BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ecevit 1942-1973-1999

Ecevit 1942-1973-1999

Türkiye Cumhuriyeti’nin 57. Hükümetini kurmaya çalışan Bülent Ecevit’le 40’lı yıllara dayanan, nerede ise altmış yılı bulunan arkadaşlığımı istismar etmek istemem.



Türkiye Cumhuriyeti’nin 57. Hükümetini kurmaya çalışan Bülent Ecevit’le 40’lı yıllara dayanan, nerede ise altmış yılı bulunan arkadaşlığımı istismar etmek istemem. Ama onu, çok yakından tanımak şansına nail olduğum için, hakkında bildiklerimi, bazı vasıflarını, şu bağlamda kamuoyuna ve özellikle gençlere anlatmak ihtiyacını duydum. Ona ve başka hiç kimseye hulûs çakmak ve yaranmak ihtiyacını duymadığım için bu konuda oldukça -yani olabildiği kadar- objektif olabileceğimi zannediyorum. 1973 seçimlerinden önce o zamanki CHP’nin yeni ve genç (49 yaşındaki) Genel Başkanı hakkında Devir Dergisi’nde (hem de onunla aramızın fikir ayrılıkları yüzünden biraz şeker renk olduğu bir dönemde) yazdığım bir analiz yazısında söylediklerime baktım da, Ecevit’in karakteri ve vasıfları 1973’ten 1999’a, pek fazla, hatta hiç değişmemiş. Politika, iktidar ve yıllar onu ifsad etmemiş. 1973-1999 Şöyle yazmışım o zaman: * Ecevit özel hayatında en ufak bir gıllügışı olmayan son derece de dürüst bir insandır. Bütün bunlarla, örnek aile hayatı ile taptaze bir politikacı ve siyasi lider tipi ile hem çevresine ve parti örgütüne hem de kitlelere sevgi, saygı sadakat telkin etmektedir. * Ecevit’in son derecede berrak bir düşünce sistematiği ve kendi içinde tutarlı bir mantık silsilesi vardır. Biraz abartma da olsa, temiz ve net bir Türkçe ile bunları ifade eder. Başlangıç noktaları bazen yanlış ve biraz hayalî de olsa, (kendi içinde) tutarlı mantığı en abartma düşünceleri inandırıcı kılabiliyor. * Ecevit şair ve romantik olduğu için, heyecana kapılınca kendi mantık silsilesine kendisi de kapılmakta, söylediklerine kendisi de inanmakta ve bu oranda başarılı da olmaktadır.. * Ecevit’in büyük bir ikna kabiliyeti var, hitabet kuvveti ile yerli ve yabancıları kolayca etkiler. * Ecevit son derecede çalışkan ve en ufak ayrıntının üzerinde duracak kadar titizdir. * Ecevit dünya olaylarını yakından takip eder. * Ecevit’in yüksek tahsil diploması yoktur. Üniversiteyi yeteneksizliğinden dolayı değil diplomaya o sırada önem vermediği için bitirmemiştir. Yoksa birçok alanlarda nice üniversite mezununu cebinden çıkaracak kadar bilgilidir. HİÇ DEĞİŞMEDİ Evet Ecevit bu hususlarda 1973’ten bu yana hiç değişmemiştir. Bazı ilaveler yapayım: O zamandan bu yana değişmeyen bir tarafı da fikirlerinin cesaretini taşıması ve zahiren yumuşak tabiatına rağmen gerektiğinde bu cesareti göstermesidir. 1974’te Kıbrıs konusundaki kararı ve 1999 2 Mayısında TBMM’deki çıkışı bu vasfının delilleridir. Bunca yıllık arkadaşlığımda çok kızdığını ve sesini yükselttiğini veya ağzından bir küfür kelimesi çıktığını görmedim. Gören varsa beri gelsin! Kızgınlıklarını içine atar ve o yüzden de ülser olmuştur. Son derecede hatta aşırı derecede mütevazı ve alçak gönüllü olduğunu, merasimden debdebeden hoşlanmadığını herkes biliyor, görüyor. Mesela Mercedes araba kullanmayıp mütevazı bir Renault araba kullanması, milletvekili iken VIP salonundan geçmeyip herkes gibi normal kapılardan geçmesi, kesinlikle nümayiş, gösteriş değildir. Hatta bence biraz aşırıdır. Hani Churchill rakibi İşçi Partisi Lideri Clement Attlee için “Çok mütevazı bir adam ama mütevazı olmak için çok sebebi de var!” demiş ya; Ecevit’in de aksine, mütevazı olmamak için çok sebebi ve vasıfları var. 1973’teki yazımda Ecevit ve eşi Rahşan’ın düzgün aile hayatlarından bahsetmişim. Bu yaşam Ecevit’in ulaştığı yüksek mevkilere ve geçirdiği badirelere rağmen aynen devam ediyor. “Birkaç bardak çay, kitap ve müzik.” Birbirlerine yetmenin sırrına vakıf olmuşlardır. Bence aşktan da öte olan birbirlerine bağlılıkları ve karşılıklı saygıları, bu çağda eşine az rastlanır ilişkilerdendir. Bülent ve Rahşan birbirlerini kırmamak, rencide etmemek için karşılıklı ve aşırı gayret sarfederler... Ecevit benim tanıdığım en ivazsız dürüst insanlardan biridir. Dürüst olmamanın yolunu bile bilmez ve başkalarının nasıl dürüst olmadıklarını da pek anlayamaz. Ecevit’in kişisel kusurları ve hataları yok mudur? Tabii ki vardır. Nazikane fakat kolay eğilmez inadı. Aşırı duygusallığı ve bu yüzden fazla etki altında kalabilmesi. Bazı konulardaki saplantıları. Bir dönemde, çok iyi kullandığı, başkalarında bana ters gelen, fakat onun ağzında yadırgayamadığım “olanaklı, olasılıklı, anımsamalı” arığ Türkçesi ile oluşturduğu sloganların etkisi altında kalması... Bir konuda kararını verdikten sonra, bunu rasyonalize etmesi, bir izah şekline doğru veya yanlış bağlaması... Ancak görüyorum ki bugün temelde ve ilkelerinde değişmese bile, yumuşamış, olgunlaşmıştır.. OKULDAKİ SİYASETİ 1940’lı yıllarda okulda iken, siyasi sol-sağ münakaşalarımıza hiç karışmaz, ara sıra mutedil bir fikir beyan ederdi.. O zamanlar solcu değildi. Muhakkak bir tabela takmak gerekiyorsa milliyetçi idi, hatta romantik bir Turan hasretini duyduğunu da söyleyebilirim. Bana göre solculuğu sonradan olmadır ve hiçbir zaman Marksist veya Moskova solcusu olmamıştır... Zaten bugünkü CHP’den ayrılması da bu noktada olmuştur. Okulda iken hiçbirimiz, onun bir gün gelip siyasete atılacağını ve burada zirveye çıkacağını tahmin etmemiştik. 1944 yılının okul yıllığında da hayattaki emelinin şairlik ve yazarlık olduğunu söylüyordu. Dergi ise “O şimdiden büyük bir şairdir!” diye ilave etmişti. Ama ne var ki, siyasete atıldı, zirvesine de çıktı... Ve o, şimdi bir Devlet Adamı!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT