BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu edepsizlik, Kopenhag Kriterlerinin neresinde yazılı?

Bu edepsizlik, Kopenhag Kriterlerinin neresinde yazılı?

İfade hürriyeti, insanın bir baskı altında kalmadan düşüncelerini serbestçe dile getirebilme hakkıdır. Ancak, daha ilkokulda öğretilir ki bir kişinin hürriyeti başka bir kişinin hürriyetinin başladığı noktada biter.



İfade hürriyeti, insanın bir baskı altında kalmadan düşüncelerini serbestçe dile getirebilme hakkıdır. Ancak, daha ilkokulda öğretilir ki bir kişinin hürriyeti başka bir kişinin hürriyetinin başladığı noktada biter. Bu sebeple bir karikatüristin bir Peygamberi şeytan şeklinde, terörist şeklinde çizme terbiyesizliği asla ve asla fikir hürriyeti değildir, basın hürriyeti değildir, ifade hürriyeti değildir. Bu yapılan bir mesleğin icrası olamaz, bu yapılan ağır bir hakarettir. Hem bir Peygambere hem de onun ümmetine hakaret edilmektedir. Aklı başında bir ülkede, aklı başında yöneticilerin olduğu bir devlette böyle bir vak’ayla karşılaşınca o ülke yönetimi hemen gerekli tedbirleri alır, özür diler ve havayı yumuşatır. Danimarka böyle yapmadı. Böyle yapmadıkları gibi bir Peygamberin değil, aslında yapanın gerçek halini resmeden o karikatürler, inadına inadına diğer Avrupa memleketlerindeki gazetelerde de yayınlandı. Onunla da kalmadılar, İslam dünyasında protestolar başlayınca Danimarka Başbakanı Rasmussen bu protestoları yapanlara gözdağı vermeye kalkıştı. Bu fitne niçin çıkartıldı? Şimdi sorulması gereken bu. Neden durup dururken bir Peygambere sataşmak istendi? Bu bir tesadüf mü? Kafasına esti de bir karikatürist herhangi bir gün birdenbire böyle bir karikatür mü çizdi? Asla mümkün değil. Zaten dengesiz bir karikatürist bunu yapsa bile gazete basmazdı. Gazete bassa diğer Avrupa gazeteleri baskıları tekrarlamazdı. Ortada çok sinsi bir oyun var. Sözde karikatürler, hac günlerinde çizilmiştir. Bu şuna benziyor, cemaat tam secdeye gittiği sırada camiye giren bir edepsiz onların üstüne şarap döküyor. O karikatürler şu benzetmeden bile binlerce kere beter bir hakarettir. Onlarla İslam âlemi, Müslümanlar galeyana getirilmek istendi. Dikkat ediniz oyunun ilk sahnelendiği yer Kopenhag Kriterlerinin hayat bulduğu Danimarka’dır. Önce bu kriterlerle Danimarka batı medeniyetinin zirvesi olarak takdim edildi, örnek gösterildi, hayranlıklara zemin hazırlandı sonra da bu çirkeflik yapıldı. Avrupa yobazlığı neyin peşinde? 1- Türkiye’nin AB’ye girmesini önlemek istiyorlar. 2- Vaktiyle İspanyolların Endülüs Müslümanlarını vahşi katliamlarla İber Yarımadasından kazıyıp atmaları gibi şimdi de Avrupa’da yaşayan velev ki oraların vatandaşları bile olsa Müslümanları söküp sürmek istiyorlar. Ne yapmalı? Protestolar olabilir. Ancak, kitleyi hele böylesine hassas bir mevzuda kontrol zor, kışkırtıcıların sızma ihtimali yüksektir. Ondan daha müessir olan ekonomik müeyyidelerdir. Ekonomik eylemlere gitmeli. Danimarka başta olmak üzere bu karikatürü yayınlayan bütün ülkelerle ekonomik bağları kesmeli. Bankalarındaki paralar çekilmeli. Turist olarak gitmemeli. Onlardan tek çöp satın almamalı. İş adamlarına ihale vermemeli. Petrol dahil hiçbir şey satmamalı. Bu memleketlerde çalışan Müslümanlar 1 ay süreyle işi bırakma eylemleri yapmalı. Asıl onlar yaşadıkları memleketlerde protestolar düzenlemeli. Türkiye ve diğer İslam ülkerindeki medya bu karikatürleri yayınlayan memleketlerin ipliğini pazara çıkartan yayınlar yapmalı, belgeseller yayınlamalı. Türkiye ve diğer İslam ülkeleri hükümetleri masaya yumruğunu vurmalı. Bundan 125 sene evvel de Paris benzer bir tiyatro kepazeliğine sahne olunca Abdülhamid Han, Sevgili Peygamberimize -aleyhisselam- dil uzatan oyunu alaşağı ettirtmişti. Şu âna kadar hükümetlerimiz sadece kınıyoruz lafıyla yetinmiştir. Tavır konması bekleniyor. Vatandaş tatmin olmayınca ihkakı hakka kalkışır. Bu da oyuna gelmek, tuzağa düşmek olur. Onun için Türk hükümeti de diğer hükümetler de daha aktif olmalı. Öncelik ve öncülük Türk hükümetinindir. Müzakere süreci hak takibine mani değildir. Artık bıktıran mal beyanı tartışmaları bir kenara bırakılarak kalblerimizi kanatan bu meseleye sahip çıkılmalı. Başta Türk gençleri, hukukçular olmak üzere herkes bu karikatürleri yayınlayan gazetelerle onlara müsamaha eden devletleri AİHM’ye vermelidir. Böyle bir dava o mahkemenin de mahkeme olup olmadığını ortaya koyacaktır. Hadisenin mânâ planındaki özü şudur: İsa aleyhisselam bizim de Peygamberimizdir. Fakat Hıristiyan dünyası, Kâinatın Efendisini -aleyhisselam- Peygamber olarak kabul etmiyor. Onun için içlerinden bazıları cami duvarını kirletmeye kalkışmakta. Yapılan, iflas etmiş bir ahlakın tezahürüdür. Bu edepsizliğe ve ona destek verilmesine, sahip çıkılmasına şaşmamak lazım. Erkeğin erkekle evlendiği, itlerin evlat, karı-koca yerine geçtiği bir cemiyetten başkası beklenemezdi. Korkaklar mertçe fikrini söylemek yerine işte böyle davranırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT