BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmajımız net değil

İmajımız net değil

Yeni dünyada yaşayan halkın yarısının Türkiye hakkında hiçbir düşüncesi yokken, son yıllarda Orta Doğu’da meydana gelen savaşlar nedeniyle kimine göre stratejik bir ortağız, kimine göre de “modern” bir ülkeyiz...



> Washington-Ankara hattı ABD’li Gözüyle TÜRKİYE > Hazırlayan: Batuhan Yaşar Ünlü roman yazarı David Brin; “Türkiye bence 21. yy’nin en heyecan verici ülkelerinden birisi” diyor. Profesör David Cuthell ise; “Türkiye ABD’de ağırlığı olmayan bir ülke! Gerçek bu maalesef” görüşünü savunuyor. Prof. Robert Klitgaard de; “Türkiye uzmanı değilim. Diğer profesörler gibi bilmediğim bir konu hakkında da konuşmayacağım. Üç sihirli kelime belki beni kurtarır. Hiçbir şey bilmiyorum!” diyerek ilginç bir değerlendirme yapıyor. Türkiye ile ilgili üç farklı ağızdan, üç farklı yorum. İstesek de istemesek de Colombia Üniversitesi Profesörü David Cuthell’le aynı görüşü paylaşanlar da mevcut. Aslında Amerikan halkı daha çok Klitgaard gibi... Yani Türkiye’yi bilmiyorlar. Haritadaki yerini bile! Birçok Amerikan vatandaşının bizimle ilgili düşüncesi yok. Bilenlerin de “çağdaş bir ülke”, “model bir ülke” olması nedeniyle sempatiyle baktığını söyleyebiliriz. Türkiye buradan, bir Türk’ün gözüyle başka türlü gözüküyor. Bir Amerikalının gözünden ise başka! Lobicilik önemli Genel olarak Türkiye, Orta Doğu’daki savaşlar çıktıktan sonra daha ayrıntılı olarak tanınmaya başlandı. Pozitif ya da negatif çok kuvvetli bir imajı yok. Çoğu insan tarafından iyi bilinmeyen bir ülke. Peki bu kadar az tanınan bir ülke lobicilikte ne durumda? Aslında Amerika Birleşik Devletleri’nde lobicilik deyince profesyonel bir sektörden söz etmiş oluyorsunuz. Bu noktada Türkiye Gazetesi yazarı Hasan Mesut Hazar şunu söylüyor: “ABD’deki Türk lobisi hakkındaki en büyük yanlışlık; lobi işinin sanıldığı gibi herkesin burnunu soktuğu, karmaşık yapıya dönüşmüş gibi düşünülüyor olması! Halbuki burada lobicilik kanunlarla kurulmuş. ABD hükümetinin tanıdığı resmi lobi kurumları var. Türkiye’nin de böyle bir lobi şirketi var. Ve buraya Türkiye ciddi miktarda para ödüyor.” Colombia Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümünden Prof. David Cuthell ise, Türkiye’nin ABD’de yeni yeni anlaşılmaya başladığına dikkat çekerek bir öneride bulunuyor: “En iyi yol turist olarak gidilip Türkiye’nin görülmesi. Türkiye propagandasını da bunun üzerine oturtmak gerekli. İstanbul mükemmel bir şehir. Başbakan Erdoğan da İstanbul’un belediye başkanıydı eskiden.” Folklor sanatçısı Ahmet Lüleci ise Türkler’in ve Türkiye’nin tanınmasına ilişkin görüşünü başından geçen bir ilginç olayla anlatıyor: “1985 yılında bir dans kampındayız. Kampta kültür saatleri de oluyordu. O saatte Türk kültürü hakkında bilgi veriyordum. Dersten sonra; ‘İyi ama, siz Amerika’da büyüdünüz Türk değilsiniz değil mi?’ diye sorarlardı. ‘Çünkü siz kafamızdaki Türk tipinden uzaksınız’ derlerdi. ‘Kafanızdaki Türk tipi nedir?’ dediğimde; ‘Fesi, sakalı olan, deveyle giden insanlar geliyor aklımıza’ derlerdi. ‘Nerden geliyor bu düşünce’ deyince de, ‘Televizyondan öyle görüyoruz’ diyorlardı. Son beş-altı yılda tanıtımımız daha da arttı. Orta Doğu’daki olaylar sonrası Amerikalılar hakkımızda daha fazla bilgi sahibi olmaya başladı. Türkiye’den döndüğümde, gümrükte “Nerelisiniz?” sorusuna, “Türküm” diye cevap verince; “ne iyi, dost ülke” diyenler var. İşin açıkçası yüzde ellisi çok iyi görüyor, yüzde ellisi hiç birşey görmüyor. Onlar için Amerika’nın dışında bir dünya yok, ama yüzde ellisi için de globalleşmek, diğer kültürlerle yaşamak önemli.” Önyargılar var Harvard Üniversitesi Uluslararası Politika ve Ekonomi Bölümünden Prof. Dani Rodrik’e; “Çevrenizde Türkiye’ye bakış nasıl?” diye sorduğumuzda; “Önemli önyargılar oluyor tabii Harvard gibi entellektüel oranı yüksek yerde bile! Bazen insan hakları konusunda Türkiye’de yaşananların tam olarak bilinmediği ortaya çıkıyor” karşılığını alıyoruz. Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü’nde görev yapan Prof. Gökhan Hotamışgil ise; Türkiye’nin ve Türklerin tanınmasını ABD’liler açısından ikiye ayırıyor: “Türkiye burada genellikle vaadi çok olan, ama vaadettiği kapasiteyi yakalamakta yetersiz çaba harcayan bir ülke olarak biliniyor. Halk arasında ise çok iyi tanındığını sanmıyorum.” Yukarıda aktarmaya çalıştığımız görüşler nasıl olursa olsun; Amerikan yönetimleri açısından Türkiye gözden çıkarılamaz bir ülke... İster müttefik deyin, isterseniz farklı bir tanım yapın... Ama hep bir Türkiye senaryosu var kafalarda... >>> Heyecan verici bir ülke Ünlü ABD’li yazar David Brin, TGRT Ankara Haber Müdürü Batuhan Yaşar’a Türkiye ile ilgili görüşlerini anlatırken sanatçı duyarlılığıyla yaklaşıyor meseleye. Ona göre Türkiye; sadece sanatçılar için değil, sıradan Amerikalılar için de heyecan verici bir ülke... >>> Başlarken... Amerika Birleşik Devletleri’ne adımınızı attığınız andan itibaren, girişimciliğin ve özgürlüğün ruhunu her yerde yaşıyorsunuz. 11 Eylül saldırısından sonra demokrasi ve özgürlüklerin kısıtlanması yönünde atılan adımlar, bazı kişileri rahatsız etmiş olsa da, ABD her konuyu tartışabileceğiniz ülke olma özelliğini hâlâ sürdürüyor. Bu yazı dizimizde, Amerikan entellektüel çevrelerinin nabzını tutmaya çalıştık. Acaba zihinlerinde nasıl bir Türkiye imajı var? Türkiye onlar için ne ifade ediyor? Stratejik ortak mı, alelâde bir dost mu? Tezkere olayı ilişkileri nasıl etkiledi? Amerika’nın sosyal hayatında neler değişiyor? Dikkatimizi çeken bir başka unsur da “Geceyarısı Ekspresi” filminin etkilerinin maalesef hâlâ sürdürmesi... Bir Amerikalı sizin Türk olduğunuzu öğrenince hemen “Geceyarısı Ekspresi” filminden bahsetmeye başlıyor! Kısaca söylemek gerekirse, Amerikan rüyasını her yönüyle, üstelik bizi ilgilendiren kesitleri ön plana çıkararak sizlere aktarmaya çalışacağız. > B.Y. >>> 70 yıllık geçmiş Aşk, ihtiras, kavga! Ama her şeye rağmen süren bir birliktelik... Bu iniş çıkışlar, bir romanın değil, Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerinin seyrini gösteriyor aslında... Şimdi Washington’la Ankara’nın 70 yılı aşkın oynadıkları satrancın hikayesi var sırada... Amerika Birleşik Devletleri’nin Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’ndeyiz. Diğer birçok alanda olduğu gibi başarılı bir Türk var karşımızda. Doktor Bülent Ali Rıza anlatıyor: “Türk-Amerikan ilişkileri coğrafi yakınlık, kültürel yakınlık, herhangi dini yakınlık üzerine inşa edilmiş değil. Ticarete bakarsanız hacmi de o kadar fazla değil. Bu ilişki tamamen stratejik bir ortaklık üzerine oturtulmuş. 40’lı yılların sonunda ABD’nin soğuk savaş döneminde Türkiye’ye büyük ihtiyaç vardı. Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girmesiyle pekişen hem ABD’yi hem de Sovyetler Birliği’ne karşı güvence isteyen Türkiye’yi tatmin eden bir ilişki oluşmuştu. 40 yıl devam etti bu ilişki şu anda yaşadığımız soğuk savaş döneminin bitmesiyle Türk ABD ilişkileri bazındaki temel taşın ortadan kalkmasıyla doğan bir belirsizliği yaşıyoruz... Bizi bu şaşırtmamalı...” Görüşüne başvurduğumuz Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Orta Doğu Program Müdürü John Alterman’ın değerlendirmesi ise şöyle: “Çok fazla ortak ilgi alanı var iki ülkenin... Bölgesel güvenlik, Türkiye’nin bölgede bir model olması, Müslüman bir ülke ve aynı zamanda ılımlı bir ülke olması ile ilgileniyor ABD... Washington; Türkiye ekonomisinin büyümesi ve AB’ye üyelik konularında ciddi destekler veriyor. Tabi farklı görüşler, farklı düşünceler de var. Türkiye Irak’ın Kuzeyinde ABD’den farklı bir politika izliyor.” Georgetown Üniversitesi Politik Bilim ve Uluslararası İlişkiler Yardımcı Profesörü Prof. Ersel Aydınlı da Türk Amerikan ilişkilerini değerlendirirken, “Nasıl bakmak isterseniz, öyle görebilirsiniz” diyor ve ekliyor: “Eğer siz ‘bu çok önemlidir, dolayısıyla buna olumlu tarafından bakmak gerekiyor’ derseniz, içinde çok sağlam unsurlar, hatta bağlayıcı unsurlar görebileceğiniz bir ilişki. Ama, şüpheci bakmayı tercih ediyorsanız; inanılmaz derecede kusurları, kara noktaları görebileceğiniz bir ilişki türü. Neden? Çünkü soğuk savaş gibi olaylardan dolayı, Türkiye ile Amerika istese de hiçbir zaman kopamayacakları bir ilişki yaşadı çok uzun süredir. Bunun içerisinde hayal kırıklıkları da oldu. Müthiş destekler de oldu. Böyle bir ilişkiden bahsediyoruz.” >>> Türkiye model ülke Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu Bölgesi’nde Türkiye’yi nasıl görüyor? Laik bir ülke mi, yoksa Müslüman ülkelere model mi, yoksa ılımlı İslamın temsilcileri olarak mı? Profesör John Alterman Türkiye’nin model bir ülke olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bu bakış açısı dinsel ya da laik figürlerin izini taşıyabilir. Türkiye’nin güçlü bir uygarlığı var. Dini bağları var bölgeyle, diğer ülkelere göre merkez konumunda. Laiklik bile tek başına model olmaya yeterli. Çünkü güçlü deneyimleri var Türkiye’nin...” Prof. Edl Shamıloglu da Türkiye’nin model olduğu görüşüne katılıyor: “İslam dünyası ile Amerika’nın arası iyi değil. Ama hükümet, Türkiye’yi hep model olarak gösteriyor. Demokrasi ve İslam aynı anda çalışabiliyor. Bu sebeple Türkiye model bir ülke.” Kimilerine göre Türkiye-ABD ilişkileri stratejik olarak devam ediyor. Kimileri ise Türkiye-ABD ilişkilerini yeni bir temel üzerine oturtmaya çalışıyor. Ancak görünen bir gerçek, yıllardır devam eden güçlü iş birliğinin kolay kolay kopartılmayacağı... ------ > YARIN: STRATEJİK ORTAK MI, ALELÂDE BİR DOST MU?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101566
    % 1.76
  • 5.6804
    % -0.1
  • 6.3745
    % -0.15
  • 7.0989
    % 0.44
  • 260.647
    % -0.02
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT