BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaybolan bi’şeyim...

Kaybolan bi’şeyim...

Saatlerdir dolaşıyorum. Sanki bi’şeylerim kaybolmuş da, onları arıyorum...



Saatlerdir dolaşıyorum. Sanki bi’şeylerim kaybolmuş da, onları arıyorum... ..... “Sanki” ne demek, hiç düşündün mü?.. Yani demek ki; sen öyle san!.. Yani demek ki; aslında yok ama sen var zannet!.. Yani, san ki şu şöyledir; ama aslında öyle değildir!.. Vayy başıma; saatlerdir dolaşıyorum içim dolaşık dolaşık! * Dışımdaki her şey kayıp da ben mi her şeyi arıyorum; yoksa her şey yerli yerinde de, kayıp olan ben miyim?.. Kelimeler seni getirmiyor artık bana; sağır mı oldun? Yoksa benim kelimelerim mi topallayan?.. * Halbuki şurda bile sen açmıştın nisan sonuna doğru. Mayısta senin rengindeydi her yan ve haziransa baştan sona sen kokuyordu!.. Hâtıranı çağırıyor şimdi sokaklar... Şehrin sûreti; rimeli akmış bir surat fotoğrafı gibi karşımda! * Niye yazar durmadan bazı insanlar?.. Niye bunca önemlidir ki her duygunun açığa çıkması? Veya kim anlatabilmiş ki kendi duygularını bile, bir başkasına? İnsan; gökte pamuklar gibi uçuşan bulutlarda beliren şekillere benziyor. Öyle değil mi? Yani bir var, bir yok! Nerdesin? Öleceğim aklıma gelirdi de; ölümü hatırlamadığım bir yazı yazacağım aklıma gelmezdi!.. Nerdesin? * Sanki bir defterin ayrı sayfalarında gezinen kelimeleriz. Ben burda çığlık çığlığayım; belki sen de bir başka sayfada telaşlar içinde! Ben, bana benzeyen kelimeler bırakıyorum süründükçe zemine; sen, senden izler çiziyorsun... ..ama, hangi sayfaya?.. ..... Yavaşlayıp beklemem mi, yoksa hızlanıp yetişmem mi gerektiğini bilmeden... Üstelik numarasından da habersiz olduğum bir sayfada; seninle buluşmayı umuyorum! * Saatlerdir dolaşıyorum... Sanki bi’şeylerim kaybolmuş da onları arıyorum... Belki rimeli akmış gibi, belki göbeği çıkmış gibi, belki ve belki ve belki gibi, ama burada işte şehir... Sen, yoksun... Sen, yok olan; Ben ise bi’şeyleri kaybolmuş gibi arayan, arayan, arayan!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT