BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her şey için artık çok geçti!

Her şey için artık çok geçti!

Ambulanstan inen sağlık görevlileri koşarak geldiler Erol’un yanına. Hemen müdahale etmeye başladılar. On dakika kadar süren bir uğraştan sonra görevlilerden biri ayağa kalktı ve merakla bekleyen kalabalığa çevirdi başını. Gözlerini kısarak baktı:



Ambulanstan inen sağlık görevlileri koşarak geldiler Erol’un yanına. Hemen müdahale etmeye başladılar. On dakika kadar süren bir uğraştan sonra görevlilerden biri ayağa kalktı ve merakla bekleyen kalabalığa çevirdi başını. Gözlerini kısarak baktı: - Tanıyan varsa yakınlarına haber versin... Yapacak bir şey yok, öldü!.. *** Gülcan saatine baktı. On bire geliyordu neredeyse. Yarım saat önce gelmiş olması gerekiyordu Erol’un. Endişe ile kızına döndü. Ebru umursamaz bir şekilde etrafını seyrediyordu. - Herhalde bulamadı pastaneyi... Ebru alaycı bir şekilde güldü: - Belki de vazgeçmiştir... Kim bilir! Gülcan cevap vermedi. Öfkelenmişti. Genç bir kızın duygularıyla bu kadar sorumsuzca oynamanın büyük hata olduğunu düşünüyor, büyük bir hiddetle Erol’a kızıyordu. Yine de bu düşüncesini belli etmemek için yüzündeki gülümsemeden vazgeçmiyordu. Sonunda Ebru dayanamadı: - Daha ne kadar bekleyeceğiz anne! - On bir buçuğa kadar bekleyelim Ebru... Genç kız sıkıntıyla dayandı sandalyesine. Gülcan eğildi: - Bir şey daha içer misin tatlım? Başını iki yana salladı Ebru: - Yok anne. Bir şey istemiyorum. Bir an önce eve gitmek istiyorum. Dersim var benim. Gülcan yutkundu: - Tamam kızım. Ben bir telefon edeyim bakayım, belki de bir manisi çıkmıştır. Cebinden cep telefonunu çıkarttı. Ne söyleyeceğini bilemiyordu. Erol’un numarasını tuşladı beklemeye başladı. Çalıyordu telefon. Beş altı kere çaldıktan sonra açıldı: - Alo, Erol? - Kimsiniz hanımefendi? - Erol Beyi aramıştım, yanlış mı çevirdim acaba? Erol Akbilek... Karşısındaki adam biraz durakladıktan sonra konuştu: - Bir dakika, ben komiserime vereyim... Gülcan şaşırmıştı. Konuşmaya başlayan tok sesli adamın söylediklerini duyunca kanının çekildiğini hissetti. Yüzü bembeyaz olmuştu. Ne yapacağını bilemedi. Kazayı anlatmıştı komiser. Erol’un vefat ettiğini söylemişti. Gülcan dudakları titreyerek mırıldandı: - Teşekkür ederim efendim... Hayır, ben bir arkadaşıydım. Evinin telefonunu bilmiyorum efendim. Ama babasının adı Ferit. Ferit Akbilek. Sanırım rehberden veya santralden bulabilirsiniz. Telefonu kapatıp Ebru’nun yüzüne baktı. Genç kız merakla izliyordu annesini: - Ne oldu anne? Gülcan toparlandı: - Yok bir şey yavrum... Gidelim. Baban gelemeyecek... Ebru gözlerini kıstı, boğuk bir sesle sordu: - Bir şey oldu değil mi! Gülcan dudaklarını ısırdı ve usulca mırıldandı: - Baban bir kaza geçirmiş kızım. Buraya gelirken. Maalesef ölmüş! > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT