BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİNDİK BİR ALAMETE...

BİNDİK BİR ALAMETE...

Haberler yine bulanık akıyor. Karmakarışık bir gündem. Bir tarafta karikatür krizi..Öbür tarafta papazın öldürülmesi..Aynı günlere denk gelen Roma’daki trafik kazası: Artık herkes kenarından köşesinden amatör bir komplocu..Trafik kazasını papazın öldürülmesiyle irtibatlandıranlar var.



Haberler yine bulanık akıyor. Karmakarışık bir gündem. Bir tarafta karikatür krizi..Öbür tarafta papazın öldürülmesi..Aynı günlere denk gelen Roma’daki trafik kazası: Artık herkes kenarından köşesinden amatör bir komplocu..Trafik kazasını papazın öldürülmesiyle irtibatlandıranlar var. Aynı haberlerle iç içe girmiş..paşanın mahkumiyeti.. Mal beyanları, mukayeseleri..Kimin nesi var, kim nakitte, kim emlakta. Ve arada kaynayan bir haber: Özelleştirilen Telekom’da 24 bin personelden 20 bini havuza nakledilmek için dilekçe vermiş. Havuz dedikleri şu: Ben özelleşen Telekom’da çalışmak istemiyorum. Beni yine bir kamu kurumuna nakledin. Bu kadar insan kamunun hangi kurumuna nakledilecek? Bir de TMSF’nin elindeki gazetenin satışı var. Öyle böyle bir fiyata satıldı. Sonra çok ucuza gitti feryatları..Ucuzsa niye almadınız, niye girip fiyat arttırmadınız, niye ilk ihaleye girmediniz..Satılmış, devredilmiş, ucuz olduğunun farkına varılmış. İhtimaller de şöyleymiş: Ya alana gel biraz daha fiyatı arttır denilecekmiş, ya ihale iptal edilip marka ayrı, matbaalar ayrı fiyatlandırılıp satılacakmış. ... Artık yeni kurtarıcımız Polat..Başımızın sıkıştığı yere o koşuyor..Polat günlerdir Irak’ta..Oradan gelip bakarsın Danimarka’ya gider..Oradan Trabzon’a gelir.. Telekom’a, Tüpraş’a, Galataport’a gider mi, bilmem.. ... Ne olacak memleketin hali, demiyorum. Böyle ortamlardan hoşlanıyorum. Ülkeyi yönetenler için gaz, debriyaj, fren anlamsız hale geliyor. Frene basınca hızlanıyor, gaza basınca duruyor, debriyaja basıldığı halde baskı balata birbirinden ayrılmıyor, vites değiştirilemiyor..Ama araba gidiyor. Bakalım nerede çay ve istirahat molası verecekler. Dişimizi sıkıp beklemekten başka bize düşen fazla iş görünmüyor. > Aşağısı sakal Bana birisi İstanbul Valiliği’nin en zor işi ne, dese..Kar tatili derim. Bu enteresan bir psikoloji.Metropol hastalıklarından olan, trafik, asayiş değil..Yılda iki defa yağan karda okulları tatil etsek mi etmesek mi, tereddüdü ve kararı vilayetin en zor işi. Eee, bunda velilerin de payı var. İki gün de olsa çocuklarının ilimden irfandan mahrum kalmasını istemiyorlar. Tatil ilan edersin, kar yağmazsa niye edildi diye sorarlar..Tatil yok, dersin..Yollar kapanınca bu sabi sübyana yazık değil mi derler.. Ne yapacaksın? Kararı ilçelere bırakmak lazım, diyorlar. Ben, belde belediyelerine bırakın, diyorum. Nihayetinde bu kar tatili..yerel yönetimlerin karar vermesinde ne sakınca var? Cumhuriyetin temel ilkeleriyle doğrudan dolaylı hiçbir bağı yoktur. Olsa diyeceğim ki Ankaramız işi sağlama alıyor. Hatta okul yönetimlerine bırakın, isteyen açık tutsun, isteyen kapatsın. Gevşeyin azıcık. Azıcık telefon trafiği olur, o kadar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT