BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ahmet, iki arada kalmıştı

Ahmet, iki arada kalmıştı

Koca Yusuf, kendisini büyük bir dikkatle dinleyen Ahmet’e Kırkpınar’ın nasıl gerçek efsane olduğunu anlatmağa devam etti:



Koca Yusuf, kendisini büyük bir dikkatle dinleyen Ahmet’e Kırkpınar’ın nasıl gerçek efsane olduğunu anlatmağa devam etti: “Dimetoka’ya yaptığım araştırmayla, Kırkpınar efsanesinde ismi geçen Deli Kızıl Sultan’ın tarihi bir şahsiyet olduğu meydana çıktı. Çanakkale Boğazı’nın Anandolu tarafında bulunan Çardak kasabasının tam karşısında, Avrupa yakasında Şükür Tepesi var. Bu tepede, Şehzade Süleyman, Rumeli’ye geçince şükür namazı kılmış ve bu sebepten bu tepeye bu isim verilmiştir. Şükür Tepesi’nin hemen yanında Bolayır bulunmaktadır. Burada Kırkpınar’ın doğmasına vesile olan yiğitlerin komutanı Şehzade Süleyman’ın kabri var.” Koca Yusuf, Ahmet’in omzunu okşadı: -İşte yiğidim, bütün bunlar sebebiyle ‘Kırkpınar gerçek efsane’ dedim. Ne dersin çok mu iddialı konuşmuşum? Koca Yusuf’un anlattıkları, Kara Ahmet’i başka zamanlara, Kırkpınar’a doğduğu günlere götürmüştü, rüyada gibi konuştu: -Az bile söylemişsiniz Yusuf ağam. Kırkpınar gerçek efsane değil, gerçek bir destan. Koca Yusuf, Ahmet’in benzetmesine güldü: -Haydi toplanalım bakalım. Yolumuz uzun. Bir an önce Edirne’ye varalım. Hamamda güzelce keselenip istirahata çekilelim. Koca Yusuf ve Ahmet, giyinmek üzere çadırlara doğru yürüdüler. Koca Yusuf, Selimiye Camii’sinde tanışmalarından sonra, Ahmet, bırakmamış, “Sen bana Hikmet Dede’nin ve Deli Hafız’ın emanetesin” deyip kaldığı handa Ahmet için yer ayırtmış, Hancıya, Ahmet’in bir dediğini iki etmeyin, öz kardeşim bilin” diyerek sıkı sıkı tembihte bulunmuştu. Ahmet’in büyükortaya güreşmesini istemiş ve güreşer sırasında, Ahmet’e ustalık yapmıştı. * * * -Eee, Ahmet yiğidim. Demek ayrılık vakti geldi. Hayırlısı. Bak sana bir teklifim var. Koca Yusuf’un sana bir teklifim var sözü Ahmet’i heyecanlandırdı: -Buyur Yusuf ağam, sizden gelen teklif, benim için en büyük şereftir. Yusuf, elini Ahmet’in omzuna koydu ve sevgiyle gözlerine baktı: -Gel, şimdilik, İstanbul’a gitme sevdasından vazgeç. Sonra beraber gideriz. Bana yoldaş ol, birlikte güleş kovalayalım. Sen, bana, Gazi Osman Paşa, Hikmet Dede ile geçen günlerini anlatırsın, ben de sana Demir Baba Dergahı’ndakileri... Ne dersin? Koca Yusuf’un sözleri, Ahmet’i, gül ile lale arasında kalan kara sevdalıya benzetti. Tam manasıyla şaşırttı. Bir tarafta, hocası Deli Hafız’ın sözleri. Diğer taraftaysa, öz ağabeyden çok daha fazla sevdiği, onunla olmak için her şeyini vermeye razı olduğu Koca Yusuf’un teklifi. Deli Hafız, Hergeleci İbrahim’i bulmasını, ona çırak olmasını söylemişti. Ahmet, onu Kırkpınar’da bulacağını ummuştu. Ama Hergeleci 1888’in Kırkpınar güreşlerine gelmemişti. Ahmet Kırkpınara gelenlerden, Hergeleci İbrahim’in İstanbul’da Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa’nın yanında bulunduğunu öğrenmişti. Kara Ahmet, Hergeleci İbrahim’i bulmak istediğini Koca Yusuf’a söyleyememişti. Çünkü, onu ustası gibi benimsemişti, onun yanında başka bir güreşçiyi aramaktan bahsetmekten sıkılmıştı. İstanbul’a, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Razgırad’dan ayrılan ve haber alamadığı kız kardeşi Leyla’yı ve halası Sıdıka hanımı aramak için gideceğini söylemişti. > DEVAMI VAR
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106805
    % 0.02
  • 5.6889
    % -0.09
  • 6.3007
    % -0.05
  • 7.3638
    % 0.03
  • 269.116
    % -0.25
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT