BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acemi asker savaşta

Acemi asker savaşta

Kendilerine ‘Jarhead’; yani ‘kavanozkafa’ diyen Amerikalı piyadelerin ‘Körfez Savaşı’nda yaşadıklarını anlatan filmde Jake Gyllenhaal ve Jamie Foxx başrolleri paylaşıyor.



> Erol Bilem Filmin künyesi Jarhead *** Yönetmen: Sam Mendes Senaryo: William Broyles (Anthony Swofford’un aynı adlı anılar kitabından) Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Peter Sarsgaard, Jamie Foxx, Chris Cooper, Evan Jones, Lucas Black Beyazperdedeki ilk filmi ‘Amerikan Güzeli’ ile en iyi yönetmen Oscar’ını kucaklayan İngiliz yönetmen Sam Mendes, ‘Azap Yolu’ndan üç yıl sonra bu defa kamerasını ‘Körfez Savaşı’na çeviriyor. Filmin başrolünde, ‘Donnie Darko’nun yıldızı Jake Gyllenhaal yer alıyor. Üç kuşaktan beri asker olan bir aileden gelen 20 yaşındaki Anthony Swofford, Birinci Körfez Savaşı’nda mücadele etmesi için 1990 yazında Suudi Arabistan çöllerine gönderilir. Körfez Savaşı’nda Amerikalı askerler saç tıraşlarından dolayı kendilerine ‘kavanozkafa’ (Jarhead) lakabını takarlar. Deniz piyadesi Swofford’un orada ya şadığı tecrübeler, 2003 yılında yayınlanan ve çok satan kitabı ‘Jarhead’ın konusunu oluşturur. Kendisinin kaleme aldığı anılar kitabında yaşadığı olayları akıcı bir dille anlamaktadır. Savaşa farklı bakış ‘Jarhead’ filminde yaşanan olaylar Körfez Savaşı’na farklı bir bakış getiriyor. O zamanlar 20 yaşında olan bir askerin hatıraları o yıllarda televizyonlar ve gazeteler sayesinde havadan izlediğimiz savaştan çok farklıdır. Burada gecenin karanlığında alev alev yanan petrol kuyularından gökyüzüne doğru uzanan alevlerin yerden çekilmiş görüntüleri vardır. İri kıyım askerler toz toprak içinde ilerlemeye çalışırlar. Hepsi de tükenmiş gibidir. Beklenen savaşın bir sonraki tepenin ardında başlayıp başlamayacağını bilememenin korkusunu iliklerine kadar hissederler. Ansızın acımasız bir çevrenin içine düşmüşlerdir. Gaz maskeleriyle oynanan bir Amerikan futbolunda gibidirler. Vakit geçirmek için oyalanacak eğlence ararlar. Mektup ve ailelerinden gelecek hediye paketlerini heyecanla beklerler, akrepleri dövüştürerek bahse girerler, ailelerinden uzakta hasret giderirler. Ancak bu ortamdan hiç beklenmedik arkadaşlıklar da doğar. Çok güçlü sadakate ve ‘senin için ölürüm’ dayanışmasına varan dostluklardır bunlar. Sonsuza kadar inancını korumaya yemin etmiş askerlerin kardeşliğidir. Sıradan bir savaş filmiyle karşı karşıya olmadığımızı hatırlatalım. Hafta sonu için iyi bir seçenek olabilir. >> Çocukların dünyası... Dünyadaki çocuk haklarının korunmasına katkı olarak UNICEF yararına hazırlanan ‘Umut Güzeldir’ beş ayrı hikâyeden oluşuyor: Bunlardan birincisi, çocuklarının eğitimi, erken gelişimi ve ayırımcılık üzerine işlenmiş bir hikaye. Yetim Ravi anneannesiyle Hindistan’ın güneyinde bir köyde yaşamaktadır. Kendi köyündeki okul yerine başka bir köye gitmek zorunda kalan Ravi, her gün uzun bir yol yürümektedir. Sebebi ise anne ve babası olmadığı için köyünde istenmemesidir. Ravi bunun sebebini pek anlayamaz. Sadece arkadaşı Krishnaveni ona mutluluk verir. Ravi, arkadaşıyla birlikte okul kutlamalarını sabırsızlıkla beklemektedir. Programa katılabilmek için kıyafete ihtiyacı vardır; onu alabilmek için de boş vakitlerinde çalışıp para biriktirir. Ravi üniformasını almasına alır ama ne yazık ki, aynı gün arkadaşı ailesiyle köyü terkederler. Bunun sebebini bir türlü öğrenemez... >> Türk-Bulgar ortak yapımı Bir Bulgaristan-Türkiye ortak yapımı olan ve 80’lerde yaşayan trajediyi konu olan ‘Çalıntı Gözler’ Bulgaristan tarafından En İyi Yabancı Film Oscar adayı olarak seçildi. Başrollerinde ünlü oyuncu Nejat İşler’in de bulunduğu film büyük ilgi görüyor. Ülkelerinde giderek artan baskıya dayanamayan onbinlerce Türk çareyi göç etmekte bulurlar. Ailesi Türkiye’ye yerleşmeye karar veren Ayten öğretmen ise, geçmişinden kopmak istemez ve orada kalmaya karar verir. Köyüne dönen genç kadın, daha önce de bir kaç defa yollarının kesiştiği Ivan’ı kendisini beklerken bulur. Vicdan azabı, bağışlanma ve memleket kavramları üzerine bir çalışma olan “Çalıntı Gözler” yakın döneme damgasını vurmuş acı dolu bir öyküyü tarafsızlıkla anlatmayı başarıyor. >> Şöhret yolunda Johnny Cash, 1995 yılında Sun Stüdyoları’na geldiğinde belki kendisi bile Amerikan kültürüne bu kadar etki edecek bir müzisyen olacağını tahmin etmiyordu. O güne kadar hiçbir müzisyene benzemeyen Cash, ‘Siyah Giyinen Adam’ karakteri, kendine has tavırlarıyla bir döneme damgasını vurdu. Cash rolünü oynayan Joaquin Phoenix’in unutulması güç bir performansa imza attığı ‘Sınırları Aşmak’, aynı zamanda iki başrol oyuncusuna da Altın Küre kazandırdı. Johnny ve June sevgilerini seyirciye en gerçek şekliyle anlatabilmek için filmdeki şarkıları kendileri seslendirdiler. iki oyuncunun da Oscar adayı olduğunu hatırlatalım. “Sınırları Aşmak”, şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar birçok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olan ‘country’ sanatçısı Johnny Cash’in hayatını konu alıyor. Hayatı boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olan Cash, önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşarken ilerleyen yıllarda şöhretin acımasızlığını da ortaya koyacaktır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101718
    % 1.92
  • 5.6886
    % 0.05
  • 6.3813
    % -0.04
  • 7.0932
    % 0.36
  • 259.632
    % -0.41
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT