BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kanserin izinde

Kanserin izinde

Obezitenin genini bularak tıp dünyasını sallayan Harvard Üniversitesi Profesörü Gökhan Hotamışlıgil, kanserin tedavisini bulmak için çalışmalarını sürdürüyor



Washington-Ankara hattı ABD’li Gözüyle TÜRKİYE >> Hazırlayan: Batuhan Yaşar Bütün dünyada özellikle de Amerika’da çok yaygın bir sağlık problemi haline gelen obezite, insanların ölüme varan sonuçları da beraberinde getiriyordu. Bilim adamlarını bu hastalığın tedavisini bulmaya yönelten en önemli sebep de buydu. İşte o bilim adamlarından birisi, Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks hastalıklar bölümü öğretim üyesi Prof. Gökhan Hotamışlıgil. Yaptığı araştırmalarla obezitenin genlerinden birini keşfediyor ve Amerika kıtasının en önemli sağlık probleminin reçetesini hazırlıyor. “Çalışıyoruz” Kanserin tedavisi konusunda attığı adımlarla da dikkat çeken Hotamışlıgil; “Acaba yakında bu hastalığın kesin tedavisi bulunacak mı?” sorumuza şu cevabı verdi: “Ben kesinlikle bulunacağını düşünüyorum. Şu anki en büyük gelişme; resmin çok büyük bir kısmına bakabiliyor olmamız. Yani bizden önceki bilim adamları, tek tek moleküllere ve mekanizmalara bakarken; biz bütün sisteme aynı anda bakabilme teknolojisine ulaştık. Dolayısıyla ekranın çözünürlüğü çok arttı. O sistem içersinde anlayabilme yeteneğimiz de çok arttı.” Türkiye’nin birçok alanda olduğu gibi biyolojik gelişmelerde de geri kaldığını düşünen Gökhan Hotamışlıgil şöyle devam ediyor: “Ama bazen geç başlamak avantaj olabiliyor. Yani teknolojiyi ve gelişmeleri en son haliyle alıyorsunuz. Türkiye’nin bunu başarması lazım.” “Kalite için...” Son olarak üniversite hocası Gökhan Hotamışlıgil’den, üniversitemizle ilgili görüşlerini alıyoruz: “Türk üniversiteleri arasında şu anda çok büyük farklılıklar yok. Bence üniversitelerimizin durumu çok yüreklendirici. Çok sayıda üniversitenin açılmasını da gayet doğru buluyorum. Böylece zaman içerisinde üniversiteler arasında rekabet oluşacak ve kalite problemini aşacağız. Kalitesiz bir üniversitenin yarışmada yeri belli olacağı için, kaliteyi artırmak üniversitelerin kendi görevi haline gelecek.” Hollywood’da bizden biri Film Afişi Sanatçısı Emrah Yücel, her yıl eğlence sektörüne 25 milyar dolar harcanan Hollywood’daki Türklerden biri... Film afişi deyip geçmeyin. Sinema sanayiinin baş mekanı Hollywood filmlerinin 200’ü aşkın ülkede, ilk tanıtımı bu afişlerle yapılıyor. Dünyaya adını Kill Bill’in afişini tasarlayarak duyuran Yücel, 9 yıldır yaptığı bir işle Hollywood’da parmakla gösteriliyor. Amerika’nın en büyük ihracat gelirinin sinema olduğunu, bu sebeple rakiplerinin de çok olduğunu ifade eden Yücel; “İngiliz çok var burada, çünkü ingilizler özellikle grafik tasarımda çok başarılılar. Fakat Türk grafik dizayn sektöründe ben bir tek kendimi görüyorum” şeklinde konuştu. Yücel; başarısının, Amerika’nın fırsatlar ülkesi olmasından kaynaklandığına da itiraz ederek; “Sizin öncelikle kendi ülkenizde çok başarılı bir pozisyona oturmanız lazım ve yaptığınız işi çok iyi yapıyor olmanız lazım. Çünkü 120 dakikalık bir filmi, bir afişe sıkıştırmak, kolay gibi görünüyor; ancak filmin senaryosunu yazmak hatta yönetmek kadar zor bir iş” dedi. Cennet Krallığı, Frida gibi dünyaca ünlü filmlerin afişlerini de hazırlayan Emrah Yücel; Hollywood’da iddialı olabilecek bir Türk filminin, Amerika’dan yapılacak projelerle mümkün olabileceğine inandığını da sözlerine ekledi. Folklörü tanıtıyor Folklor Sanatçısı Ahmet Lüleci, ABD’de yeni bir dans türü tasarladığını ve Türk folklörünü ABD’lilere öğrettiğini söylüyor. 20 yıl önce ABD’ye yerleştiğini ve burada iki ayrı grupla çalıştığını belirten Lüleci şöyle devam etti: “Çalıştığım gruplar Türk değildi ve ben bunlara Türk danslarını öğrettim. Onlarla birlikte gösteriler yaptım. Modernize edilmiş dünya müziklerini buluyorum ve bunlara adım uyguluyorum. Sona geldiğmizde orijinal danslar çıkıyor ortaya. Özellikle Macar, Türk, Yunan, Bulgar ve Doğu Avrupa ülkelerinin harmanlamasını yapıyorum. Ama asıl çalışmalarımda geleneksel motifleri kullanıyorum. Bunlar çok ilgi görüyor. Dolayısıyla Türkiye’mizin tanıtımına da büyük katkı sağlıyoruz.” ‘Küresel ısınma’nın Türk temsilcisi! New Mexico Üniversitesi’nde Elektronik ve Bilgisayar Profesörü Edl Shamiloğlu... Aslen Tatar olan, ama Türkiye’de doğup büyüyen eşiyle New York’a taşınan Shamiloğlu, “Türkiye’ye Tataristan’dan daha yakınım” diyor. Küresel ısınmanın önemli savunucularından olan Shamiloğlu, “75 yıl sonra buzlar erirse New York su altında kalacak. Bunu durdurmak için gaz ve petrolden ayrılmak lazım, değişik enerji konuları araştırmak lazım” dedi. Mikrodalga teknolojisinde yaptığı araştırmalarla da ön plana çıkan Prof. Şamiloğlu, Amerikan ve Türk üniversitelerinin temel farkını şöyle anlatıyor: “Türkiye’de güzel araştırmalar yapıyorlar, ama maalesef imkanları kısıtlı. Belki bu sebeple yeterince deney yapılamıyor ve istenilen sonuçlara ulaşılamıyor.” Amerikalılara Türkçe öğretiyor Georgetown Üniversitesi Türk Dili ve Kültürü Profesörü Sylvia Önder, bir Türk işadamıyla evlenmesinin ardından kendini Türk gibi hisseden ABD’lilerden... Bir Amerikalı’nın Türkçe öğrenmesinin kolay olmadığını anlatan Önder şöyle devam ediyor: “Türk alfabesi İngilizceye çok benziyor. O bakımdan Türkçe kolay başlıyor. Bir tek “Ğ” ile biraz uğraşıyorlar ama ondan sonra bayağı ilerliyoruz. İlk sene gazeteye başlıyoruz. Daha sonra edebiyat okuyoruz.” Georgetown’da yedi yılını geride bırakmış Önder; ilk kez Türkçe öğrenmeye başlayanların Türkçe ile ilgili önyargılarını da şöyle anlatıyor: “Türkçe, Arapça gibi mi, Farsça gibi mi sorular geliyor. Bu soruları normal karşılıyorum. Yani komşu ülkelerden kaynaklanan bir soru işareti. Ama gerçeği anlatıyorum ve asıl hedefim, Türk kültürünü tanıtmak...” ------ - BİTTİ -
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101566
    % 1.76
  • 5.6804
    % -0.1
  • 6.3745
    % -0.15
  • 7.0989
    % 0.44
  • 260.647
    % -0.02
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT