BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti

11 Mayıs 1918 Kuzey Kafkasya halkları için tarihi bir gündür. Çünkü o gün, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti istiklalini ilan ederek kurulmuştur.



11 Mayıs 1918 Kuzey Kafkasya halkları için tarihi bir gündür. Çünkü o gün, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti istiklalini ilan ederek kurulmuştur. 81. yıldönümündeyiz. Bu hadise, yani Çeçenistan, Dağıstan, Adigey, Karaçay- Çerkes, Kabardey- Balkar Abhazya ve Osetyalı halkların biraraya gelerek Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurmaları tesadüfi bir olay değildir. Bilakis bu hadise binlerce yıl boyunca devam eden Kafkasya tarihinin mantıki ve kaçınılmaz bir neticesidir. Bu durumu daha net kavrayabilmek için kısa bir tarihi arka plan vermek doğru olacaktır; 300 yıl aralıksız devam ederek, tarihe Rus-Kafkas savaşları olarak geçen ve dünyada emsaline rastlanmayan mezalimin oluşturduğu tepkiler, hürriyet ve vatan sevgisi hayat kaynakları olan Kafkasya halklarını kendi gerçeklerine göre örgütlemeye doğru sürükler ve 18. yüzyıl ortalarında Müridizm hareketi ortaya çıkar. Rus-Kafkas savaşlarının en şiddetli safhasını teşkil eden Müridizm devri, Çeçen asıllı Uşurma Mansur’un 1785’te imam seçilmesi ile başladı. İmam Mansur, bu döneme kadar dağınık birlikler halinde gerilla savaşı veren halkları “Gazavat” bayrağı altında topladı. İslam ahlakı ve kurallarının, askeri ve siyasi disiplin ile bütünleştirilmesi suretiyle, önce Rus istilasına karşı koyacak iradede bir sosyal yapılaşmanın tesisi, akabinde uluslaşma süreci ve nihayetinde de bağımsız, birleşik bir Kuzey Kafkasya devletinin kurulmasını hedefleyen Müridizm hareketi, kısa sürede siyasi otorite şeklini alarak İmam Mansur’un önderliğinde gelişti ve tüm Kuzey Kafkasya’yı etkisi altına aldı. İmam Mansur, 6 yıl süren mücadelesinin sonunda 1791’de Anapa savunması sırasında Ruslara tutsak düştü ve Rus zindanlarında işkence görerek şehid edildi. Mansur’dan sonra İmamet makamına Gazi Molla Muhammed, daha sonra da Hamzat Bek seçildi. Bu iki imamın da şehid edilmesinden sonra, efsanevi direniş önderi olarak ünü bugünlere gelen Şamil 2 Ekim 1834’de imam seçildi ve mücadele en yüksek derecesine ulaştı. İmam Şamil’in 30 yıl süren efsanevi mücadelesinin sonunda, 1859’da Ruslara esir düşmesinin ardından Kafkasya’da büyük bir soykırım başlatıldı. Öldürülen yüzbinlerce insanın yanı sıra, yaklaşık 1.5 (birbuçuk milyon) insan vatanlarından koparılarak Osmanlı topraklarına sürgün edildi. Bu insanların yarısı açlıktan, salgın hastalıklardan yollarda telef oldu, hatta bir kısmı gemilerle birlikte batırılarak Karadeniz’in azgın dalgalarında boğulmuş oldu. (Kafkasyalılar Karadeniz’den çıkan balıkları, kardeşlerinin etlerini yedikleri inancıyla bugün dahi yemezler.) Bu trajik sona rağmen anavatanda kalan bir avuç Kafkasyalı, hürriyetine uzanan pençelerden kurtulmak için her fırsatta ayaklandılar. Ama 1877 ve 1905’te başlayan ayaklanmalar da kanlı bir şekilde bastırıldı. Çarlık Rusyasının nihayet Şubat 1917’de yıkılmasının ardından hürriyet aşkı ile yanan, Hazar’dan Karadeniz’e tüm Kafkasyalılar Dağıstan’ın Andi kasabasında büyük bir halk kurultayı toplayarak, idari ve siyasi yetkilerle donatılan ve başkanlığına Çeçen asıllı Abdülmecid Çermoy’un getirildiği, Kuzey Kafkasya Birleşik Merkez Komitesi ve Millet Meclisi’ni oluşturdular. 11 Mayıs 1918 tarihinde bağımsızlık ilan edilerek, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti resmen kurulmuş oldu. Osmanlı Devleti bu cumhuriyeti hemen tanıdı ve aralarında bir “dostluk ve karşılıklı yardım anlaşması” imzalandı. Ancak bu genç Cumhuriyet, kuruluşunu müteakip önce “beyaz” sonra da “kızıl” orduların saldırılarına maruz kaldı. Milli kuvvetler, Rus saldırılarına İmam Şamil’in torunu Said Şamil önderliğinde karşı koydularsa da ancak üç yıl dayanabildiler. Türkiye’den giden yaklaşık 20.000 kişilik gönüllü ordusunun da, Mondros Mütarekesi şartları gereğince Osmanlı Hükümeti tarafından geri çekilmesi, umutları tamamen bitirdi. Tarih boyunca kendi topraklarında hür yaşamak arzusu ile nesiller feda eden bu kahraman millet kendisinden en az yüz misli, sayısal ve teknik üstünlüğe sahip düşmana karşı 1921 Haziranına kadar direndi. Medeni dünyaya yapılan yardım talepleri de cevapsız kalınca ülke yeniden bütünüyle işgal edildi. Sonrasında bildik sahneler tekrarlanır, büyük bir soykırım daha başlar ve ülkenin hemen hemen tüm yönetici ve aydın kadroları ile din adamları, ya öldürülür ya da Sibirya kamplarına sürgüne gönderilir. Moskova birlik düşüncesini yok etmek için bilinen oyunlarını vakit geçirmeden tatbike koyuldu. Yani “böl ve yönet” politikası Cumhuriyet önce “Dağlılar Cumhuriyeti” ve “Dağıstan” olmak üzere ikiye, daha sonra “Dağlılar Cumhuriyeti” de yedi ayrı idari yapıya bölündü. Bu suretle kardeş halklar arasına suni sınırlar konularak birbirlerinden koparılmak istendi. Çok şükür ki komünist rejimin olanca yıpratmasına rağmen bu suni sınırlar fiziksel olmanın ötesine geçemedi. Kardeş halkların kalplerini birbirinden koparamadı ve bu birlik 70 yıl sonra kurdukları “Kafkas Halkları Konfederasyonu” ile de siyasi ifadesini buldu. 11 Mayıs 1918’de kurulan devlet Kafkasyalıların vatanları için hedefledikleri modelin hayata geçirilmiş ilk örneğidir. Bu devlet içeriği ve hedefleriyle bugün de Kafkasya için ideal bir noktadır. Bu Cumhuriyet, Kafkasya halklarının “özgür irade” kullanışlarının bir sembolüdür. Kendi toprakları üzerinde “hakimiyet” kurma arzusunun bir yansımasıdır. Rus mezaliminin olanca yıpratmasına rağmen, İmam Mansur’dan bu yana “tarihi bağlarını” asla ve asla unutmadıklarının tarihi bir belgesidir. Bu sebepledir ki 11 Mayıs 1918 günü, bugünkü nesil için gaspedilmiş olan istiklallerini geri almak yolunda mücadeleye devam etmeyi telkin eden bir gündür. Dün G.Osetya, Abhazya ve Çeçenistan’da yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki Kafkasyalılar için tek yol birlik ve bağımsızlıktır. Kuzey Kafkasyalıların “kendi kendini yönetme isteğine” tahammül gösteremeyen Batı destekli Rusların her türlü provokasyonlarına rağmen bugün Kafkasyalılar hür iradelerini, Kafkas Halkları Konfederasyonu”nu kurarak göstermişlerdir. İmam Mansurların, Dudayevlerin şehadeti boşuna değildir. Kafkasyalıların hürriyete olan hakkı, kimsenin hatta “sosyalist ya da demokrat” Rusların bile red veya kabulüne muhtaç değildir. Bu hak; “Kafkaslar’a medeniyet getireceğim (!)” iddiasıyla var olan medeniyeti talan eden Ruslara, bölgede devlet otoritesinin olmadığını ve güvensizliğini bahane ederek aktif destek veren sözüm ona insan hakları savunucusu uluslararası toplumun da red veya kabulüne muhtaç değildir. Hiçbir barbar rejim ayakta kalmamıştır. Sovyetler Birliği’nin çöküşü gibi Rusya Federasyonu da çökecektir. Türkiye’nin de lehine olacak olan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yeniden kurulacağı gün hiç de uzakta değildir. (KAFKAS VAKFI: Sofular Mah. Dolap S. No:30-2 Kıztaşı-FATİH / İST. Tel: 0 212 5343158 Fax:0 212 53431 68) (BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ: Fevzipaşa C. No: 57-4 FATİH / İST. Tel: 0 212 5349472 Fax:0 212 5217423)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98812
    % -0.52
  • 5.4924
    % -1.28
  • 6.1985
    % -1.51
  • 7.3364
    % 0.15
  • 234.388
    % -0.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT