BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dündar: Ailece tavuk yiyoruz

Dündar: Ailece tavuk yiyoruz

TGRT HABER TV’de yayınlanan Baş Başa programının konuğu Gazeteci-Yazar Uğur Dündar, “Entegre tesislerde üretilen tavukları yemenin hiçbir tehlikesi yok. Ben ve ailem rahatlıkla yiyoruz” dedi.



TGRT HABER TV’de yayınlanan Baş Başa programına katılan Gazeteci-Yazar Uğur Dündar, “Uluslararası sağlık kurallarının geçerli olduğu entegre tesislerde üretilen tavukları yemenin hiçbir tehlikesi yok” dedi. Reklamda oynamak için hiç bir ücret almadığını belirten Dündar, “Kesime gidecek tavuklar dış dünyaya hiçbir şekilde temas etmiyor. Kesime giden hayvanlar veterinerler tarafından kontrol ediliyor. Uluslararası sağlık kurallarının geçerli olduğu ve harfiyyen uygulandığı bu tesislerden çıkan tavukları yemenin hiçbir sakıncası olmadığı bilimsel bir gerçek. Ancak bu gibi felaketlerde, korkular bilimsel gerçeklerin önüne geçebiliyor. Bu korku ve panik de tavukçuluk sektörünü krize sürüklemiştir. Toplumumuzda hayvansal protein zaten yetersiz tüketiliyor. Bu projeyle insanlar kendilerini bu en ucuz protein kaynağından mahrum etmenin yanlışlığını gördü. Satışlarda yüzde 60’lara varan artış yaşandı. Ben ve ailem de tavuk ürünlerini afiyetle yiyoruz. Korkunun izole edilmesi ve tüketim eğiliminin artmasıyla, krizin tamamen biteceğine inanıyorum” dedi. “Ekonomik krizlerin gıda sektöründe sağlıksız ve hijyenik olmayan üretimi artırdığını söyleyen Uğur Dündar, “Tüketiciyi bilinçlendirip, haksız rekabet yoluyla dürüst esnafın mağdur olmasını engellemek için yola çıktık. Sağlıksız gıda üretiminin üzerine belli bir süre gittikten sonra, konunun bittiğini düşünüyordum. Ancak, bir semt pazarında gördüklerimden sonra bu konu üzerinde yeniden durmam gerektiği kanaatine vardım. İşin içine yeniden girdikten sonra ise, gıda terörünün daha fazla arttığını gördüm. Ekonomik krizler de gıda sektöründeki sağlıksız üretimi artırdı. Başka sektörlerde faaliyet gösteren ancak 2001 kriziyle iş yerlerini kapatanlar, birkaç kişiyle ve fazla sermaye koymadan bu işi yapacaklarını zannederek gıda sektörüne yöneldi. Bu da sağlıksız üretimlerin yayılmasına sebep oldu. İnsanların sağlığıyla oynayan, gıda görünümü altında toplumun geleceğini, çocuklarımızı ve onların hayatlarını tehdit eden bu gelişimin adı terördür” diye konuştu. ‘Halk bilinçlendi’ Halkın sağlıklı tüketim konusunda bilinçlendiğini kaydeden Dündar, “Büyükşehirlerde sağlıksız ve kaçak üretim daha yaygın. Örneğin, sadece Eminönü’nde 10 binin üzerinde kaçak gıda üretimi yapan iş yeri bulunuyor. Anadolu’da ise toplumsal bir denetim olduğundan, bu tür üretim yapmak biraz daha zor. Bu konudaki mücadelemizi abartmadan devam ettireceğiz. Medya, toplumu doğru bilgilendirme görevini bir anlamda yerine getirdi. Bu konuda yapılan programlar, yetkilileri harekete geçirdi ve denetimler arttı. Sonuçta medya olarak halka tüketim bilincini aşıladık. Gıda üretiminde de, geçen zaman zarfında birçok geleneksel üretim şekli terk edilerek sağlıklı üretime geçildi. Ayrıca bu konu Avrupa Birliği yolunda Türkiye’yi zora sokabilir” diye konuştu. ‘Kurallar zamanla oluşacak’ “Gerçek mânâda haberciliğin başlangıcı 80’li yılların ortasıdır” diyen Dündar, “1970 yılında hayatımıza giren televizyon, yıllarca devletin tekelinde kaldı. Batıda yayıncılık geleneğinin çok eski olması sebebiyle haberciliğin kuralları yerleşti. Bizde ise, televizyon yayınları büyük bir rekabetle başladı. Rekabet bazen kuralların görmezden gelinmesine sebep olabiliyor. Kalite ancak belli ilkelere, belli kurallara ve standartlara uyularak sağlanır. Dolayısıyla bizim gibi gelişmekte olan ülkelerdeki haber anlayışının, batıdan farklı olarak kurallarının olmayışı çok doğal. Kendimizi batılılarla karşılaştırırken, acımasız değerlendirmelerden kaçınmalıyız. Yayıncılık gelenekleri bakımından ve rekabet halindeki habercilik yayınlarının kalitesi yönünden yapılması gerekenler var. Ancak zamanla oluşacak kurallar, yayınlarımıza ve haberlerimize yön verecektir” şeklinde konuştu. >>> ‘Tereddütsüz kabul ettim’ TAVUKÇULUK sektörünün reklamında oynaması için yapılan teklifi hiç düşünmeden kabul ettiğini söyleyen Uğur Dündar, şunları kaydetti: “Mesleğimi yaparken temiz bir iz bırakmaya, gıda terörü programlarıyla da halkın sağlığını korumaya çalıştım. Halkın hayatını korumak için de kendi hayatımı tehlikeye atacak konuma geldim. Kuş gribiyle tavukçuluk sektörü büyük bir kriz yaşadı. Halkın bana güvenip, inandığını araştırarak gören sektör yetkilileri de benim reklamlarında oynamamı teklif ettiler. Öncelikle tavukçuluk sektöründen ekmeğini kazanan 2 milyon insanı düşündüm. Ayrıca sektörde yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım var. Kriz başka sektörleri de etkilemeye başladı. Dolayısıyla çıkıp doğruları anlatmam lazımdı. Bunun için de hiç tereddüt etmeden toplumsal bir görev olarak gördüğüm bu teklifi kabul ettim. Teklifi sosyal bir görev, topluma karşı bir mesuliyet olarak görerek hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Gazetecilerin halkı doğru bilgilendirmesi gerekiyor. Sonuç olarak, bu bir reklam filmi değil, halkı doğru bilgilendirme projesidir.” >>> “Ücret almadım” UĞUR Dündar, reklam filminin ardından yaşadığı sıkıntıları da ilk kez Baş Başa’da dile getirdi. Paraya değer vermediğini söyleyen Dündar, “Bazı gazeteciler, ilgili kişilere giderek, ‘Uğur Dündar bu işten ne kadar para aldı?’ diye sordular. Bu durum beni çok üzmüştür. Ücret almadığımı söyledim ve paraya değer veren bir insan da değilim. Paranın beni namerde muhtaç etmeyecek kadarıyla yetinebilen bir insanım. Böyle bir felaket varken, reklam filmi için ücret almayı vicdanım uygun görmez. Aksi bir durumda şu ana kadar yaptığım her şeye ihanet etmiş olurdum. Sosyal bir görev, topluma karşı bir sorumluluk olarak gördüğüm için projede yer aldım. Gazeteci olarak toplumu doğru bilgilendirme görevimi yerine getirdiğim için vicdanım rahat. Kaldı ki, para almış dahi olsam bunun ucunda bir ahlâksızlık yok” dedi. Kuş gribi haberleri konusunda medyaya karşı yapılan eleştirilerin yanlışlığına değinen Uğur Dündar, “Biz felaketleri gizlemeye alışık olan bir yönetim anlayışına sahiptik. Türkiye ilk defa bir felaketi çok şeffaf şekilde karşıladı. Bu durum başlangıçta biraz ürkütücü olabilir. Ancak unutulmamalı ki şeffaflık devamlı kazandırır ve bilinçlendirmeyi sağlar. Medyamız önce olayı aktardı, sonra da bundan nasıl korunması gerektiğini topluma aktardı. Medya burada hem haber verme sorumluluğunu yerine getirdi, hem de toplumu doğru bilgilendirmek için üzerine düşeni yaptı” dedi. >>> “TGRT HABER’i beğeniyorum” TGRT HABER’i beğenerek ve keyif alarak izlediğini söyleyen Dündar, “Odamdaki monitörlerden birinde sürekli TGRT HABER TV açık. Özellikle haberi ilk önce ekrana getirme, topluma aktarma konusunda çok başarılısınız. Bunun örneklerini de sık sık görüyoruz. Tarafsız, ilkeleri olan bir habercilik yapıyorsunuz. Sizin ve ekibinizin başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Kapat
KAPAT