toplam 800’ü aşkın milletlerarası gözlemci vardı. Seçim sonrası yapılan sürpriz yorumlarını doğru bulmuyorum. Bu sonuçlar bekleniyordu. Filistin sıradan ülke değil. Rahatça dolaşılamıyor, İsrail askerlerinin kontrol noktaları ve 700 km’lik bir duvarla dünyadan izole edilmiş durumda. Filistin’de ne seçim kanunu var ne de siyasi partiler kanunu. Batının empoze ettiği bir yönetmelik var o kadar. Seçim demokratik oldu. Kimse itiraz etmedi. Biz Filistin’e gittiğimizde seçim günü bile propaganda yapılıyordu. HAMAS, seçimlere kendi ismiyle girmedi. İslami Yenilenme Reform Partisi adıyla girdi. HAMAS seçimlerde yolsuzluğa vurgu yaptı. 1960’ların sonundan beri Filistin’e hakim olan El Fetih, yardımları dağıtmıyor. Müthiş yolsuzluk var. Dış yardımlar yolsuzluğa sevk edildi. Ayrıca El Fetih’te Arafat’tan sonra lider çıkmadı. Fetih’in kendi içinde kriz oldu. İnsanlar bir şeylerin kötüye gittiğini görüyor. Hep aynı isimler var. Bunları değiştirelim dediler. HAMAS böyle seçildi. Bundan sonra İsrail’i tanıyacaklar mı, yoksa ortadan kalkması hedefi için çalışmaya devam mı edecekler bu önemli. HAMAS radikal çizgiden geri adım atabilir. Oslo sürecine kadar fetih de terörist kabul ediliyordu. Hükümet kurulmasına bakmak lazım. Bölgenin yardımdan başka geliri yok. Zaten yoksul halk zor duruma düşer. HAMAS realiteye uymalı.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT