BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Âlimler bozulunca, din zayıflar

Âlimler bozulunca, din zayıflar

İnsanların saâdeti, âlimlerin elinde olduğu gibi, insanları felâkete, Cehenneme sürükleyenler de, din adamı şeklinde görünen, din düşmanlarıdır. Din adamlarının iyisi, insanların en iyisidir...



Din adamları üç kısımdır: Akıl sâhibi, ilim sâhibi, din sâhibi... Bu üç sıfatı da birlikte taşıyan din adamına “Din âlimi” denir. Bir sıfatı noksân olursa, onun sözüne güvenilmez. İlim sâhibi olmak için, aklî ve naklî ilimlerde mütehassıs olmak lâzımdır. İnsanların saâdeti, âlimlerin elinde olduğu gibi, insanları felâkete, Cehenneme sürükleyenler de, din adamı şeklinde görünen, din düşmanlarıdır. Din adamlarının iyisi, insanların en iyisidir. Dîni dünyâ isteklerine âlet eden, herkesin îmânını bozan din adamı da, dünyânın en kötüsüdür. İnsanların saâdeti ve felâketi, doğru yola gelmesi ve yoldan çıkmaları din adamlarının elindedir. Din adamları içinde, mevki, maâş arzûsunda olmayan, yalnız İslâmiyetin yayılması ve kuvvetlenmesi için uğraşanların sayısı, gün geçtikçe azalmaktadır. Mevki almak, sandalye kapmak arzûsu, bunların her birinin ayrı bir yol tutmasına ve böylece doğru olarak dini anlatma ve yayma işinin de, ikinci derecede kalmasına sebep olmuştur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Siyah bir leke gibi!.. “Âlimlerin dünyâyı sevmesi ve ona düşkün olması, güzel yüzlerine siyah leke gibidir. Böyle olan ilim adamlarının, insanlara faydası olursa da, kendilerine olmaz. Dîni kuvvetlendirmek, İslâmiyeti yaymak şerefi, bunlara ait ise de, bazan kâfir ve fâsık da, bu işi yapar. Nitekim, Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ bu dîni, fâcir kimselerle de, elbette kuvvetlendirir) buyurmuştur. Dünyaya düşkün olan âlimler, çakmak taşına benzer. Çakmak taşında enerji vardır. İnsanlar bu taştaki kudretten ateş yapar, istifâde eder. Taşın ise, hiç istifâdesi olmaz. Bunların da ilimlerinden kendilerine fayda olmaz. Hattâ, bu ilimleri, kendilerine zarar verir. Çünkü, kıyâmet günü, bilmiyorduk, günâh olduğunu bilseydik yapmazdık, diyemezler. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Kıyâmet gününde, en şiddetli azâb görecek kimse, Allahü teâlânın kendi ilminden, kendisini faydalandırmadığı âlimdir.) Allahü teâlânın kıymet verdiği ilmi, Onun sevmediği yolda harcetmek, çok çirkin bir iştir. Onun kıymet verdiğini kötülemek, sevmediğini de kıymetlendirmek, Allahü teâlâya karşı durmak demektir. Ders vermek, vaaz etmek ve dînî yazı, kitap, dergi çıkarmak, ancak, Allah rızâsı için olduğu vakit ve mevki, mal ve şöhret kazanmak için olmadığı zamân faydalı olur. Böyle hâlis, temiz düşünmenin alâmeti de, dünyâya düşkün olmamaktır. Bu belâya düşmüş, dünyâyı seven din adamları, hakikatte dünyâ adamlarıdır. Kötü âlimler bunlardır. Büyüklerden biri şeytânı boş oturuyor, insanları aldatmakla uğraşmıyor görüp, sebebini sorar. Şeytân cevap olarak; “Zamânın din adamı geçinen, kötü âlimleri, insanları yoldan çıkarmakta, bana o kadar yardım ediyor ki, bu mühim işi yapmama lüzûm kalmıyor” demiştir. Dünyâya gönül kaptırmayan, mal, mevki, şöhret kazanmak, başa geçmek sevdâsında olmayan din âlimleri, âhiret adamlarıdır. Peygamberlerin vârisleri, vekîlleridir. İnsanların en iyisi bunlardır. Kıyâmet günü, bunların mürekkebi, şehîtlerin kanı ile tartılacak ve mürekkeb, dahâ ağır gelecektir. (Âlimlerin uykusu ibâdettir) hadîs-i şerîfinde medhedilen, bunlardır. Âhiretteki sonsuz nimetlerin güzelliğini anlayan, dünyânın çirkinliğini ve kötülüğünü gören, âhiretin ebedî, dünyânın ise fânî geçip tükenici olduğunu bilen bunlardır. Bunun için kalıcı olmayan, çabuk değişen ve biten şeylere bakmayıp, bâkî olana, hiç bozulmayan ve bitmeyen güzelliklere sarılmışlardır. Âhiretin büyüklüğünü anlayabilmek, Allahü teâlânın sonsuz büyüklüğünü görebilmekle olur. Âhiretin büyüklüğünü anlayan da, dünyâya hiç kıymet vermez. Çünkü, dünyâ ile âhiret birbirinin zıddıdır. Birini sevindirirsen öteki incinir. Her ikisine birden kıymet vermek veyâ her ikisini aşağılamak olamaz. İki zıt şey bir araya getirilemez.” İnsanların üç sınıfı... İslâm âlimleri, kendilerine sorulan suallere, fıkıh kitaplarından cevap bulup, söylerlerdi. Din adamı şeklinde görünenler ise, fıkıh kitabını okuyup anlayamadığı için, câhil kafasına ve noksan aklına gelenleri söyleyerek suâl sâhibini aldatır. Onun Cehenneme gitmesine sebep olur. Bunun içindir ki Peygamber efendimiz; (Âlimlerin iyisi, insanların en iyisidir. Âlimlerin kötüsü insanların en kötüsüdür) buyurmuştur. Ebû Bekr Verrâk hazretleri buyuruyor ki: “İnsanlarda üç sınıf önemlidir: Devlet adamları, âlimler ve zâhidler... Devlet adamları bozulunca, halkın huzûru bozulur. Âlimler bozulunca, halkın dîni zayıflar. Varını yoğunu Allah yolunda harcayan zâhidler bozulunca da, ahlâk fesâda uğrar. Devlet adamlarının kötülüğü zulüm ile, âlimlerin bozukluğu hırs ve tamah ile, dünyâya düşkün olmayanların, zâhidlerin bozulması da riyâ ve gösteriş ile olur.”
Kapat
KAPAT