BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Danimarka özür dilemeliydi

Danimarka özür dilemeliydi

TGRT HABER TV’de “Çerçeve’den Yansımalar” programına konuk olan Öztuna, “(Batıda Müslüman düşmanlığı yoktur), denilemez. Müslüman düşmanlığı var. Batıda, diğer dinlerle bir arada yaşama kültürleri yok” “Avrupa devletleri çok akıllı devlet adamlarının elinde değil. Danimarka Başbakanı Rasmussen, ilk reaksiyonlar geldiği zaman özür dileseydi, bu iş biterdi. Türkiye, konuyu hafif atlatırsa iyi bir imtihan vermiş olur”



>> Haber Merkezi ANKARA - Tarihçi Yazar Yılmaz Öztuna, karikatür krizinin büyümesini de batılı devlet adamlarının basiretli davranmamasından kaynaklandığını belirterek, “Danimarka Başbakanı ilk tepkiler geldiğinde özür dileseydi bu iş biterdi” dedi. Filistin-İsrail meselesiyle ilgili değerlendirme yapan Öztuna, HAMAS’ın ılımlı davranması halinde tarafların masaya oturabileceğini söyledi. Küdus için yeni model öneren Öztuna, “Osmanlı şehzadesi yönetsin” dedi. Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın hazırladığı “Çerçeve’den Yansımalar” adlı televizyon programına Türkiye Gazetesi Başyazarı Yılmaz Öztuna konuk oldu. TGRT HABER TV’de yayınlanan programda, Kıbrıs, Filistin seçimleri, İran ve karikatür krizi ele alındı. Özürle bu iş biterdi “(Batıda Müslüman düşmanlığı yoktur), denilemez. Müslüman düşmanlığı var. Yahudi düşmanlığı da var. Batıda, diğer dinlerle bir arada yaşama kültürleri yok” diyen Öztuna, “Fakat bunu düşmanlık haline getirip mukaddeslere saldırmak, hakaret etmek doğru değildir. Türkiye’yi yoldan çıkarmak maksatları mı var diye düşünülebilir” diyen Öztuna, “Kendi peygamberleri açısından da kabul edilemeyecek şeyleri bile yapıyorlar, romanlar yazıp, filmler çeviriyorlar. Bir dejenerasyon var. Bunun halledilmesi lazım” diye konuştu. “Avrupa devletleri çok akıllı devlet adamlarının elinde değil” diyen Öztuna, “En tecrübeli kabul edilen Chirac bile birçok hatalar yaptı. Danimarka başbakanı, ilk reaksiyonlar geldiği zaman özür dileseydi, bu iş biterdi” şeklinde konuştu... “Türkiye, konuyu hafif atlatırsa iyi bir imtihan vermiş olur” diyen Öztuna, peygambere karşı aşırı titiz davranan Türkler’in, buna rağmen ağır bağışlı davrandığını ve örnek davrandığını söyledi ve “Bu imajı bozmayalım. Haklıyken haksız duruma düşmeyelim” dedi. Kıbrıs’ta samimiyiz Hükümetin hazırlayıp Davos’ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a sunduğu yeni Kıbrıs planını değerlendiren Yılmaz Öztuna, “Dışişlerimizin düzenlediği yeni Kıbrıs Planı samimi bir plandır. Yani Türkiye’nin taktiği mevzubahis değil. Çünkü Türkiye, Kıbrıs konusunu hal yoluna koymak istiyor. Kıbrıs konusunda Türkiye çok ciddi zararlar gördü ve bu meseleyi artık halletmek istiyor. Avrupa Birliği içinde halletmek istiyor. Sayın Dışişleri Bakanımız ve bakanlık mensupları, hakikaten güzel bir plan hazırlamışlardır. Hem ABD hem AB ve hem de BM bu planı beğeniyor ve Güney Kıbrıs’a tavsiye ettiler. Güney Kıbrıs, bu planı teklif edildiği şekilde kabul etmekte mızıkçılık edebilir” şeklinde konuştu. Rum kesiminin sürekli bu tavır içinde olduğunu kaydeden Yılmaz Öztuna, Rum kesiminin sadece tek Kıbrıs devleti istediğini ve Türklere azınlık statüsü vermek istediğini hatırlattı. “Bu çizgiyi kabul etmemiz mümkün değil” diyen Öztuna, BM, ABD, Türkiye ve AB’nin yeni bir çözüm beklediğini kaydetti. Rumlar çözüm istemiyor Müzakerelerin karşılıklı fedakarlığa dayandığını, “mütekabiliyet esastır” sözüyle açıklayan Yılmaz Öztuna, Türkiye’nin “Liman ve hava alanlarımızı açarız ama bunun karşılıklı olması gerekir” tezinin AB tarafından onaylandığını söyledi. Öztuna, oylaması yapılıp Türk tarafının “Evet”, Rum tarafının “Hayır” dediği Annan Planı’nda da Türkiye açısından birçok “sindirilemeyen” noktaya sahip olduğunu ancak, “karşılıklılık” stratejisi gereği kabul edildiğini söyledi. Papadopulos’un yeni planı kabul etme veya yeni bir plan geliştirme konusunda isteksiz olduğunu söyleyen Yılmaz Öztuna, “Aman ne iyi plan biz de bir şey yapalım, bu işi halledelim diyeceğini zannetmiyorum. Bu eski bir EOKA’cı, eski bir eylemcidir. Kıbrıs’ta taviz vererek siyasi hayatını tamamlamak istemiyor gibime geliyor. Yunanistan da uzaktan seyrediyor ve işi Güney Kıbrıs’a bırakmış durumda” şeklinde konuştu. İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’ın Kıbrıs’a yaptığı sembolik ziyareti de değerlendiren Yılmaz Öztuna, AB’nin Rum engelini aşamadığını hatırlattı. Türk tarafının Annan Planı’ndan daha fazla taviz verilerek yeni bir plan hazırlandığını ve müzakereye açık olduğunu kaydeden Yılmaz Öztuna, Batının baskı yapması halinde Rum kesiminin masaya gelebileceğini açıkladı. İran yalnız kaldı Mahmut Ahmedinecad’ın İran Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan İran-ABD nükleer krizini değerlendiren Yılmaz Öztuna, cumhurbaşkanı olarak Rafsancani’nin seçilmesi durumunda bu tarz bir krizin çıkamayabileceğini söyledi. Öztuna, “Rafsancani’nin, bu politikayı gütmeyeceğini biliyorum. ABD ile rekabet olurdu ama ipleri koparmayacak şekilde bu işleri yürütürdü” şeklinde konuştu. İran’da Ahmedinecad’ın güttüğü gerginlik politikasının İsrail ve ABD’nin bölge çıkarlarına hizmet ettiğini ifade eden Öztuna, “İsrail ve ABD, Amhedinecad’ı çok beğeniyor, buna çok seviniyorlar, bayram yapıyorlar. ‘İran’ın başından eksik olmasın’ diyorlar” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. ? ABD’nin eli güçlendi İran’ın krizinin, ABD’nin elini güçlendirdiğini ve ABD’yi kısa sürede BM’ye yaklaştıracağını ifade eden Öztuna, “ABD bile İran’ı bu kadar kısa sürede BM Güvenlik Konseyi’ne verebileceğini düşünemiyordu. Bu iş, aylar sürer, diye düşünüyordu ama Ahmedinecad bunu çabuklaştırdı” dedi. “ABD’nin bir İran planı var ve bunun yürürlüğe girmesi çok kuvvetlendi” diyen Öztuna, “ABD, BM’yi bir süre bekleyecektir ve bir süre sonra İran üzerindeki planını tatbik edecektir” dedi. Tarihte ilk defa İran’ın bu kadar yalnız kaldığını söyleyen Öztuna, İran’la ortak paydada buluşan Rusya’nın tavrının da net olmadığını söyledi. “İsrail nükleer silahlara sahip olsun ama İran sahip olmasın çifte standardını dünyanın diğer ülkeleri kabul eder mi” sorusuna açıklık getiren Öztuna, hak ve hukuka dayalı bir dünyada bu tezin doğru olduğunu ancak uluslararası siyaset açısından doğru olmadığını söyledi. “İran da nükleer silah yapsın, çünkü İsrail’de de var” şeklindeki bir tezin uluslararası siyasette yeri olmadığını kaydeden Öztuna, “İsrail, hiçbir devletin haydut devlet listesinde değil ama İran listede” şeklinde konuştu. ? İran’dan vazgeçemez “Ben, başından beri savaşın çıkacağına inanıyorum” diyen Öztuna, Irak’taki duruma rağmen savaş ihtimalinin yüksek olduğunu kaydetti. “İran, ABD’ye karşı olan muhalefetin başını çekiyor. İran meydan okuyor ABD’ye. Hem de cihan ölçüsünde” diyen Öztuna, İran’ın yumuşaması ihtimaline rağmen ABD’nin İran’dan vazgeçmeyeceğini şu sözlerle açıkladı: “Bu gerilimin, tansiyonun alçaltılması ihtimali vardır. Ama ABD’nin Orta Doğu planından vazgeçmesi ihtimali yok. Tekrar ediyorum; ABD’nin dünya petrolünün 3/2’sini kontrol eden sahayı kontrol etmesi, İsrail’e nefes aldırması ve terörü asgariye indirmesi ABD’nin devlet planıdır. Bu plan, başkanlara göre değişmez.” ABD’nin saldırı için iki planı var ABD’nin İran’a saldırmak için 2 planı bulunduğunu ifade eden Öztuna, planların ilkinde Türkiye’nin de bulunduğunu ve ABD’nin Türkiye’yi yanına alarak İran’a saldırmak istediğini kaydetti. Bunun için Türkiye’ye üst düzey ziyaretler yapılarak, zemin yoklaması yapıldığını kaydeden Öztuna, karşılığında da Türkiye’nin Hazar ve Orta Asya’ya açılmasına müsaade edeceğini kaydetti. Öztuna, “Bu plan Özal’a tavsiye edilecek bir plandır. Hazar havzasına temas etmeyen bir Türkiye gelişemez, büyük devlet olamaz” dedi. ABD’nin İran politikasına Türkiye’nin destek vermemesi halinde, ABD’nin İran’a yalnız saldıracağını kaydeden Yılmaz Öztuna, bundan rahatsız olan ABD’nin, Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan meselelerini gündeme taşıyarak Türkiye’yi zor durumda bırakacağını dile getirdi. Öztuna, “ABD, Baas rejimini ve İran rejimini ortadan kaldırmaya kararlıdır. Her iki rejim de gidecektir. Bu iki rejim ortadan kalkmazsa, ABD rahat durmaz” dedi. HAMAS masaya oturabilir Filistin seçimiyle ilk defa silahlı bir grubun iktidara gelme ihtimali olduğu değerlendirmesine açıklık getiren Yılmaz Öztuna, söze Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’nın bölgeye ilişkin politikasını değerlendirerek başladı. Başbakan Erdoğan’ın doğru bir stratejiyle bölge meselesine yaklaştığını kaydeden Öztuna, seçimle gelen bir iktidara zaman verilmesi gerektiğini hatırlattı. “Filistinliler, El Fetih’ten bıktı. Arap dünyasının Filistin halkı için verdiği paralar yolsuzluk konusu olmuş” diyen Yılmaz Öztuna, bunun neticesinde daha radikal olan Hamas’a oyların aktığını kaydetti. ? Şüphe duyuluyor Hamas’ın İran’la rabıtası, terör eylemleri, intihar saldırıları düzenlemekle tescilli olduğu ve İsrail’i kabul etmemesi İsrail, ABD ve diğer batı ülkeleri tarafından şüpheyle karşılandığını söyleyen Öztuna, Hamas’ın biraz yumuşak davranması halinde masaya oturulabileceğini belirtti. Öztuna, “Hamas biraz geri adım atması lazım” diye konuştu. Yılmaz Öztuna, “Filistin-İsrail meselesi Hamas’ı aşar. Belki masaya oturulur, müzakereler başlar ama netice alınacağı kanaatinde değilim. Netice, çok uzun vadelidir” dedi. Bunun temelinde iki tarafın kendi isteklerinden taviz vermemesi olduğunu kaydeden Öztuna, İsrail’in Golan tepelerinden çekilmesi, Kudüs’ü bırakması ve 1967 öncesi sınırlarına çekilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Öztuna, “Bu iş sürüncemede kalır ve emin olun Kıbrıs meselesinden daha uzun sürer” dedi. ? İsrail artık yoruldu Filistin devletinin kurulmasını hem ABD’nin hem de İsrail’in kabul ettiğini kaydeden Öztuna, “Savaştan yoruldular ve rahat etmek istiyorlar. İsviçre gibi olmak istiyor ama savaş ekonomisi buna engel. Fakat kendi şartlarına göre bir devlet istiyor, uydu devlet de istemiyor. İki taraf da soğukkanlılıkla müzakereleri götürür ve masaya oturursa, dış şartların durumu değişmezse, pek çok konuda anlaşma olur ama Kudüs konusunda anlaşmak zordur” dedi. İsrail’in 1967 savaşı öncesindeki sınırlarına çekilmesinin de zor olduğunu kaydeden Yılmaz Öztuna, savaşın İsrail tarafından değil, yanına Arabistan, Yemen ve Suriye’yi alan Mısır Devlet Başkanı Nasır tarafından çıkarıldığını ve Araplar açısından yenilgiyle bittiğini hatırlattı. Bölge barışı için Bill Clinton’ın verdiği mücadeleyi hatırlatan Öztuna, “Bir daha Filistinliler o dönemi bulamazlar” dedi. Kudüs’e Osmanlı Şehzadesi modeli Kudüs’ün İsrail tarafından resmen başkent olarak ilan edildiğini ifade eden Öztuna, “Harem-üs Şerifte bir Müslüman yönetimi kurulmalı. Osmanlı şehzadesi fahri başkanlığında yönetilen müstakil gibi bir yönetim kurulabilir” dedi. Yirminci Yüzyılın başında Yahudilere Yeni Zelanda’dan Uganda’ya birçok yerin teklif edildiğini hatırlatan Öztuna, Yahudilerin, Osmanlı toprakları olan Filistin bölgesini istediğini, Abdulhamit’in bunu kabul etmediğini söyledi. Daha sonra toprak satın alma işleminin devreye girdiğini, Filistin bölgesinin İngiltere’nin sömürgesi olması üzerine de bu bölgenin Yahudilere tahsis edilmesinin kolaylaştığını kaydeden Öztuna, Hitler’in baskısıyla Yahudi göçünün hızlandığını açıkladı. Öztuna, “Araplardan büyük paralarla toprak satın aldılar. Akıldan geçmeyen bir şey oldu. Müslüman toprağı olan bu yurtta İsrail devletinin kurulması için BM’den karar çıktı. Karardan 8 saat sonra Mısır, Ürdün, Suriye, Irak, Yemen harbe katıldı. Araplar yenildi” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT